Aralık 21, 2007

 

1,2, ve 4GB'lık bellek kitleri size yeterli gelmedi mi? Peki o zaman sizi OCZ'nin 8GB'lık yeni DDR2 bellek kiti ile tanıştıralım. Yüksek performanslı ve kaliteli bellek üreticisi OCZ, 8GB'lık yeni DDR-2 bellek kitini duyurdu. Quad-Kit olarak adlandırılan 8GB'lık paket yüksek performanslı oyun ve profesyonel iş istasyonları iiçn hazırlanmış durumda. Platinum Edition dahilinde hazırlanan yeni bellek kiti 2.1v çalışma gerilimi ile geliyor ve 800MHz'lik saat hızına ve CL 5-4-4-18 zamanlamalarına sahip. 2GB'lık 4 adet bellek modülünden oluşan 8GB'lık özel belek paketini tam performansla kullananbilmek için 64-bit işletim sistemi kulanmanız gerektiğini de ifade etmeliyiz. OCZ'ye ait özel soğutma ve ömür boyu garanti ile gelen yeni bellek kitinin fiyatı hakkında ise henüz net bir bilgi buulunmuyor.

21:47 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

 

 

HTPC'ler (Home Theatre PC) giderek yaygınlaşıyorlar. Oturma odalarımızı hedef alan eğlence odaklı HTPC'ler için hazırlanan özel donanımların sayısı da her geçen gün artmakta. Özellikle çoklu ortam uygulamaları için değerlendirilen HTPC'lere yönelik olarak ATi'nin önemli partnerlerinden biri olan GeCube, düşük profilli Radeon 2600XT modelini duyurdu. Firma yeni ekran kartı ile birlikte HTPC severlere film keyfinin yanı sıra kabul edilebilir ölçülerde oyun denemeyi yaşatmayı da hedefliyor.


 

GeCube'ün Radeon 2600XT tabanlı yeni ekran kartının tahmin edebileceğiniz gibi dikkat çeken ilk detayı düşük profilli olması. Bu sayede standart ekran kartlarına göre çok daha az yer kaplayan ekran kartı fanlı soğutmaya sahip. DVI ve Analog çıkışlara ek olarak HDTV destekli tv çıkışına da sahip olan ekran 128-bit bellek veri yolunu kullanıyor. 256MB GDDR3 bellek ile desteklenen ekran kartı 800MHz gpu ve 1.4GHz bellek saat hızına sahip. HTPC'ler başta olmak üzere çoklu ortam odaklı sistemler için hazırlanan ekran kartının fiyatı ise bilinmiyor.

21:46 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

 

GeForce 8800GT ile ciddi bir satış başarısı yakalayan ve kısa bir süre içerisinde yenilenmiş GeForce 8800GTS modelini pazara sunmaya hazırlanan Nvidia cephesinde asıl merak eden soru ise yeni nesil GeForce 9 serisinin ne zaman anons edileceğine yönelik. Grafik kartı üreticilerine yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre Nvidia, GeForce 9 serisinin Şubat ayında anons edecek ve serisinin ilk modeli olacak D9E kod adlı ve yüksek performans odaklı yeni ekran kartını da lanse etmiş olacak. 65nm üretim teknolojisi ile üretilecek D9E gelen bilgilere göre, DirectX 10.1 ve Shader Model 4.1 desteğine de sahip olacak. Nvidia'nın orta segmente yönelik olarak hazırlamakta olduğu D9P ise muhtemelen Haziran ayında tanıtılacak. DX 10.1 ve SM 4.1 desteği de olacak. Bu arada Nvidia D9P, 55nm üretim teknolojisi ile üretilecek.

21:45 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

 

 

Özellikle ikinci el otomobil pazarlarında "Doğan görünümlü Şahin" ve benzer başka ilanlara sanırım birçoğumuz tanık olmuşuzdur. Tabi ordaki amaç eldeki aracı bir miktar daha yüksek fiyat üzerinden satabilmek iken donanım dünyasının kondisyonu yüksek oyuncularından MSI, 8800GTS görünümlü yeni 8800GT modeli ile dikkat çekecek gibi gözüküyor. Bilindiği üzere şu sıralar yurt dışında bir tartışma aldı başını gidiyor. Kimileri GeForce 8800GT'nin sahip olduğu soğutmanın gürültü ve performansını tartışırken, kimileriyse Nvidia'nın 8800GT için çapı genişletilmiş yeni bir soğutma kullanmaya başlayıp başlamadığını yada bazı üreticilerin kendi kararları doğrultusunda özel soğutma kullanıp kullanmadığını sorguluyorlar.

 

MSI ise bu tartışmalara adeta son verecek özel bir model ile karşımıza çıkıyor. Yapılan pek çok test hem soğutma performansı hemde gürültü oranı açısından GeForce 8800GTS ile kullanılmaya başlanan yeni soğutmanın GeForce 8800GT üzerinde yer alan referans soğutmadan çok daha etkili olduğunu ortaya koymakta. Buradan yola çıkan MSI, hazırladığı 8800GT temelli yeni ekran kartında 8800GTS soğutmasını esas almış durumda. Bu sayede hem soğutma performansını arttırmayı hemde gürültü oranını düşürmeyi amaçlayan MSI'ın yeni ekran kartının saat hızları ise gelen bilgilere göre mhtemelen standart değerlerde olacak gibi gözüküyor. 2007 yılı bitmeden satışa sunulması beklenen ürünün fiyatı hakkındaysa şu an için net bir bilgi bulunmuyor.

21:30 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

 

Bugün size benim de pazarlama danışmanlığını yaptığım yenilikçi bir üründen bahsetmek istiyorum. Bu yeni ürünün adı Botego. Botego, karşınızda canlı bir operatör varmış gibi yazışıp bilgi ve destek alabildiğiniz, ya da çeşitli eğlence servislerinden faydalanabildiğiniz bir servisin adı. İnsansı diyaloglara olanak sağlayan bot’lar yeni bir fikir değil. Ancak Botego, bu teknolojinin müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) ve eğlence servislerine adapte edilmiş bir uygulaması, ve bu açıdan en azından Türkiye’de henüz benzeri yok.

Yapay zeka hizmetinizde!
Botego’nun aslında en önemli özelliği yapay zekaya sahip olması. Yani, Botego, zaman içerisinde hatalarını düzeltebiliyor ve bilmediklerini öğreniyor. İnsanlarla olan iletişimi sayesinde de, her gün genişleyen bilgi birikimi, sorulan sorulara gittikçe daha doğru cevap verip, çözüm sunabilmesini sağlıyor. Ayrıca, Botego, sadece tek tek soruları cevaplamakla da kalmıyor. Belli bir senaryo içerisinde, sizin daha önceki soru ve ifadelerinizden, hangi konuda konuşulduğunu anlayıp, bu konudaki cevaplara ve prosedürlere de otomatik olarak yönlenmekte.

Bu özellikleriyle Botego, pek çok uygulamada canlı destek ve hizmet elemanlarının yerini alabilecek özelliklerde. En azından, bir çok kurumun çağrı merkezine ulaşan, ve çözümü çok basit olan soru ve sorunların çözümlenmesinde, büyük rol oynayabileceği kesin.

Botego, ileri sürümlerde, yazışmakta olduğunuz operatörün ruh halini bile belirleyebilmenize olanak tanıyacak. Yani, destek aldığınız sanal operatörün dilini “ciddi”den “samimi”ye kadar değişen bir skala üzerinde istediğiniz noktaya ayarlayabileceksiniz.

Botego uygulaması, webde, MSN gibi mesajlaşma yazılımlarında veya mobil cihazlarda kullanılabilmekte.

Botego’yla tanışmak ve kısa bir sohbet için
www.botego.com adresini ziyaret edebilirsiniz :-)

21:26 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

Sürekli kilo alıp vermek fiziksel olarak kötü sonuçlar doğurabilir. Sadece görüntünüzü değil, sağlığınızı da tehlikeye sokar.
Aldığım kiloları geri verebiliyorum diye yemek yemeyi abartıyorsanız ve bu yüzden sürekli kilo alıp veriyorsanız, büyük bir hata yapıyorsunuz. Çünkü sürekli aynı oranda kilo alup vermek, hem sağlığınızı hem de görüntünüzü riske atar.


Kilo kontrolünde değiştirmeye ihtiyacınız olan davranışlar için aşağıdaki taktikleri uygulayın:
• Sağlıklı yemek,
• Düzenli fiziksel aktivite,
• Sağlıklı bir yaşam tarzıyla kazandığınız kiloyu kabullenmek

Kendinize karşı olan yaklaşımınızı değiştirin. Kilo kontrolü konusunda yaptığınız plan, sizin programınıza, bütçenize, ailesel durumunuza ve kişisel ihtiyaçlarınıza uygun almalı. Uzmanlar, kilo kontrolünde başarılı olan her üç kişiden ikisinin çabalarını kişiselleştirdiğini yani yaşam tarzlarına uygun olacak şekilde değişiklikler yaptığını saptamışlardır.

Kilo kontrolünde başarıya ulaşmak için harekete yönelik ve belirgin yöntemler uygulayın. Belki her öğlen 15 dakika yürüyebilir veya milk shake yerine süt içmeyi tercih edebilirsiniz. Çok fazla belirsizseniz –“Kızarmış tavuk yerine haşlanmış tavuk tüketeceğim” şeklinde bir karar yerine “Daha az miktarda yağlı besinleri tüketeceğim” şeklinde bir karar vermek gibi- başarınızı çok iyi değerlendiremeyebilirsiniz.


Kilo vermeye veya almaya ihtiyacınız varsa, gerçekçi hedefler oluşturun. Hedeflerinizin uygulanabilir ve kısa süreli olmasına dikkat edin. Örneğin, bir seferde 2.5 kg zayıflamak 15 veya daha fazla kilogram zayıflamaya çalışmaktan çok daha uygulanabilir bir hedeftir. Her projede olduğu gibi, ufak adımlarla başarıya ulaşmak daha kolay ve daha sağlıklı olur.

Uzun vadeli düşünün; aceleci olmayın. Hiçbir besin tüketmeden veya aç kalarak uygulanan diyetler sonucu kilo kaybı olduğu doğrudur, fakat bunun çoğu sudur! Ve lapalı egzersiz rejimleri de vücudunuzu forma sokabilir. Fakat çoğu birey için, bu tip yaşam tarzı gerçekçi olmamakta ve sağlıklarını yitirebilmektedirler. Tüm yaşamınızı etkileyecek olan yaklaşımların kısa sürede uygulanması pek iyi sonuç vermemektedir.

Kısa süreli çözümler yerine yaşam tarzınızda ve yeme alışkanlıklarınızda gerçekçi değişiklikler yapmaya çalışın. Haftada 250 ile 500 gram arasında olan ağırlık değişimi sağlıklıdır. Haftada 1 kilogramdan daha fazla kilo kaybediyorsanız, ya çok fazla egzersiz yapıyorsunuz ya da çok az besin tüketiyorsunuz demektir. Unutmayın: Fazla kilolarınız sadece bir gecede oluşmadığı için aynı sürede de kurtulabileceğinizi düşünmeyin.

Kendinizle konuşurken gerçekçi olun. Uyguladığınız yöntemde “her zaman”, “hiçbir zaman” ve “olmalı” gibi kesin sözcükleri kullanmaktan kaçının. Her zaman tatlıdan kaçınırım. Hiçbir zaman kızarmış patates tüketmeyeceğim. Her gün 20 tur yüzmeliyim. “Yapmış olmalıyım” gibi ifadelerden de kurtulmalısınız.

Kendinizi çok sıkmayın. Kimse kusursuz değildir. Kendinize ara sıra dinlenme fırsatı verin. Ve kendinizi suçlu hissetmeyin. Sonra tekrar kaldığınız yerden devam edin; aynen attan düştükten sonra tekrar üzerine çıkıp binmek gibi. Bir işi yapmak için ne kadar uzun süre beklerseniz o kadar güç olur!Ara sıra kendinize izin verin. Böylece bu uzun koşuda daha başarılı olabilirsiniz.

Yaşam tarzınızda bir değişiklik yapın ve buna bağlı kalın. Kilo sorununuz muhtemelen bir çok faktörün (genetik, metabolik hız
, cinsiyet ve hatta yaşam tarzı gibi) sonucudur. Yaşam tarzınızı ele alacak olursak, genelde nasıl yersiniz ve ne kadar egzersiz yaparsınız? Kendinize fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı ve sağlıklı bir yeme alışkanlığı oluşturun.

Başarılı olmayı hedefleyin. Hayatta bazı amaçlarınıza ulaşmak kendinize olan güveninizi pekiştirir
. Olumlu ve şevkli bir yaklaşım içinde olmanız kilo kontrolünde başarıya ulaşmanızı sağlayacaktır.

06:33 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

Bosphorus International Kulak Burun Boğaz'ın Medikal Direktörü Prof.Dr. Günter Hafız konu ile ilgili son gelişmeleri anlattı...

Tiroid-Guatr bezi boynun ön bölgesinde nefes borusunun hemen önünde yer alan kelebek benzeri ikili kanadı bir de birleştirici bölgesi olan 20-25 gr ağırlığında bir iç salgı bezidir. Yalnızca 25 gr ağırlığında olmasına rağmen salgıladığı hormonlar ile büyüme ve gelişme ve metabolizmada önemli rol oynar.Guatr ise tiroid bezinin herhangi bir sebeple büyümesi ve bunun dışarıdan farkedilmesi durumudur ülkemiz gibi iyot tüketiminin yetersiz olduğu bölge insanlarında sıkça görülen bir rahatsızlıktır.

''Erken teşhis çok önemlidir.''
Dünyada yaklaşık 200 milyon insanda tiroid hastalığı bulunmaktadır. Ancak günümüzde tiroidle ilgili hastalıkların bir çoğunun tedavisi mümkündür. Tedavi edilmemiş tiroid hastalıkları ise ciddi va kalıcı hasarlara yol açabilmektedir. Bu durumu önlemek isteyen kişiler en ufak belirtilerden birini hissettiklerinde hekim ile temasa geçerek erken dönemde hastalığın kontrol altına alınmasını sağlayabilirler.Ülkemizde de tiroid hastalığı 10 kişiden 3'ünü etkilemektedir. Tiroid hastalıklarının çoğu bayanlarda daha sık görülmektedir.


Neler yapılmalı?
Uygun teşhis ve tedavi şeklinin cerrah, endokrinolog, radyolog, patolog ve nükleer tıp uzmanından oluşan bir ekip tarafından planlanması ve yürütülmesi gerekir. Muayene, kan testi (T3, T4, TSH hormonları tetkiki), tiroid ultrasonu, ince iğne aspirasyon biyografisi veya sintigrafisinden teşhiste yararlanılır. Tedavi ilaçla, radyoaktif iyot tedavisi ile ve cerrahi yöntemlerle yapılabilir.

Ameliyat iziCerrahinin bir çok dalı gibi tiroid cerrahisinde de mikroinvazif (daha az zarar veren) teknikler uygun vakalarda ön plana çıkmaya başladı
. Endoskopik cerrahideki gelişmeler ve damarları dikiş ya da bağlamaya ihtiyaç duymadan kapatan ve kesen cihazlar yardımı ile uygun olgularda ameliyatı yaklaşık 2 cm' lik bir kesiden gerçekleştirmek mümkündür. Geniş cilt kesisinden kaçınmak doğal olarak daha estetik bir görünüme ve daha hızlı ameliyat sonrası iyileşmeye yardımcı olmaktadır.

06:32 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

Madeni Para Nasıl Yapılır?/Video  

                                                                                                    

 

 

 

 

 Çikolata Nasıl Yapılır?/Video  

 

 

Alüminyum Folyo Nasıl Yapılır?/Video  

 

 

 

Güneş Panelleri Nasıl Yapılır?/Video

 

 

Kibrit Nasıl Yapılır?/Video

 

 

06:17 - Aralık 21, 2007 - yorum { 1 } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

İlklere İmza Atan Türk Kadınları

 

İlk alfabenin yazarı: Melahat Uğurkan

İlk avukat: Süreyya Ağaoğlu

İlk bakan: Prof. Dr. Türkan Akyol

İlk başbakan: Prof. Dr. Tansu Çiller

İlk belediye başkanı: Müfide İlhan

İlk büyükelçi: Filiz Dinçmen

İlk Danıştay Başkanı: Füruzan İkincioğulları

İlk Danıştay üyesi: Şükran Esmerer

İlk Adalet Müfettişi ve Adalet Başmüfettişi :Nazmiye Kılıç

İlk diş hekimi: Ferdane Bozdoğan Erberk

ilk doktor: Safiye Ali

İlk dünya güzeli: Keriman Halis

İlk eczacı: Rukiye Kanat Arran

İlk emniyet müdürü: Feriha Sanerk

İlk hakim: Suat Berk

İlk hazine genel müdürü: Aysel Gönül Öymen

İlk hemşire: Esma Deniz

İlk hesap uzmanı: Müşerref Çallılar ve Güzide Amark

İlk heykeltıraş: Sabiha Bengütaş

İlk hukukçu: Beraat Zeki Üngör

İlk jet pilotu: Leman Altınçekiç

İlk karakol amiri: Nevlan Kulak

İlk kaymakam: Özlem Bozkurt

İlk kimyacı: Remziye Hisar

ilk makinist: Seher Aytaç

İlk milli eğitim müdürü: Güler Karakülah

İlk milli maç hakemi: Lale Orta

İlk muhtar: Gül Esin

İlk müzeci: Seniha Sami

İlk opera sanatçısı: Semiha Berksoy

İlk orman mühendisi: Binnaz Zehra Sert

İlk otomobil yarışçısı: Samiye Morkaya

İlk petrol mühendisi: Halide Ural Türktan

İlk pilot: Sabiha Gökçen

ilk polis memuru: Betül Diker

İlk profesör: Dr. Fazıla Şevket Giz

İlk radyo spikeri: Emel Gazimihal

İlk savcı: Tüzünkan Koçhisaroğlu

İlk sayıştay üyesi: Fehrunisa Etmen

İlk senatör ve elçi: Adile Ayda

İlk sendika başkanı: Dervişe Koç

ilk subay: Ülkü Sema Toksöz

İlk TBMM başvekili: Neriman Neftçi

İlk Türkiye güzeli: Feriha Tevfik

İlk TV spikeri: Nuran Devres

İlk vali: Lale Aytaman

İlk veteriner: Sabire Aydemir

İlk yargıtay üyesi: Melahat Ruacan

İlk yüksek mahkemesi başkanı: Firdevs Menteşe

ilk yüksek mimar: Münevver Gözeler

İlk yüksek mühendis: Sabiha Ecebilge

İlk kadın vali: Lale Aytaman.

İlk kadın bakan: Türkan Akyol

06:12 - Aralık 21, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 21, 2007

Kağıt Nasıl Yapılır?

 

Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts'ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts'ai Lun demezsiniz. Ama O'dur. Ts'ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin'de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya'ya 751, Bağdat'a ise 793 yılında ulaşan Ts'ai Lun'un kağıt yapma metodu, Avrupa'ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa'da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya'da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi'ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.

06:10 - Aralık 21, 2007 - yorum { 1 } - yorum yaz


written by bilimhaberleri


{ Sayfa 1 of 191 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->