Aralık 29, 2007

Kimya Ödev Kapakları

 

İNDİR

22:02 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

Matematik Ödev Kapaları

 

İNDİR

22:00 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

2007-2008 4.Sınıf Trafik ve İlkyardım Eğitimi Günlük Planı
http://files.filefront.com/4siniftrafikveilkyardim

2007-2008 5.Sınıf Trafik ve İlkyardım Eğitimi Günlük Planı
http://files.filefront.com/5siniftrafikveilkyardim

2007-2008 7.Sınıf Fen ve Teknoloji Günlük Planı
http://files.filefront.com/7singunlukfenrar/;87565

2007-2008 8.Sınıf Fen ve Teknoloji Günlük Planı
http://files.filefront.com/8+DERSrar/;8756587;/fil

2007-2008 6.Sınıf Müzik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/6+MZ304K+GNLK+TAMAMI+YE

2007-2008 7.Sınıf Müzik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/7gnlkrar/;8756606;/file

2007-2008 8.Sınıf Müzik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/8gnlkrar/;8756607;/file

2007-2008 8.Sınıf Trafik ve İlkyardım Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/Trafik8DersPlanlarizip/

2007-2008 6.Sınıf Beden Eğitimi Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/6SINIFBEDENrar/;8756616

2007-2008 7.Sınıf Türkçe Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/TRKE7+C304MR304rar/;875

2007-2008 8.Sınıf Matematik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+mat8+gunluk+p

2007-2008 7.Sınıf Matematik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/7matrar/;8756652;/filei

2007-2008 6.Sınıf Matematik Dersi Günlük Planı
http://files.filefront.com/6matrar/;8757412;/filei

2007-2008 3.Sınıf Günlük Planların Tamamı
http://files.filefront.com/sinif3+gunlukplanzip/;8

2007-2008 2.Sınıf Günlük Planların Tamamı
http://files.filefront.com/sinif+2+gunlukplanzip/;

2007-2008 1.Sınıf Günlük Planların Tamamı
http://files.filefront.com/sinif+1+gunlukplanlarzi

21:56 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

DERECELİ PUANLAMA ANAHTARI (RUBRİC)
Dereceli puanlama anahtarı, performansı tanımlayan ölçütleri içeren puanlama rehberidir. Herhangi bir çalışmanın puanlanması için geliştirilmiş ölçütleri içeren bir araçtır. En faydalı dereceli puanlama anahtarı öğretmenlerin kendi yaptıklarıdır.
Dereceli Puanlama Anahtarı Kullanmanın Nedenleri
· Öğretmen ve öğrenci için açık bir kalite tanımı verir.
· Öğrenciler derecelendirme ölçeği kullandıkça ürettikleri ürünün sorumluluğunu daha fazla duyarlar.
· Öğretmenlerin puanlama için harcadıkları zamanın azalmasına katkıda bulunur.
· Öğretmenin öğrenci çalışmalarını değerlendirmelerini basitleştirir.
· Öğrencilere bir ödevi tamamlarken kendi performanslarını değerlendirebilecekleri standartlar ve ölçütler sağlar.
· Ölçeklerde belirlenen ölçütlerin velilere bildirilmesi, çocuklarına yardımcı olacak velilere kolaylık sağlar.
Dereceli Puanlama Anahtarı Geliştirme Aşamaları I
Ø Ölçeğin ne amaçla geliştirileceğinin belirlenmesi,
Ø Ne tür puanlama anahtarı kullanılacağına karar verilmesi
Ø Ölçütlerin tanımlanması. Davranış, ürün yada her bir becerinin yeterlik düzeyi için kısa ölçütler yazılır. Burada önemli olan yeterlik düzeylerini tanımlamak ve düzeyler arasında ölçütleri iyi ayırt edebilmektir.
Ø Kullanılacak ölçeğin taslağının hazırlanması,
Ø Taslak üzerinde gerekli düzeltmelerin yapılması için öğrenci ve öğretmen görüşlerinin alınması
Ø Uygulamadan sonra tutarlık ve güvenirliğin belirlenmesi

Dereceli Puanlama Anahtarının Hazırlanmasına Yönelik Bazı Öneriler

Ø Dereceli puanlama anahtarlarında çok genel ölçütler kullanılmamalıdır.
Ø İşlevsel olmayan detaylara yer verilmemelidir.
Ø Sınırlı sayıda boyuta ya da özelliğe odaklanmak gerekir.
Ø Anahtar nitelikte, öğretilebilir ölçütler kullanılmalıdır.
Ø Ölçülebilir ölçütler kullanılmalıdır.
Ø Tanımlayıcılar dikkatlice seçilmelidir.
Ø Dörtlü bir performans düzeyi kullanmak daha işlevseldir.
Ø Düzeyler arasındaki uzaklık eşit tutulmaya çalışılmalıdır.
Ø Gerektiğinde, dereceli puanlama anahtarının ölçütlerinin belirlenmesi sürecine öğrencilerin de katılımı sağlanmalıdır.


Amaçlarına Göre Dereceli Puanlama Anahtarı

1. Bütüncül Dereceli Puanlama Anahtarı: Öğretmenin genel süreci veya ürünü bir bütün olarak, parçalarını dikkate almadan puanlamasıdır. Bu yöntem öğrenme ürünleri toplam puan olarak değerlendirilmek istendiğinde kullanılır.

Puan
Ölçütler
4
Konuyu tümüyle iyi anladığını gösterdi. Konuyla ilgili öne sürülen düşünceler mantıklı gerekçelerle desteklendi. Konuyu farklı örneklerle açıkladı. Olaylar arasında farklı bağlantılar kurdu. Konuyla ilgili çelişkili açıklama yapılmadı.
3
Konuyu anladığını gösterdi. Konuyla ilgili öne sürülen düşünceler mantıklı gerekçelerle desteklendi fakat yeterli değildi. Yazılı açıklamalar yeterliydi.
2
Konunun çoğunu anladığını gösterdi. Konuyla ilgili öne sürülen düşünceler desteklendi fakat yeterli değildi. Anlatımda çelişkili açıklamalar yapıldı.
1
Konunun birazını anladığını gösterdi. Örnekler yeterli değildi. Önemli eksikler vardı.

2. Analitik Dereceli Puanlama Anahtarı: Burada önce performans veya ürünün parçalarının ayrı ayrı puanlanmasını, sonra da bu puanları toplayarak toplam puanın hesaplanmasını gerektirir. Bu ölçekler, çalışmanın ya da ürünün farklı boyutlarına farklı notlar vermek amacıyla oluşturulur.

HARİTA İÇİN DERECELİ PUANLAMA ANAHTARI
PUAN
İÇERİK
4
Haritadaki bütün işaretler doğru ve dikkatli bir şekilde yerleştirilmiş. Sınır çizgileri doğru ve özenle çizilmiş.
3
Bütün işaretler haritada var. Bunların çoğu da haritaya doğru yerleştirilmiş.
2
İşaretlerden bir kaçı haritada yok. Haritada olanların da bir kaçı doğru yerleştirilmemiş.
1
İşaretlerin çoğu haritada yok. Olanların çoğu da doğru yerleştirilmemiş.
PUAN
GÖRÜNÜMÜN YETERLİĞİ
4
Haritanın görüntüsü temiz ve çok renkli. Haritadaki işaretler çok kolay okunuyor.
3
Haritada birkaç renk var. Bazı işaretler kolay okunmuyor.
2
Sınırlı sayıda renk kullanılmış. İşaretlerin ne olduğu haritadan zor okunuyor.
1
Renkler ya hiç yok ya da çok az kullanılmış. İşaretler çok az kullanılmış.
PUAN
HARİTA ELEMANLARI
4
Haritanın başlığı, yön oku, ölçeği, anahtar bölümü (lejant), kaynağı, enlem ve boylamları haritada bulunmaktadır.
3
Standart bir haritada olması gerekenlerin çoğu var. Bunların çoğu da doğru ve kolay anlaşılmaktadır.
2
Standart bir haritada olması gerekenlerin yarısı yok.
1
Standart bir haritada olması gerekenlerin çoğu yok.

ÖĞRETİCİ METİN İÇİN DERECELİ PUANLAMA ANAHTARI

Çok iyi (3)
İyi (2)
Kabul edilebilir(1)

Düzenleme
Bilgiler açık, uygun ve doğru olarak düzenlenmiş.
Bilgiler uygun bir şekilde düzenlenmiş fakat bazı bölümler açık değil ve tutarsızlıklar var.
Tanımlar ve ayrıntılar ya yok ya da çok az. Düşünceler karışık, düzensiz ve ilgisiz.

İçerik
İçerik açık, ilgili, doğru ve özlü olarak verilmiş.
İçerik uygun fakat amaçla bağlantısı eksik.
Yeterli içerik göstergeleri çok az.


Yazım Kuralları
Okunabilirliği iyi
Küçük hatalar var ama okumayı engelleyecek kadar değil.
Doğru bir şekilde yazıldığının göstergeleri ya yok ya da çok az. Okunması ile ciddi sıkıntıları var.
Araştırma ve Yorumlama
Bilgiler doğru yorumlanmış. Araştırmaya dayalı olarak analiz yapılmış ve sonuçlar çıkarılmış.
Bilgiler ve veriler doğru yorumlanmış fakat analizler ve sonuçlar araştırma ile desteklenmemiş.
Analiz ve sonuç yok ya da çok az bilgiyle yanlış yorumlanmış.
Kelime Seçimi
Kelimeler uygun bir şekilde seçilmiş ve terimler konuyla ilgili.
Bazı uygun olmayan kelimeler verilmiş ya da uygun kelimelerin kullanılışı sınırlı.
Kelimeler uygun değil ve kullanım sınırlı.
Uyarlama: İndependent School District 196, Rosemount, Minnesota

21:55 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

Şimdiye kadar bilgi edinimi, yaşam ve okulun temel amacı olarak görülmüştür. Günümüzde ise bilgiye bakış değişmiştir. Bilgi olguları, kavramları, ilkeleri ve süreçleri ezberlemek olarak görülmemektedir. Bilgiyi kullanma, bilgiyi edinmeden daha fazla vurgulanmaktadır. Bilgiyi öğrenmenin önemi göz ardı edilmemekle birlikte, öğrenciler bilgiyi problem çözmede, anlamlı ortamlarda eleştirel düşünmede ve yaratıcı düşünmede kullanmalıdır. Beceri ise bilgi gerektiren ve performans içeren karmaşık bir eylemdir. Hem bilgi hem beceri kısa zamanda kolayca öğretilebilir ve öğrenilebilir. Fakat yetenek daha geç gelişir ve daha karmaşıktır. Bilgi ve becerilerin birleşmesi ile yetenek ortaya çıkmaktadır.
Beceri; öğrencilerde, öğrenme süreci içerisinde kazanılması, geliştirilmesi ve yaşama aktarılması tasarlanan kabiliyetlerdir. İlköğretim 4 - 8. sınıf düzeyinde diğer derslerle birlikte ilk 9 beceriyi kazandırmanın yanında, kendine özgü 5 beceriyi kazandırmayı da amaçlamaktadır. Bu beceriler aşamaları ile birlikte aşağıda gösterilmiştir. Bu becerilerin bazılarına ya da aşamalarına, üniteler göz önünde bulundurularak, doğrudan verilecek beceri olarak programda yer verilmektedir.

Bu becerileri şöyle sıralayabiliriz:
1. Eleştirel Düşünme Becerisi
2. Yaratıcı Düşünme Becerisi
3. İletişim ve Empati Becerisi
4. Araştırma Becerisi
5. Problem Çözme Becerisi
6. Karar Verme Becerisi
7. Bilgi Teknolojilerini Kullanma Becerisi
8. Girişimcilik Becerisi
9. Türkçeyi Doğru, Güzel ve Etkili Kullanma Becerisi
10. Gözlem Becerisi
11. Mekânı Algılama Becerisi
12. Zaman ve Kronolojiyi Algılama Becerisi
13. Değişim ve Sürekliliği Algılama Becerisi
14. Sosyal Katılım Becerisi

PROGRAM BECERİLERİ

ELEŞTİREL DÜŞÜNME BECERİSİ
1. Bir kanıtı kullanma ya da referansa dayanma
2. Sebep-sonuç ilişkisini belirleme
3. İlkeleri türetme
4. Genelleme yapma
5. Farklı bakış açılarını açıklama
6. Kararları sorgulama
7. Sınıflama yapma
8. Değerlendirme (ölçüt belirleme)
9. Karşılaştırma yapma
10. İlgili ve ilgisiz bilgiyi ayırt etme
11. Kalıp yargıları fark etme
12. Çıkarımda bulunma

YARATICI DÜŞÜNME BECERİSİ
1. Esnek ve orijinal olma
2. İmgeleme
3. Analiz, sentez, değerlendirme yapma
4. Sıra dışı bağlantılar kurma

İLETİŞİM VE EMPATİ BECERİSİ
1. Dinleme
2. Sözlü ya da yazılı olarak kendini ifade etme
3. Tartışma
4. Bağlantı kurma
5. Farklı perspektiften bakma
6. Açık fikirli olma
7. Başkalarının düşünce ve duygularını anlama
8. Farklılıklara saygı duyma
9. Görüşlerini gerekçelendirme
10. Ortak bir amaç çevresinde toplanma
11. Dönemin şartlarına uygun olarak geçmişteki insanların düşünce, amaç ve duygularını anlama (Tarihsel Empati)
ARAŞTIRMA BECERİSİ
1. Okuduğunu Anlama
a. Ana fikri çıkarmak için okuma
b. Ana fikri bulmak için bölüm ve konu başlıklarını kullanma
c. Çalışılan konu ile ilgili paragrafları seçme
d. Okuduğunu yorumlama
e. İlgili terim ve kelimenin anlamını bulmak için sözlük, kelime listesi oluşturma
f. Kelime anlamına ulaşmak için uygun kaynakları kullanma
g. Artan sosyal bilimler kavramlarını tanıma ve anlama
h. Olgu ve fikirleri ayırma, propagandayı tanıma
i. Yazarın yargısını tanıma
j. Metni anlamaya yardımcı olan resimlerdeki ipuçlarını ve açıklamaları kullanma.
k. Değişik amaçlar için okuma (eleştirel, analitik, soru cevaplamak için, fikir oluşturmak için…)
l. Değişik şekillerde basılmış materyalleri okuma ( kitap, gazete, dergi…)
m. Anlamı zenginleştirmek için edebi metinleri inceleme (tarihi roman, hikâye…)

2. Bilgiyi Bulma, Kullanılabilir Biçimde Planlama ve Yazma
a. Kütüphane kullanma (Bilgisayarda katalog tarama, kitap fiş katalogu kullanma)
b. Özel referans kaynaklarına ulaşma (almanak, ansiklopedi, sözlük, il yıllıkları, mikrofişler, dergiler)
c. Basılı ve görsel kaynaklardaki bilgilere ulaşma (gazete, dergi, televizyon, radyo, video kaset…)
d. Kitabın farklı bölümlerini kullanma (dizin, içindekiler…)
e. Anahtar sözcükleri, ciltlerdeki rakam ve harfleri, indeksi ve referansları kullanma
f. Bilgi kaynaklarını değerlendirme (basılı, görsel, elektronik..)
g. Uygun bilgi kaynağı kullanma
h. Kaynak olarak toplumu kullanma ve bireylerle görüşmeler yapma (sözlü tarih çalışmaları)
i. Kullanılabilir biçimlerde bilgiyi planlama ve yazma (Konunun ana fikrini çıkarma, özet hazırlama, not alma, bilgiyi kaydetme, dipnot, italik kullanma, bilgi için dinleme, yönergeyi kullanma, rapor yazma).
j. Yararlandığı kaynakları “Kaynakça”da titizlikle gösterme.

PROBLEM ÇÖZME
1. Problemi tanımlama ve sınırlandırma
2. Problemin çözümüne yönelik hipotezler ortaya atma
3. Veri ve kaynak araştırması yapma
4. Hipotezleri test etme
5. Probleme yönelik bir çözüme varma
KARAR VERME BECERİSİ
1. Sorunun farkına varma
2. Sorunu tespit edebilme ve tanıma
3. Sorunun çözümü için hipotez ileri sürme
4. Sorunun çözümü için veri toplama, düzenleme ve değerlendirme
5. Hipotezi test etme
6. Çözüm yollarını öğrenme
7. Çözüm yollarından uygun olanına karar verip, uygulamaya koyma
8. Çözümü değerlendirme

BİLGİ TEKNOLOJİLERİNİ KULLANMA BECERİSİ
1. Yönergeden yararlanarak bilgisayarı kullanma
2. Farklı kaynaklardan toplanmış bilgiyi kaydetme, biçimlendirme, tekrar kullanma
3. Biçimlendirdiği bilgiyi bilgisayar ortamında sunma
4. Metin, grafik, renk ve ses efektleri kullanarak çoklu ortamda rapor hazırlama
5. Telefon ve televizyon ağlarını kullanarak bilgiye ulaşma yeteneği kazanma
6. Günlük hayatta ulaşabildiği teknolojik ürünleri amacına uygun olarak kullanma

GİRİŞİMCİLİK
1. Meslekleri ve çevresindeki iş yerlerini tanıma
2. Çevresindeki tanınmış ve başarılı girişimcileri tanıma
3.Kişilerin ekonomi içinde, çalışan ve tüketici olarak oynadıkları rolleri keşfetme
4. Eğitimin kendi gelecekleri üzerindeki önemli rolünü anlama
5. Ekonominin temel kavramlarını edinme
6. Girişimciliğin karşı karşıya olduğu zorlukları anlama
7. Yenilikçi fikirler sunma ve ürünler tasarlayabilme

TÜRKÇEYİ DOĞRU, GÜZEL VE ETKİLİ KULLANMA
1. Dinleme
2. Konuşma
3. Okuma
4. Yazma
5. Görsel Okuma/Sunu

GÖZLEM
1. Çevresindeki olay ve olgulara dikkat etme
2. Çevresindeki olay ve olguları algılama
3. Çevresindeki olay ve olguları doğru ve tarafsız tanımlama
4. Çevresindeki olay ve olguların neden ve sonuçlarını açıklama
5. Gözlediklerinin nedenlerini sorgulayıp sonuçlarını tahmin edebilme
6. Olay ve olgular arasında ilişkiler kurabilme benzer ya da farklı yönlerini ortaya koyma
7. Gözlediklerini kaydetme ve aktarma
8. Gözlediklerini daha önce öğrendikleri ile karşılaştırabilme ve bağdaştırabilme
9. Gözlediklerini araştırmalarda veri olarak veya gelecek ile ilgili planlamalar yapmak için kullanabilme
10. Benzer olaylarla ilişkilendirme ve böyle bir olayla karşılaştığında ne yapması gerektiğine dair davranış geliştirme

21:54 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

2007-2008 8.Sınıf Trafik ve İlkyardım Eğitimi Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/trafik8yprar/;8770224;/

2007-2008 4-5.Sınıf Beden Eğitimi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008BEDE286T4+5rar

2007-2008 4.Sınıf Yıllık Planların tamamı
http://files.filefront.com/Turkce+7rar/;8770356;/f

2007-2008 4.Sınıf Matematik Yıllık Planı(Geometriden başlıyor)
http://files.filefront.com/4+SINIF+MATEMAT304K+YEN

2007-2008 6-7.Sınıf Beden Eğitimi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+BEDE286T6+7ra

2007-2008 7.Sınıf İngilizce Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+7sinif+ingili

2007-2008 8.Sınıf Beden Eğitimi Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+8+sinif+beden

2007-2008 6.Sınıf Görsel Sanatlar Yıllık Planı
http://files.filefront.com/gs6rar/;8770251;/filein
2007-2008 6-7-8.Sınıf Din Kültürü Yıllık Planı

http://files.filefront.com/din678yprar/;8770258;/f

2007-2008 6.Sınıf Müzik Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/6y305ll305krar/;8770269

2007-2008 7.Sınıf Müzik Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/7y305ll305krar/;8770275

2007-2008 8.Sınıf Müzik Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/8y305ll305krar/;8770277

2007-2008 6.Sınıf Fen Bilgisi Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+6siniffenvete

2007-2008 7.Sınıf Fen Bilgisi Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/7Snf+FenBilgisi+YillikP

2007-2008 8.Sınıf Fen Bilgisi Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/8Snf+FenBilgisi+YillikP

2007-2008 8.Sınıf İngilizce Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+2008+8sinif+ing+yi

2007-2008 7.Sınıf Fen Bilgisi Laboratuvar Deney Yıllık Planı
http://files.filefront.com/7+DENEYrar/;8770304;/fi

2007-2008 8.Sınıf Fen Bilgisi Laboratuvar Deney Yıllık Planı
http://files.filefront.com/8+DENEYrar/;8770308;/fi
2007-2008 5.Sınıf Matematik Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/5SINIF+MATEMAT304K+YILL

2007-2008 6.Sınıf Matematik Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/5SINIF+MATEMAT304K+YILL

2007-2008 8.Sınıf Vatandaşlık Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/2007+08+Y305l305+Vatand

2007-2008 8.Sınıf İnkılap Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/07+08+304NKILAP+T+VE+AT

2007-2008 6.Sınıf Teknoloji ve Tasarım Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/tek+tas+y305ll305k+plan

2007-2008 7.Sınıf Türkçe Dersi Yıllık Planı
http://files.filefront.com/Turkce+7rar/;8770356;/f

21:53 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

Canlılar hayatsal faaliyetlerini yürütebilmek için dışarıdan besin alırlar. Bu besinleri enerji verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanırlar. Besin içeriklerinin hayatsal faaliyetlerde kullanılmasından sonra kalan su, madensel tuzlar, CO2, amonyak, üre ve ürik asit gibi zararlı maddelerin vücut dışına atılmasına boşaltım denir.Boşaltım olayını gerçekleştiren sisteme de boşaltım sistemi adı verilir. Boşaltım sistemi sayesinde sindirim sonucu hücrelerde oluşan artık maddeler, dışarıdan vücuda girmiş olan zararlı maddeler ve yararlı olmasına rağmen hücrelere fazla gelen maddeler vücut dışına atılır.
Boşaltım sistemini oluşturan organların başında süzme ve geri emme işlemini yapan böbrekler gelir. Böbreklere ek olarak, böbrekleri idrar torbasına bağlayan artıkların geçtiği idrar kanalı (üreterler), artık maddelerin biriktirildiği idrar kesesi ve bunların vücuttan dışarıya atıldığı idrar yolu (üretra) boşaltım sistemindeki diğer organlardır.

İnsanlarda deri, akciğerler ve kalın bağırsak ta boşaltım yapan diğer organlardır. Ayrıca karaciğer de boşaltıma yardımcı organdır.

*deri boşaltımı:Vücutta fazla su ve mineraller ter sayesinde deri yoluyla vücuttan uzaklaştırılır.Aynı zamanda bu sayede vücut sıcaklığı da korunmuş olur.
*akciğer boşaltımı: Hücrelerde solunum olayı sonucu oluşan karbondioksit gazını ve su buharını, soluk verme yoluyla vücut dışına atarak boşaltım yapar.
*kalın bağırsak boşaltımı: Kalın bağırsak, ince bağırsaktan kana geçemeyen besinler ile su, madensel tuzlar (mineraller), besin atıkları ile safra sıvısının bir süre depolanmasını ve sindirim sisteminin son bölümü olan anüse iletilip anüsten de dışkı yoluyla vücut dışına atılmasını sağlar.

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI
İnsanlarda boşaltım sistemi; böbrekler, idrar borusu (kanalı) (üreter) ve idrar torbası (kesesi) ve üretradan oluşur.

A.BÖBREK:
Böbrekler, vücutta yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan atık maddelerin kandan süzülerek idrar şeklinde vücut dışına atılmasını sağlar. Yani insanlarda boşaltım olayını gerçekleştiren organ böbreklerdir. Böbrekler karın boşluğunun arkasında ve bel hizasında, bel omurlarının (omurganın) iki yanında biri sağda biri solda olmak üzere iki tane olan ve kuru fasulyeye benzeyen (10 cm uzunluğundaki) koyu kırmızı renkli organlardır. Böbreklerin çukur olan orta kısımları birbirine dönüktür. (Böbrekler, eller bele konduğunda, belin arkasında başparmakların geldiği yerlerde bulunur).Böbreklerin üst kısımlarında hormon salgılayan böbrek üstü bezleri bulunur. Böbreklerin etrafında kalın yağ tabakası bulunur. Bu yağ tabakası böbrekleri dış etkilere karşı korur. Böbreğin en dışında yer alan saydam, ince ve dayanıklı olan yapıya da böbrek zarı denir.
Böbreklerin birbirine bakan kısımları çukur olup, bu kısımlara göbek denir. Böbreklerin çukur olan orta kısımlarına böbrek atardamarı, böbrek toplardamarı ve idrar borusu bağlıdır. (Aorttan ayrılarak, süzülecek kanı böbreğe getiren böbrek atardamarı göbeğe girer; böbrekten kan götüren böbrek toplardamarı ve idrar kanalı göbekten çıkar).Böbrekler, kabuk bölgesi, öz bölgesi ve havuzcuk olmak üzere üç kısımdan oluşur.1- Kabuk Bölgesi (Korteks) :Böbrek zarının hemen altında yer alan, toplu iğne başı görünümündeki kırmız renkli taneciklerden oluşan kısımdır. Kabuk bölgesine böbrek atardamarı bağlıdır.
Böbrek atardamarı ile gelen kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar gibi zararlı ve atık maddelerin süzüldüğü yerdir.Kabuk bölgesinde, kandaki atık maddeleri süzen taneciklere (kısma) süzücü cisimcik veya nefron (malpighi tanecikleri) denir. Nefronlar, böbreğin en küçük görev birimidir. (Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron vardır).2- Öz (Medulla) Bölgesi :Kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından kandan süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar gibi zararlı ve atık maddelerin yani süzüntünün yani idrarın havuzcuğa taşındığı yerdir. Atık maddeler yani idrar, öz bölgesindeki idrar kanalcıklarından geçerek havuzcuğa taşınırlar.Öz bölgesine böbrek toplardamarı bağlıdır. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile alınarak böbreklerden uzaklaştırılır.3- Havuzcuk (Pelvis) Bölgesi :Böbreğin ortasında bulunan ve kandan süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan idrarın böbreklerde toplandığı yerdir. Havuzcuğa, idrar borusu (kanalı) bağlıdır. (Sağlam bağ dokudan yapılmıştır).

B.Üreter (İdrar Borusu (Kanalı)) :Böbreğin havuzcuk kısmına bağlı olan ve havuzcukta toplanan idrarı, idrar torbasına (kesesine) taşıyan 22 – 25 cm uzunluğundaki borudur.

C.İdrar Torbası (Kesesi) (Mesane) :Üreter (idrar borusu) ile böbreklerden gelen idrarın vücutta toplandığı yerdir. İdrar torbası kuvvetli kaslardan yapılmıştır ve gerektiğinde genişleyerek idrarı bir süre depolar. İdrar torbasında depolanan idrar, buraya bağlı olan idrar yolundan (üretradan) ile vücut dışına atılır.
**Karaciğerin boşaltımdaki görevi-Hücrelerde solunum olayında bazı besinler (proteinler) parçalandığında amonyak denilen ve çok zehirli olan bir sıvı oluşur. Karaciğer, çok zehirli olan amonyağı, daha az zehirli olan üre ve ürik aside çevirerek boşaltıma yardımcı olur.Karaciğer, yaşlanmış alyuvarlar hücrelerini parçalar ve oluşan atıklarını safra sıvısı ile bağırsaklara göndererek boşaltım yapar.
İnsanda Boşaltım Olayının Gerçekleşmesi : Hücrelerde yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, madensel tuzlar, karbondioksit gazı ve amonyak kana verilir ve toplardamarlar ile kalbe getirilir.Kalbe gelen kirli kan önce akciğer atardamarı ile akciğerler gönderilir ve içindeki karbondioksit gazı solunum sisteminden soluk verme yoluyla vücut dışına atılır. Temizlenen kan akciğer toplardamarı ile kalbe geri gelir. Kalbe gelen kan aort atardamarı ile vücuda pompalanır. Vücuda pompalanan kan, karaciğere gelir ve kandaki amonyak, üre ve ürik aside çevrilir. Kan daha sonra böbrek atardamarı ile böbreklere gelir. (Böbrek atardamarı, aorttan ayrılan damarlardan biridir.)Böbreklere gelen kirli kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar, kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülür. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden uzaklaştırılır. (Böbreğe gelen kan oksijen yönünden, böbrek toplardamarı ile böbreklerden giden kan karbondioksit yönünden zengindir. Böbrek toplardamarı, alt ana toplardamara bağlanır). Kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan süzüntü yani idrar, öz bölgesindeki idrar kanalcıklarından geçerek havuzcukta toplanır. Havuzcuktaki idrar, idrar borusu ile idrar torbasına taşınır ve idrar torbasından da idrar yoluyla vücut dışına atılır.(Süzüntüdeki suyun büyük bir bölümü, glikoz ve diğer besin maddeleri öz bölgesindeki toplama kanalcıkları tarafından emilerek tekrar kana geçer. Bu olaya geri emilim denir. Böylece yararlı maddelerin vücut dışına atılması engellenmiş olur. Süzüntüdeki su ve besinler emildikten sonra havuzcukta kalan sıvıya idrar denir).

Boşaltım Sisteminde (Böbreklerde) Görülen Hastalıklar :Boşaltım sisteminde; böbrek iltihabı, böbrek taşı, böbrek yetmezliği, idrar torbası ve idrar yolu iltihabı, nefrit, üremi, albümin, sistit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olan böbrek rahatsızlıkları görülür.a) Böbrek İltihapları :Böbreğin öz bölgesinde veya havuzcuğunda görülür. İdrar tutamama, bel ağrısı, halsizlik, üşüme, ateşlenme gibi belirtileri vardır.b) Böbrek Taşları :İdrardaki madensel tuzların (kalsiyum tuzları, D vitamini ve azotlu bileşiklerin), idrar kanalcıklarında veya havuzcukta veya idrar borusunda birikmesi ile oluşur. Erkeklerde daha fazla ortaya çıkar. Sancı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtileri vardır. (Taş oluşumunun önlenmesi için günde yeterince su içilmeli, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır.)Böbrek taşlarının tedavi yöntemlerinden biri taş kırmadır. Bunun için yüksek enerjili (ultrasonik) ses dalgaları kullanılır ve ses dalgaları cilde ve böbreklere zarar vermeden taşları kırabilir. Kırılan taşlar idrarla dışarı atılır. Büyük ve kırılamayan taşlar ise ameliyatla alınabilir.
c) Böbrek Yetmezliği :Böbreklerin tamamen veya kısmen (%80) görevini yerine getirememesi hastalığıdır. Bu hastalığı taşıyan insanların kanındaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzları temizlenmesi için DİYALİZ makinesine bağlanması veya böbrek naklini yapılması gerekir. Diyaliz makinesi, idrarla atılamayan su, üre, ürik asit ve madensel tuzların kandan süzülerek kanın temizlenmesini sağlar. Bu yöntem, kalıcı tedavi sağlamaz. Kalıcı tedavi için böbrek naklinin yapılması gerekir.Organ nakli, canlı bir kişinin bir böbreğini (sağlıklı bir kişi tek böbrekle de yaşayabilir ) ya da yeni ölmüş ama organları hala canlı birinin böbreğini alarak yapılabilir.d) Nefrit :Nefronların iltihaplanması hastalığıdır. Yüz, göz ve ayak bileklerinde şişme gibi belirtileri vardır. Bulaşıcı hastalıklar sonucu oluşur.e) Üremi :Böbrek yetmezliği sonucu idrarla atılması gereken zararlı ve atık maddelerin atılamayıp kanda (vücutta) birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır.
f) Albümin : Nefronların görevini yapamaması sonucu, proteinli maddelerin idrara geçmesidir.g) Sistit : Üreme organları veya kan yoluyla gelen mikropların, idrar yollarında oluşturduğu yanmadır.

Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması :1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.)9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.

21:50 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

1.Canlılık Olayları Enerjiyle Gerçekleşir ;

Fotosentez olayı sırasında bitkiler, güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürür. Hayvanlar alemi ise ya bitkilerle ya da bitki yiyen hayvanlarla beslenirler. O halde bütün canlıların besinlerindeki enerjinin kaynağı Güneş’tir.
Yakıt olarak kullandığımız kömür ve odun bitkilerden elde edilir. Petrol ise bitki ve hayvan artıklarından oluşur. O halde yakıtlarımızdaki kimyasal enerjinin kaynağı da Güneş’tir.
Buzdolabının, elektrikli süpürgenin, çamaşır ve bulaşık makinelerinin motoru elektrik enerjisi ile çalışır. Otomobillerde benzin, mazot (motorin), LPG gibi petrol ürünleri kullanılır. Sobalarda yakıt olarak genellikle kömür kullanılır. Ütü, elektrikli fırın, radyo, televizyon, bilgisayar gibi aletleri çalıştırmak için elektrik enerjisi kullanılır. Örneklerde görüldüğü gibi bir işin, bir düzenin sağlanmasında enerjiye gereksinim duyulur.
Yakıtlarda bulunan kimyasal enerji ısı enerjisine çevrilerek evi işyeri, okul gibi yerler ısıtılır. Barajda biriken suyun potansiyel enerjisinden yararlanarak elektrik enerjisi üretilir.
Güneş dünyamızı ısıtır. Yakıtların, elektrik enerjisinin, besinlerin enerjilerinin kaynağı Güneş’tir. Güneş’in enerjisi olmasaydı Dünya çok soğuk ve karanlık olurdu, bitkiler besin üretemezdi. Bunun sonucunda Dünya’da hiçbir canlı yaşayamazdı.
Makineler çalışırken enerji harcar. İnsan vücudu birçok makineden oluşan bir fabrikaya benzetilebilir. Fabrikanın çalışması için fabrikayı oluşturan her makinenin çalışması gerekir. Yaşadığımız sürece, vücudumuzda bulunan milyarlarca atom ve molekülü bir düzende tutmamız gerekir. Bunu da ancak enerji harcayarak gerçekleştirebiliriz. Diğer canlılar da yapılarını korumak ve hareket, beslenme, sindirim, enerjiye gereksinim duyarlar.

2. Canlıların Hücresel Yapılarını Çok Atomlu Büyük Moleküller (organik) Oluşturur ;

Hücrenin temel yapısında çok atomlu büyük moleküller bulunur. Çok atomlu büyük moleküllere organik moleküller denir. Hücrenin temel yapısında bulunan organik moleküller; karbonhidrat,yağ,protein ve vitaminler olarak gruplanabilir. Cansız varlıkların yapısını oluşturan oksijen, su, karbondioksit, yemek tuzu, kireç taşı gibi maddelere inorganik maddeler denir. Cansız varlıkların yapısında organik madde bulunmaz. Canlı varlıkların yapı birimi olan hücrenin yapısında organik maddelerden başka su ve mineral gibi inorganik maddeler de bulunur.
Canlılar, hücrelerinde çok atomlu büyük moleküller oluşturabilirler. Örneğin; bitkiler yapraklarındaki hücrelerde su ile karbondioksiti birleştirerek glikoz oluşturur. Glikoz çok atomlu büyük moleküllerdendir. Bu moleküller oluşturulurken enerjiye ihtiyaç duyulur. Bitkiler bu enerjiyi güneş ışığından sağlar. Hayvanlar alemindeki canlılar inorganik maddelerden organik madde üretemezler. Fakat inorganik molekülleri kullanarak daha büyük organik moleküller oluşturabilirler. Örneğin; ribozomlarda aminoasit molekülleri birbirine bağlanarak protein sentezlenir. Bu olay sırasında enerji kullanılır. Canlı sistemlerde en fazla kullanılan enerji şekli kimyasal enerjidir. Kimyasal enerji, bir molekülün atomları arasındaki bağlarda depo edilmiştir. Bu bağların koparılmasıyla hücre içinde enerji üretilir. Örneğin; glikoz, aminoasit, yağ asitleri gibi maddeler hücrelerde enzimler yardımıyla parçalanırken kimyasal bağ enerjisi açığa çıkar.

B. GÜNEŞ ENERJİSİNİ CANLILAR NASIL KULLANIR ?

1.Bitkiler Güneş Enerjisini Dönüştürüp Hücrelerinde Tutabilen Canlılardır.

Fotosentez olayı; ışık tepkimeleri ve karanlık tepkimeleri olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. Işık tepkimeleri aşamasında ATP sentezlenir. Işık enerjisi ile ATP sentezlenmesi olayına fotofosforilasyon denir. Işık tepkimeleri aşamasında bir karbondioksit molekülü kullanılarak 2 basamakta 3 ATP sentezlenir. Bir glikoz molekülü için 6 karbondioksit molekülü kullanılarak 18 ATP sentezlenir. Karanlık tepkimelerinde 18 ATP kullanılarak bir glikoz molekülü üretilir. O halde glikoz molekülünün sentezlenmesi için harcanan enerji klorofilin güneş enerjisini soğurarak oluşturduğu ATP enerjisi ile sağlanır.
Bitkilerin yapraklarında ve genç gövdelerinde klorofil denilen özel bir madde bulunur. Bazı bitki hücrelerinde bulunan yeşil renkli klorofil maddesi güneş enerjisini soğurur. Bitkiler, soğurdukları güneş enerjisini kullanarak ATP molekülleri sentezlerler. ATP moleküllerindeki enerjiyi bitkiler, hücrelerinde kullanabilirler.Hayvanlar alemindeki canlılarda klorofil hücreleri bulunmaz. Bu nedenle insanlar ve hayvanlar güneş enerjisini soğurarak ATP molekülü üretemez.

2.Bitkiler Işıkta Glikoz Sentezlerler

Canlıların enerji kaynağı güneştir. Bitkiler güneş enerjisini başka enerjilere dönüştürüp ürettiği besinlerde depolar. Hayvanlar ve insanlar enerji gereksinimlerini bitkilerin ürettiği besinlerden sağlarlar. Bitkiler besin üretebilmek için güneş ışığına gereksinim duyarlar. Bu nedenle süs bitkilerini güneş ışığı alan yerlere koymak gerekir.
Güneş ışınları, cam gibi saydam maddelerden geçer. Ayna ışığı yansıtır. Toprak, tahta, demir, bakır gibi maddeler ışığın bir kısmını yansıtır, bir kısmını da yansıtır. Güneş enerjisinin başka enerjilere dönüşmesine ışığın soğurulması denir. Örneğin; yazın güneşte duran demi, güneş ışınlarının bir kısmını soğurarak ısınır.
Bitkiler güneş enerjisini inorganik moleküllerden organik moleküller yapımında kullanır. Yeşil bitkilerin güneş ışığından yararlanarak su ile karbondioksidi birleştirip glikoz üretmesi olayına fotosentez denir. Fotosentez olayını gerçekleştirebilen yeşil bitkilere ototrof (üretici) canlılar denir. Yeşil bitkiler fotosentez olayı sırasında havadan karbondioksit alıp havaya oksijen vererek havayı temizler. Fotosentez olayı, ışık enerjisinin kimyasal enerjiye çevrilmesini sağlayan bir olaydır. Fotosentez olayını şöyle ifade edebiliriz.

Güneşin ışık enerjisi
İnorganik moleküller --------------------> Organik molekül + Oksijen
Klorofil
( 6 CO2 + 6 H2O ) ( C6H12O6 ) ( O2)

Yeşil yapraklı bir bitkinin fotosentez olayını gerçekleştirebilmesi için güneş ışığı, su ve karbondiokside gereksinimi vardır. Bu nedenle bitkiler geceleri fotosentez yapamaz.

3.Tüm Canlılara Sunulan Fotosentez Ürünü : GLİKOZ

Bitkiler, fotosentez olayında kullandığı güneş enerjisini glikoz molekülünün kimyasal bağlarında depolar.
Bitkiler fotosentez ürünü olan glikozu, yapısını ve diğer organik maddeleri oluşturmak için hammadde olarak kullanır. Örneğin; bitkiler vitaminleri, karbonhidratları, yağları ve proteinleri oluştururken glikozu hammadde olarak kullanır. Ayrıca bitkide görülen büyüme, gelişme, üreme, irkilme gibi canlılık olayları glikozun enerjisiyle sağlanır.
Fotosentez, sadece bitkilerin değil tüm canlıların yaşaması için gereklidir. Heterotrof (tüketici) canlılar bitkilerin ürettiği; glikoz, protein, yağ ve vitamin gibi besinlerle beslenir. Bu besinler tüketici canlının vücudunun yapısını, onarımını, büyümesini ve gelişmesini sağlar.
Canlılar karbonhidrat, protein ve vitamin gibi maddeleri aldıkları besinlerden sentezler. Örneğin; yediğimiz besinler genellikle hücrelerimizin yapısına uymaz. Hücrelerimiz, bu besinleri kullanarak kendi yapısına uygun maddeleri sentezleyerek büyür, büyüyen hücrelerimiz bölünerek çoğalır. Yeni oluşan hücrelerle yaralanan kısımlarımız onarılır ve vücudumuz büyür. Bu durum tüm canlılar için geçerlidir. Bitkiler fotosentez olayı ile inorganik moleküllerden, glikozu sentezler. Daha sonra glikozu kullanarak yapılarındaki diğer organik molekülleri oluşturur.
Heterotrof canlılar, başka canlıların organik yapılarını besin olarak kullanır. Ototrof beslenen bitkilerin ise inorganik moleküllerden organik molekül sentezi yapabilmesi için enerjiye gereksinimleri vardır. İşte bitkiler hücrelerindeki klorofille güneş enerjisini soğurarak bu enerjiyi sağlar.

C. HÜCRENİN KULLANABİLECEĞİ ENERJİ

1. Canlılar Hücrelerinde Kullanabileceği Enerjiyi (ATP) Nereden Sağlar

Canlı sistemlerde en fazla kullanılan enerji çeşidi kimyasal enerjidir. Kimyasal enerji, bir molekülün atomları arasındaki bağlarda depo edilmiştir. Bu bağların koparılmasıyla hücre içinde enerji üretilir. Şeker ve yağ gibi temel besin maddelerindeki enerji kimyasal enerjidir. Hücre içinde üretilen ATP enerjisi de kimyasal enerjidir. Yeşil bitkiler fotosentezle güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisi olarak besin moleküllerinde depo eder. Bu besin molekülleri bitki ve hayvan hücreleri tarafından alınır ve hücrelerin kullanabileceği yeni bir enerji şekli olan ATP’ye dönüştürülür.
Canlılar hücrelerinde herhangi bir enerjiyi kullanamazlar. Hücrede kullanılan enerjinin, hücreyi parçalayamayacak kadar küçük olması ve her zaman hücrenin içinde bulunması gerekir. ATP denilen özel enerji, molekülün kimyasal bağında bulunur. ATP, hücredeki bütün enerji gerektiren olaylarda kullanılır. Hücrede ATP kullanıldıkça bir enerji kaynağından yararlanılarak tekrar ATP üretilir. ATP molekülünde hücre içinde kullanılabilen ve hücreye zarar vermeyen özel bir kimyasal bağ enerjisi vardır.
Hücrelerin içinde çok büyük enerji dönüşümleri ve enerji açığa çıkaran olaylar oluştuğu halde, hücre bundan zarar görmez. Çünkü, hücrede enerji veren olaylar basamak basamak ve kontrollü şekilde olur. Örneğin; bir karaciğer hücresinde yaklaşık 1000-1600 mitokondri ( Hücrede enerji üretimi yapan organel) bulunur. Her mitokondrinin bir saat içinde 10 atp sentezlediğini düşünerek bir hesap yapılırsa karaciğerde yaklaşık 8-12 milyon kalorilik ısı oluşacağı hesaplanır. Eğer bu enerji bir anda ortaya çıksaydı hiçbir hücre canlı kalamazdı. Bu kadar büyük enerji yavaş yavaş oluştuğu için hücrelere zarar vermez.

21:50 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

1- Hayat Döngüsü :Doğada bulunan hayvanlar beslenme, çoğalma şekli, gelişim özellikleri ve yavru bakımı açısından farklılık gösterirler. Bu nedenle hayvan gruplarının hayat döngüleri birbirinden farklıdır.Doğada yaşayan canlıların doğması, büyümesi, gelişmesi, üremesi (çoğalması) ve ölmesini içine alan süreye hayat döngüsü denir. Hayat döngüsü üreme olayı ile başlar. Hayvanlarda da üreme, insanlar gibi döllenme olayı sayesinde gerçekleşir. Hayvanlarda, erkek ve dişi üreme hücrelerinin (sperm ve yumurta hücrelerinin) çekirdeklerini birleşmesine döllenme, döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir. Zigot oluştuktan sonra gelişerek embriyo denilen canlı taslağını oluşturur. Oluşan embriyoda gelişimini tamamlayarak yeni bir canlıyı oluşturur. Embriyonun büyüyerek gelişebilmesi için beslenmesi ve korunması gerekir. Bunun için embriyoya uygun bir ortam sağlanmalıdır. 2- Döllenme Çeşitleri :a) Dış Döllenme :Sperm ve yumurta hücrelerinin vücut dışında, suda birleşmesidir. Bu canlılar döllenme şansını arttırabilmek için aynı anda aynı yerlere çok sayıda üreme hücresi bırakırlar. Döllenme ve döllenme sonucu oluşan embriyonun gelişimi suda olur.Balık, kurbağa ve suda yaşayan omurgasızlarda görülür. b) İç Döllenme :Sperm ve yumurta hücrelerinin dişi canlının (annenin) vücudunda birleşmesidir. (Karadaki çevresel olumsuzluklardan dolayı iç döllenme gerçekleşir). İç döllenme olayında erkek birey çok sayıda, dişi birey az sayıda üreme hücresi oluşturur.İç döllenme şansı, dış döllenme şansından daha yüksektir.Kuşlar, sürüngenler, suda yaşayan memeliler (omurgalılar) ile karada yaşayan memeliler, insanlar ve diğer canlılarda görülür.3- Hayvanlar ve Özellikleri :Hayvanlar, iskelet sisteminin bulunup bulunmamasına göre; omurgalı ve omurgasız hayvanlar olarak iki grupta incelenir.
a) Omurgalı Hayvanlar :İskelet sistemine sahip olan hayvanlara omurgalı hayvanlar denir. Omurgalı hayvanlar kendi aralarında; balıklar, kurbağalar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olarak beş gruba ayrılırlar.Bütün omurgalı hayvanlar;• İskelet sistemine sahiptir.• Döllenme ile çoğalırlar.• Döllenme sonucu yumurta veya doğurarak çoğalırlar.• Dolaşım sisteminde kapalı dolaşım görülür. (Kanın sadece damarlar içinde dolaşması).1- Balıklar :• Solungaç solunumu yaparlar (Suda çözünmüş havanın oksijenini kullanırlar). • Yumurta ile çoğalırlar.• Genellikle yavru bakımı görülmez.• Dış döllenme görülür. (Döllenme olayı ana canlının vücudu dışında gerçekleşir).• Gelişmeleri sırasında başkalaşım geçirmezler.• Yavrularını sütle beslemezler.• Kalpleri iki odacıklıdır.• Kirli kan solungaçlarda temizlenir.• Kalplerinde daima kirli kan bulunur, küçük kan dolaşımı görülmez.• Vücutları pullarla kaplıdır.• Soğukkanlı canlılardır.2- Kurbağalar :• Larva döneminde suda solungaç solunumu, ergin dönemde karada deri ve akciğer solunumu yaparlar.• Yumurta ile çoğalırlar.• Yavru bakımı görülmez.• Dış döllenme görülür.• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirirler.• Yavrularını sütle beslemezler.• Kalpleri üç odacıklıdır.• Kirli kan akciğerlerde temizlenir.• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).• Nemli bölgelerde yaşarlar.• Soğukkanlı canlılardır.3- Sürüngenler :• Akciğer solunumu yaparlar.• Yumurta ile çoğalırlar.• Yavru bakımı görülmez.• İç döllenme görülür.• Gelişimleri sırasında başkalaşım değil, gömlek değişimi görülür.• Yavrularını sütle beslemezler.• Kalpleri 3 odacıklıdır.• Kirli kan akciğerde temizlenir.• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).• Vücutları pullarla kaplıdır.• Soğukkanlı canlılardır.a) Kertenkeleler :• Tehlike anında kuyruğunu koparır. Düşman kuyrukla uğraşırken kaçar. Daha sonra kopan kuyruğun yerine yenisini yapar. Buna rejenerasyon (yenilenme) denir.b) Yılanlar :• Hareket üyeleri yoktur. Sürünerek hareket ederler. • Bazı türleri zehirlidir. • Gelişimleri sırasında gömlek değişimi görülür. • Besinlerini çiğnemeden yutarlar.c) Kaplumbağalar :• Vücutlarını düşmandan koruyan kabukları vardır. Bu kabuk dış iskelet değildir, iç iskelete bağlıdır.d) Timsahlar :• Nehir ve göllerde yaşarlar.• Alt çeneleri sabit, üst çeneleri hareketlidir.• Kalpleri dört odacıklıdır.• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Kalp çıkışında panizza kanalında karışır. Vücudu karışık kan dolaşır.4- Kuşlar :• Akciğer solunumu yaparlar.• Yumurta ile çoğalırlar.• Yavru bakımı görülür. • İç döllenme görülür.• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.• Yavrularını sütle beslemezler.• Kalpleri 4 odacıklıdır.• Kirli kan akciğerde temizlenir.• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.• Vücutları tüylerle kaplıdır.• Sıcakkanlı canlılardır.• Ağızlarında diş bulunmaz. Katı besinler taşlıklarındaki taşlar ve kaslar yardımıyla parçalanır.a) Et Yiyen (Yırtıcı) Kuşlar : Kartal, atmacab) Tırmanıcı Kuşlar : Ağaçkakanc) Tane Yiyen Kuşlar : Güvercin, serçed) Su Kuşları : Pelikan, martı, ördek, leyleke) Uçamayan Kuşlar : Deve kuşu, tavuk, kivif) Bal Özü Emen Kuşlar : Gagaları ince ve uzun olan Kolibrig) Ötücü Kuşlar : Tohumla beslenen keklik, kanarya.5- Memeliler :• Akciğer solunumu yaparlar.• Doğurarak çoğalırlar.• Yavru bakımı görülür.• İç döllenme görülür.• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.• Yavrularını sütle beslerler.• Kalpleri 4 odacıklıdır.• Kirli kan akciğerde temizlenir.• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.• Vücutları kıllarla kaplıdır.• Sıcakkanlı canlılardır.• Beslenme özelliklerine göre 3 grupta incelenirler.a) Otçul Memeliler : Koyun, keçi, inek, ceylan, geviş getiren at ve eşek gibi hayvanlar ile geviş getirmeyenler. b) Etçil Memeliler : Kedi, köpek, kurt, aslan, kaplan.c) Hem Etçil Hem Otçul Memeliler : İnsan, ayı, maymun, domuz, kuşların büyük kısmı ve bazı balıklar.d) Kemirgen Memeliler : Sincap, kunduz, fare, tavşan.e) Uçan Memeliler : Yarasa.f) Yüzen Memeliler : Balina, köpek balığı, yunus, fok.b) Omurgasız Hayvanlar :Vücutlarında kemikten veya kıkırdaktan yapılmış iskelet sistemine sahip olmayan hayvanlara omurgasız hayvanlar denir. Omurgasız hayvanlar kendi aralarında; tek ve çok hücreli omurgasız hayvanlar olarak iki gruba ayrılırlar.Bütün omurgasız hayvanlarda;• İskelet sistemi bulunmaz. Vücudun dik durmasını sağlayan başka yapılar bulunur.• Dolaşım sisteminde açık dolaşım görülür.(Açık dolaşımda kılcal damarlar bulunmaz)• Çeşit sayısı çok fazladır.• Karada ve suda yaşarlar.• Karada yaşayanları trake ve deri, suda yaşayanları solungaç solunumu yaparlar.1- Solucanlar :• Nemli yerlerde yaşarlar.• Yapı bakımından üç çeşittirler. a) Halkalı Solucan :Toprak solucanı ve sülük.b) Yassı Solucan :Tenya = Şerit.c) Yuvarlak Solucan :Bağırsak solucanı, tirişin, kıl kurdu.2- Eklem Bacaklılar :• Vücutlarının dışında kitin denilen örtü bulunur. Sert ve dayanıklı olan bu örtü vücuda diklik ve desteklik sağlar. • Vücutlarındaki halkalar ve deri kıvrımlarının birbirine eklenmesiyle oluşan yapıya dış iskelet denir.• Yumurta ile çoğalırlar.• Böcekler grubunda olan eklembacaklılar başkalaşım geçirirler.• Yumurtadan çıkan kurtçuğa larva denir.• Larvanın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.• Pupa dönemi karasinekte kabuk içinde, ipek böceğinde ise kendi salgıladığı ipekten yaptığı koza içinde geçirilir. a) Böcekler :Arı, karasinek, sivrisinek, bit, pire, kene, çekirge, tahta kurusu, hamam böceği ve kelebek.b) Kabuklular :Yengeç, karides.c) Örümcekler :Örümcek, akrep.d) Çok Ayaklılar :Çıyan, kırkayak.3- Süngerler :4- Mercanlar :5- Yumuşakçalar : Salyangoz, midye, istiridye, mürekkep balığı, sümüklü böcek, ahtapot.6- Derisi Dikenliler : Deniz yıldız denizkestanesi.4- Başkalaşım ve Başkalaşım Geçiren Hayvanlar :Bazı canlılar dünyaya geldiklerinde ana canlıya benzerken bazıları da benzemezler. Ana canlıya benzemeyen canlılar gelişim dönemleri boyunca başkalaşım geçirerek ana canlıya benzer hale gelirler.Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra yapısal değişikliğe uğrayarak ana canlıya benzer hale gelmesine başkalaşım denir. (Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan ergin hayvan oluncaya kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin hepsine birden başkalaşım denir). Kurbağalar ve eklem bacaklılardan böcekler, başkalaşım geçiren hayvanlardır.a) İpek Böceğinin Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :• İpek böceği salgıladığı yapışkan bir maddeyle (iplikle) yumurtalarını birbirine bağlayarak etrafa dağılmalarını önler.• Tırtıl, yumurtaların gelişebilmesi için salgıladıkları iplikle kendilerine koza örmeye başlarlar. (Tırtıl bunu 3 – 4 günde örer).• Yumurta olgunlaşınca tırtıl oluşur.• Tırtılın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.• Pupa dönemi sonunda koza yırtılır ve kelebek oluşur.b) Kurbağanın Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :• Kurbağadaki döllenmiş yumurta hücresinin gelişmesi sonucu larva oluşur.• Balığa benzeyen larvalar gelişerek iribaş olur.• Zamanla iribaş büyüdükçe önce arka bacaklar, sonra ön bacaklar çıkar ve en sonunda kuyruk kaybolur.• Bundan sonra genç yavru kurbağa oluşur. Yavru kurbağa da gelişerek ergin kurbağa haline gelir.E- ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME :1- Bitkilerin Sınıflandırılması :Bitkiler, üreme organı olan çiçeğinin ve tohumunun bulunup bulunmamasına göre çiçekli bitkiler ve çiçeksiz bitkiler olarak iki grupta incelenir. Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunan bitkilere çiçekli bitkiler denir. Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunmayan bitkilere çiçeksiz bitkiler denir. Çiçekli bitkiler; kök, gövde, yaprak, çiçek olmak üzere 4 kısımdan oluşur.BİTKİLERÇiçekli Bitkiler Çiçeksiz BitkilerAçık Tohumlular Kapalı tohumlular Damarlı Çiçeksiz Damarlı Çiçeksiz Bitkiler BitkilerTek Çift (Eğrelti Otu) (Karayosunu)Çenekliler Çenekliler(Mısır, Buğday) (Fasulye, Nohut)2- Çiçek ve Kısımları :Çiçekli bitkilerin üreme organı olan, renkli, güzel kokulu ve görünüşlü organa çiçek denir. (Ters lale = ağlayan gelin, gül, çiğdem, zambak, gelincik, menekşe). Bütün çiçekler farklı renk, şekil ve kokuda olmalarına rağmen çiçeklerin temel kısımları birbirlerine benzer. Çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ gibi kısımlar bulunur. Tam bir çiçek, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ, dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.Çiçek Sapı : Çiçeği dala ya da gövdeye bağlayan ve su ile besin maddelerinin taşınmasını sağlayan kısımdır. Çiçek sapında odun ve soymuk boruları bulunur.Çiçek Tablası : Çiçeğin diğer kısımlarını üzerinde taşıyan yapıdır. a) Çiçeğin Kısımları : Tam bir çiçek çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.

1- Çanak Yaprak : Çiçeğin en dış kısmında bulunan yeşil renkli yapraklardır. Çanak yapraklar, (çiçek tomurcuk halinde iken) çiçeğin diğer kısımlarını dış etkilere karşı korur ve fotosentez yaparak besin üretir. (Çiçeklerde genelde çanak yapraklar 5 tanedir).2- Taç Yaprak : Çiçeğin renkli, güzel kokulu ve görünüşlü olan kısmıdır. Taç yaprakların dip kısımlarında bal özü sıvısı (salgısı) salgılanır. Bal özü salgısı güzel kokulu olduğu için ve de taç yapraklar renkli ve güzel görünüşlü olduğu için böceklerin ilgisini çekerler ve tozlaşmaya yardımcı olurlar.3- Erkek Organ : Taç yaprakların arasında, dişi organın etrafına dizilmiş halde olan çok sayıdaki organdır. Erkek organ sapçık (ipçik) ve başçık olarak iki kısımdan oluşur.Sapçıklar, başçıkları tutar, başçıkları çiçeğe bağlar ve her sapçıkta bir başçık bulunur.Başçıkta polen keseleri bulunur. Polen keselerinin içinde polenler yani çiçek tozları, çiçek tozlarının yani polenlerin içinde de erkek üreme hücreleri olan sperm hücreleri bulunur. Polenler olgunlaşınca polen keseleri çatlar ve polenler etrafa yayılırlar.(Polen keselerinde bulunan polen-üreme- ana hücreleri mayoz bölünme geçirerek polenleri oluşturur).4- Dişi Organ : Çiçeğin ortasında bulunan, vazoya benzeyen ve genelde bir tane olan organdır. Dişi organ; dişicik tepesi, dişicik borusu ve yumurtalık olarak üç kısımdan oluşur.a) Dişicik Tepesi : Dişi organın en uç kısmıdır. Dişicik tepesi yapışkan ve nemli bir sıvı salgılar. Bu sıvı çiçek tozlarını yani polenler tutarak polenlerin burada çimlenmesini sağlar.b) Dişicik Borusu : Dişicik tepesini yumurtalığa bağlayan borudur. Dişicik tepesinde çimlenen polenleri yumurtalığa taşır.c) Yumurtalık (Ovaryum) : Dişi organın en alt kısmındaki şişkinleşmiş bölümdür. Yumurtalıkta tohum taslağı bulunur. Tohum taslağının içinde dişi üreme hücreleri olan yumurta hücreleri vardır.
3- Çiçek Çeşitleri : Çiçekler, erkek organ ve dişi organın bulunup bulunmamasına göre iki çeşittir. a) Tam Çiçek (Bir Evcikli Çiçek=Erselik Çiçek) : Bir çiçekte erkek organ ve dişi organ ile birlikte taç ve çanak yapraklar da bulunuyorsa böyle çiçeklere tam çiçek denir.Örnek : Gül, papatya, elma, bezelye, kestane, fındık.b) Eksik Çiçek (İki Evcikli Çiçek) : Bir çiçekte erkek ve dişi organdan sadece bir tanesi bulunuyorsa böyle çiçeklere eksik çiçek denir.• Çiçekte sadece erkek organ varsa bu çiçeğe erkek çiçek (taş fırın) denir.• Çiçekte sadece dişi organ varsa bu çiçeğe dişi çiçek (light) denir.4- Çiçekli Bitkilerde Tozlaşma ve Döllenme :Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olmak üzere iki olayın gerçekleşmesi gerekir.a) Tozlaşma : Erkek organın başçığındaki polenlerin (çiçek tozlarının) dişi organın dişicik tepesine taşınmasına tozlaşma denir. Tozlaşma su, rüzgar, kuşlar, böcekler, insanlar sayesinde gerçekleşir. (Bataklık ve su bitkilerinde su sayesinde gerçekleşir).Tozlaşma olayı aynı tür bitkiler arasında gerçekleşir. Dişi organın dişicik tepesi, farklı bitki türlerinin polenlerinin yumurtalığa girmesini önler. (Laleden lale oluşmasının sebebi budur).b) Döllenme : Tozlaşma ile dişicik tepesine gelen polenler, dişicik tepesi tarafından salgılanan yapışkan sıvı ile tutulur ve polenler burada çimlenirler. Çimlenen polenler yani çiçek tozları çatlar ve erkek üreme hücreleri yani sperm hücreleri açığa çıkar. Açığa çıkan erkek üreme hücreleri (nin çekirdekleri) (nden biri yumurtalığa doğru hareket ederek polen tüpünü oluşturur) dişicik borusundan geçerek yumurtalıktaki tohum taslağına gelir.Yumurtalıkta dişi üreme hücresi olan yumurta hücrelerinin çekirdeği ile erkek üreme hücresi olan sperm hücrelerinin çekirdeğinin birleşmesine döllenme denir. Döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir.Zigot, bitkinin en küçük yani tek hücreli halidir. Oluşan zigot gelişerek (sürekli mitoz bölünme geçirerek) embriyo denilen bitkinin (canlının) ilk taslağını, modelini oluşturur. (Embriyo bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının taslağını, modelini bulundurur ve bu yapıların oluşmasını sağlar).Döllenme sonucu tohum taslağı gelişerek tohumu, tohumun içinde bulunduğu yumurtalık ta gelişerek meyveyi oluşturur.

5- Çiçekli Bitki Çeşitleri :Çiçekli bitkiler, açık tohumlular ve kapalı tohumlular olarak iki grupta incelenirler.a) Açık Tohumlular :Tohumları açıkta gelişen, meyve yaprakları tarafından örtülmeyen bitkilerdir.Örnek : Çam, ladin, köknar, sedir. (Genelde meyvesiz ağaçlar).b) Kapalı Tohumlular :Tohumları meyve yaprakları tarafından örtülmüş olan bitkilerdir. Kapalı tohumlular, tohumlarındaki çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekli bitkiler olarak iki grupta incelenirler. 1- Tek Çenekliler :Tohumunda tek çenek olan genelde otsu, tek yıllık bitkilerdir.Tek Çenekli Bitkilerin Özellikleri :1- Otsu bitkilerdir.2- Saçak köklüdürler.3- Kambiyum dokuları yoktur. Bu nedenle enine büyümezler.4- İletim boruları düzensizdir.5- Yaprakları paralel damarlıdır.6- Yaprakları ince ve şerit şekillidir.7- Yaprak sapı yoktur.8- Çiçek sayıları 3 veya 6 nın katları şeklindedir.Örnek : Otlar, tahıllar, sebzeler, çiçekler.2- Çift Çenekliler :Tohumunda çift çenek olan bitkilerdir.Çift Çenekli Bitkilerin Özellikleri :1- Genelde odunsu bitkilerdir.2- Kazık köklüdürler.3- Kambiyum dokuları bulunur. Bu nedenle enine büyüyebilirler.4- İletim boruları düzenlidir.5- Yaprakları tüysü (ağ) damarlıdır.6- Yaprakları geniş ve parçalı şekillidir.7- Yaprak sapı bulunur.8- Çiçek sayıları 4 veya 5 in katları şeklindedir.Örnek : Bütün meyve ağaçları, fasulye, nohut, mercimek, bezelye.
F- TOHUMDAN FİDANA :Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olaylarının gerçekleşmesi gerekir.1- Tohum :Dişi organın yumurtalığında bulunan, embriyo, çenek (besin deposu=endosperm) ve koruyucu kabuktan oluşan ve çimlenerek yeni bir bitkiyi meydana getiren yapıya tohum denir.Tozlaşma ve döllenme olayları sonucunda dişi organın yumurtalığındaki tohum taslağında zigot oluşur. Oluşan zigot sürekli bölünerek gelişir ve embriyo denilen bitki taslağını oluşturur. Embriyo oluştuktan sonra etrafında koruyucu kabuk oluşur ve kabuğun içinde besin depo edilir. Bitkilerde oluşan tohumların sayısı, şekli ve büyüklüğü farklı olabilir. Bunun nedeni bitkilerin bulundukları ortama, çevre şartlarına uyum sağlama şanslarını arttırmak ve nesillerinin devam etmesini sağlamaktır.a) Tohumun Özellikleri :1- Canlıdır.2- Az miktarda su bulundurur.3- İçinde embriyo olduğu için bitkinin bütün özelliklerini taşır.4- Uygun şartlarda çimlenebilir.5- Çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz.6- Çimleninceye kadar çeneklerdeki besinlerle beslenir.b) Tohumun Kısımları :1- Embriyo :Bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının oluşmasını sağlayan bitki taslağıdır.2- Çenek (Besin Deposu = Endosperm = Besi Doku) :Koruyucu kabuğun içinde, embriyonun etrafında, embriyonun besin ihtiyacını karşılayabilmesi için besin depo edilen kısımdır. Tohum çimleninceye yani bitki fotosentez yapıncaya kadar embriyo besin ihtiyacını çeneklerden karşılar. Besi doku hücrelerinde bitkinin türüne göre karbonhidrat, protein ve yağ gibi besin maddeleri depolanır.3- Koruyucu Kabuk :Embriyonun etrafında bulunan ve embriyoyu dış etkilere karşı koruyan yapıdır.c) Tohumun Çimlenmesi :Tohumdaki embriyonun uygun şartlarda bitkinin kök, gövde ve yaprak gibi kısımlarını oluşturmaya başlamasına çimlenme denir. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için su (nem), sıcaklık ve oksijenin yeterli miktarda olması gerekir.Su, sıcaklık ve oksijen yeterli miktarda ise (embriyo gelişerek) tohumun koruyucu kabuğu çatlar ve çimlenme başlar. Çimlenme sırasında tohumdaki embriyo sürekli büyür ve gelişir. Embriyo gelişirken ihtiyacı olan besini etrafındaki çeneklerden karşılar. Tohumun çimlenebilmesi için sıcaklığın yeteri miktarda olması gerekir. Düşük veya yüksek sıcaklıklarda çimlenme süresi çok uzar, çimlenme yavaşlar. Çok yüksek veya çok düşük sıcaklıklarda (0 0C – 35 0C nin dışında) ise çimlenme gerçekleşmez. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için sıcaklık 18 – 25 0C civarında olmalıdır. Bu nedenle ekim için en uygun mevsim ilkbahardır.Tohumun çimlenebilmesi için suyun yeterli miktarda olması gerekir. Fazla veya az suda çimlenme gerçekleşmez veya yavaş gerçekleşir. Tohumun çimlenmesi için gerekli olan su çimlenme sonucu oluşan bitkinin büyümesi için de gereklidir.Çimlenme tamamlanınca bitkinin kök, gövde ve yaprakları oluşur.Tohum çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz (yaprakları olmadığı için). Çimlenme sonucu bitkinin yaprakları oluştuğu için fotosentez yaparak kendi besinini kendisi üretir. (Fotosentez yaptığı andan itibaren çeneklerdeki besini kullanmayacağı için çenekler atılır).Bitkinin fotosentez yapabilmesi için su, karbondioksit gazı, sıcaklık ve ışık enerjisine yani güneş ışığına ihtiyaç duyar. Bu nedenle bitkinin büyümesi için su, karbondioksit gazı, ışık, sıcaklık ve oksijen gazı (solunum yaparken) gereklidir.Tohum çimlenirken fotosentez yapamadığı için toprağa, güneş ışığına ve karbondioksit gazına ihtiyaç duymaz. (Çimlenirken sadece solunum yaptığı için kuru ağırlığı azalır).NOT : 1- Bitkilerin çimlenmesi ve büyümesi için gerekli olan şartlardan biri olan sıcaklık seralarda kontrol altında tutulabilir. Bu nedenle mevsimlere özgü sebze ve meyveler mevsimi dışında da üretilebilir. Seralarda en düşük sıcaklık 100C, en yüksek sıcaklık 320C dir. 2- Bitkide çimlenme, büyüme ve gelişme için sıcaklık gereklidir. 3- Biber bitkisi için;• Çimlenme sıcaklığı → 150C• Büyüme sıcaklığı → 18 – 200C• Olgun bitki sıcaklığı → 250C d) Tohumun Etrafa Yayılması :Çimlenme sonucu bitkilerin oluşmasını sağlayan tohumlar su, rüzgâr, insanlar, hayvanlar (tarafından yenilerek veya hayvanlara yapışarak) ve meyveler sayesinde etrafa yayılarak uygun şartlarda çimlenirler ve yeni bir bitkiyi oluştururlar. • Yenilen meyve çekirdeklerinin etrafa atılması.• Bazı dikenli meyvelerin hayvanların tüyüne takılarak taşınması.• Bataklık ve su bitkilerinde su yoluyla tohumun taşınması.• Tohum ve meyve hayvanlar için besin kaynağıdır. Hayvanlar tarafından yenilen meyvelerin çekirdekleri veya tohumları dışkı yoluyla uzak bölgelere taşınarak onların etrafa yayılması sağlanır.Örnek : • Akçaağaç tohumları helikopter pervanesi gibi dönerek düşer ve yayılır.• Atkestanesinin yeşil renkli dikenli meyveleri içindeki tohumlar olgunlaşınca meyve düşer ve içindeki tohum yayılmış olur.• Karahindiba bitkisinin tohumları rüzgârla etrafa yayılır.• Böğürtlen kuşlar tarafından yenir ve tohumları kuşların dışkıları ile etrafa yayılır.2- Meyve :Döllenme sonucu dişi organın yumurtalığının büyüyerek etlenip sulanmasıyla oluşan yapıya meyve denir. Tohum, meyvenin içinde bulunur.a) Meyve Çeşitleri :1- Basit Meyve : Bir yumurtalığın etlenip sulanmasıyla oluşan meyvedir.Örnek : Erik, kaysı, elma, armut, ayva.2- Bileşik Meyve : Bir çok yumurtalığın etlenip gelişmesi ve bir araya gelmesiyle oluşan meyvedir.Örnek : Dut, böğürtlen, ahu dudu, çilek, mısır, nar, portakal.3- Gerçek Meyve : Sadece yumurtalığın gelişmesiyle oluşan meyvedir.Örnek : Kaysı, erik, kiraz, şeftali, çilek, böğürtlen.4- Yalancı Meyve : Meyve oluşumuna yumurtalıkla birlikte taç yaprak çanak yaprak ve çiçek sapı da katılıyorsa böyle meyvelere yalancı meyve denir.Örnek : Elma, armut, ayva.5- Kuru Meyve : Yapısında su miktarı az olan meyvedir.Örnek : Ceviz, fındık, arpa, buğday, ayçiçeği. Günlük hayatta sebze olarak bilinen bazı meyveler de bulunmaktadır. Domates, salatalık, biber, patlıcan gibi.Bazı meyvelerin tohumları yenebilir ve bu tohumlar besin kaynağı olarak kullanılabilir. Kaysı, ceviz, fındık, arpa, buğday, ayçiçeği, mısır gibi meyvelerin tohumları yenebilir ve besin kaynağı olarak kullanılabilir. Tohum
NOT : 1- Bitkilerden elde edilen ürünler teknolojik gelişmelere bağlı olarak artmakta ve çeşitlenmektedir.• Fabrikalarda mısırdan un, yağ, konserve üretilmesi.• Fabrikalarda domatesten salça, ketçap üretilmesi.• Zeytinden yağ, ezme üretilmesi.• Cevizden boya yapılması.• Yüksük otu bitkisinden kalp ilacı yapılması.3- Çiçekli Bitkilerde Hayat Döngüsü :Bitkilerde insanlar ve hayvanlar gibi hayat döngüsü içindedir. Çiçekli bitkilerde tozlaşma ile başlayıp döllenme, tohum oluşumu, meyve oluşumu, çimlenme, genç bitki oluşumu, büyüme, gelişme ve olgun bitkinin oluşması ile son bulan süreye hayat döngüsü denir.Çiçekli bitkilerde hayat döngüsü tozlaşma ile başlar.ÖRNEKLER :1- Kış sonu toprağa ekilen domates tohumu baharda çimlenme sonucu filizlenir ve genç bitkiyi oluşturur. Bir süre sonra bitki çiçek açar, çiçek olgunlaşır ve sarı renkli bu çiçek döllenmeye hazır hale gelir. Polenlerin tozlaşma sayesinde dişi organa taşınmasıyla döllenme gerçekleşir ve zigot oluşur. Oluşan zigot gelişerek embriyoyu oluşturur. Oluşan embriyonun etrafında besin depo edilir ve koruyucu kabuk oluşur. Bu sayede tohum (domates çekirdeği) oluşur. Tohumun oluşmasından sonra domates çiçeğinin yaprakları dökülür ve dişi organın yumurtalığı gelişerek meyveyi oluşturur. Yeşil renkli olan küçük domatesler gelişimini tamamlayarak büyür. Büyüyen yeşil renkli domates bu andan itibaren olgunlaşarak kırmızı renkli olur.2- Bezelye bitkisinde tozlaşma ve döllenme sonucunda tohum ve meyve oluşur. Bezelye bitkisinde tohum toprağa düşer ve uygun şartlarda çimlenir. Çimlenen bezelye bitkisinin önce kökü oluşur. Ardından bitkinin gövde ve yaprakları oluşur. Kök, gövde ve yaprakları oluşan bezelye bitkisinin çiçeği oluşur ve olgunlaşan bezelye bitkisi tekrar tozlaşma yaparak döllenir ve döllenme sonucu tohum ve ardından meyve oluşur.4- Organik Tarım :Toprak, su ve havayı kirletmeden çevreyi ve canlıların sağlığını koruyan tarımsal üretim yöntemine organik tarım denir. Bitki yetiştiriciliğinde çevreye ve canlılara zarar vermeyen üretim yöntemleri tercih edilmelidir. Bu nedenle organik tarım yapılmalıdır. Organik tarımda amaç ürün miktarını arttırmak değil, temiz ve kaliteli gıda üretiminin sürekliliğini sağlamaktır. Artan Dünya nüfusunun besin ihtiyacını karşılamak için tarımda yapay gübreler, kimyasal ilaçlar (hormonlar), katkı maddeleri ve tarım makineleri kullanılmaktadır. Bunun sonucu ise toprakta kimyasal maddeler birikmekte ve üretilen kalitesiz ürünler canlıların yaşamını tehdit etmektedir. Bunu önlemek organik tarım yapılmaktadır. Organik tarım yapılırken; organik gübreler kullanılır, sıralı ekim yapılır ve bitkilerin direnci arttırılır. Bu sayede toprak, su ve hava kirletilmeden besinler üretilir ve canlıların hayatı korunabilir. (İlk defa 1984 – 1985 yılında İzmir’de kuru incir ve kuru üzümde yapılmaya başlandı. Sonraları kuru kaysı ve fındık eklendi).Organik Tarımın Amacı :1- Toprağın yapısını korumak.2- Çölleşmeyi önlemek.3- Doğal bitki örtüsünü ve hayvanları korumak.4- Tarımdan kaynaklanan her türlü kirliliği önlemek.5- Toprak verimliliğini korumak.6- Tarımsal ilaçların bitki, hayvan ve insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak.7- Çok miktarda değil, yeterli ve kaliteli gıda üretmek.

21:48 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Aralık 29, 2007

-Canlıların hücresel yapılarını çok atomlu büyük moleküller (organik) oluşturur: Besinlerin içerdikleri besin maddeleri yapı ve işlevlerine göre gruplanır. Bu gruplar: karbonhidrat, yağ, protein ve vitamin denilen organik moleküller ile su ve minerallerdir.
Karbonhidratlar: Karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşan organik moleküllerdir. Buğday, patates, pirinç, kuru fasulye, nişasta yönünden zengindir. Çay şekeri de bir karbonhidrat ürünüdür.
Aldığımız karbonhidratlar genellikle hücre zarından geçemeyecek büyüklükte çok atomlu moleküllerdir. Bunlar, önce sindirim sisteminden sindirilerek yapı birimlerine ayrışır. Yapı birimleri bağırsaklardan emilebilir. Bunlar daha küçük olan glikoz moleküllerine ayrışır. Glikoz bağırsaklardan kana, kandan da hücrelere geçer. Hücreler glikozu gereksinimlerine göre kullanır.
Yağlar: Yapısında; karbon, hidrojen ve oksijen atomu bulunur. Yağlar, sindirim sisteminden sindirilerek yağ asidi ve gliserol denilen küçük moleküllere ayrışır. Bu küçük moleküller hücrelere geçer. Geçerken de bazı vitaminlerin emilimini sağlar. Canlılar hücrelerinde yağ asitleri ve gliseroldan yeniden yağ sentezler.
Proteinler: Çok atomlu büyük yapılı moleküllerdir. Yapı birimleri amino asitlerdir. Her bir amino asit; karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomlarından oluşur. Vücudumuzun 20 farklı amino aside ihtiyacı vardır.
Çok atomlu ve büyük yapılı karbonhidratlar ve yağlar gibi besinlerle aldığımız proteinler sindirim sisteminde sindirilir ve yapı birimleri olan amino asitlere ayrışır. Amino asitler sindirim sisteminden kana geçer ve hücrelere taşınır. Hücrelerimiz bu amino asitleri, gereksinim duyduğu ve kendine özgü olan proteinleri oluşturmak için kullanır.
Hücremiz yirmi amino asitten on ikisini üretebilmektedir, ancak diğer sekizini besinlerle almamız gerekir. Besinlerle almak zorunda olduğumuz bu amino asitlere zorunlu amino asitler denir. Balık eti, kırmızı et, tavuk eti, yumurta, süt ve peynir gibi hayvansal besinlerin çoğu zorunlu amino asitleri içerir.
Vitaminler:Vücut etkinliklerini düzenleyen ve vücudumuzu hastalıklardan koruyan maddelere, vitamin denir.

Vitaminlerin özellikleri:
-Vücudun direncini arttırır.
-Vücuttaki kimyasal olayları düzenler.
-Genellikle, bitkilerce üretildiğinden bitkilerden hazır olarak alınır.
-Bazı vitaminler (B ve K) insan bağırsağındaki bakterilerce üretilir.
-Karaciğerde A, deride D vitamini üretilir.
-Vitaminler sindirilmeden kana karışır ve enerji verici olarak da kullanılırlar.
-Eksikliğinde vücutta çeşitli hastalıklar görülür.

21:47 - Aralık 29, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri


{ Sayfa 1 of 191 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->