GÖKTEN TAŞMI YAĞACAK
GÖKTEN TAŞMI YAĞACAK
| ******>
|
NASA'dan Edward Lu, Apollo büyüklüğündeki bir uzay gemisinin, önüne ya da arkasına konumlanarak gök cisminin rotasını değiştirebileceğini düşünüyor. Astronomlara göre, çok zayıf bir ihtimal olmakla beraber, bu tarz bir kurtarma operasyonu 2029'dan sonra gerekli hale gelebilir. Apollo ekibinden emekli astronot Rusty Schweickart ise her ülkenin risk altında olduğunu söylüyor. Schweickart, önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler Uzay İçin Barışçıl Uygulamalar Komitesi'ne göktaşı tehdidine karşı geliştirdikleri küresel planı sunacak.
23:54 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
HIZLA KÜRESEL ISINIYORUZ
HIZLA KÜRESEL ISINIYORUZ
![]() |
GÜNEY Amerika'da Peru sınırlarında yer alan Quelccaya buzulu Cordillera bölgesinde 44 km'lik alanı kaplıyor. En büyük parçası olan Qori Kalis'in yüksekliğinin 1963'ten bu yana 1.1 km küçüldüğü tespit edildi. Ancak buzulun erime hızı 1963-1978 arasında yılda 6,5 metreyken sonraki ölçümlerde erime hızının 10 misli artarak 65 metreye çıktı.
En sıcak ocak ayı
ABD Ulusal İklim Verileri Merkezi'nce yapılan araştırmada, geçen ay dünya üzerindeki karaların ortalama sıcaklığının, 1980'den bu yana kaydedilen ortalamanın 4 derece üzerinde olduğu görüldü. Sibirya'da sıcaklığın, ocak ortalamasının 5.1 derece üzerine çıktığı, Avrupa'da bu artışın 4.5 derece olduğu tespit edildi.
23:53 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Tokat'ta Nezahat Hanımlar Eğitim Yardımlaşma ve Çevre Koruma Derneği tarafından 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı'nda düzenlenen programa katılan Prof. Dr. Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Kozmik yaşamın insanlar üzerindeki enerjisi ve renklerin insan sağlığına etkileri konularında ilginç açıklamalar yapan Maranki, renklerin insanların yaşamında önemli bir yeri olduğunu, dünyadaki 124 bin hayvanın ve bitkinin hepsinin rengarenk olmasının tesadüf olamayacağını söyledi. Maranki, renklerdenistifade edin çağrısı yaparak, "Biz yaratıcının boyasıyla boyanıyoruz. Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı. Bu renklerden istifade edin. Renklerin hepsinin tedavi edici özelliği vardır. Bütün noktalar bedenimizde var. 8 ayrı noktada renkler var. Tesadüf müdür? Hepsi canlı, hepsi enerji saçıyor" dedi.
Düşüncelerimize göre etrafımızdaki enerjinin şekil değiştirmekte olduğunu ifade eden Maranki, "Kötü bakarsanız enerji alanınız kötü olur. Bunları iyi düşünün, etrafımızdaki canlılar tüm yaptıklarımızı kontrol merkezine iletiyor. Bir insana 'gözün kör' olsun dediğinizde bu canlılar o insanın gözünü kör etmeye gider. O insan bunu hak etmiyorsa geri döner sizin gözünüzü kör edebilir" diye konuştu.
Günlük tükettiğimiz gıdalar konusunda dikkatli olunması ve her türlü meyve ve sebzenin mevsiminde yenilmesi tavsiyesinde bulunan Maranki, konuşmasına şöyle devam etti:
"Sağlığımız için gıdaları zamanında yemeliyiz. Mesela kış aylarında domates kesinlikle yenmemeli. Yüce yaratan onu yaz aylarında yenilmesi için yaratmış. Bu aylarda yenilen domatesin çekirdeği kan hücrelerine olumsuz etki yapabilir. Buna karşı yazın da kış aylarında yenilen meyveler yenilmemeli. Patates cipsi ise yenilmemeli. Bunun yerine fırında patates yenilebilir. Çünkü cipsin tüm enerjisi kızgın yağda gidiyor. Bu tür besinlerle beslenen çocukları görüyoruz. Aklı basmayan, öğrenemeyen kişiler oluyor."
Cambridge'deki Babraham Enstitüsü'nün yaptığı araştırmada, microRNA olarak adlandırılan molekülleri alınan laboratuvar farelerinin bakterilere karşı daha dirençsiz hale geldikleri ve hastalandıkları tespit edildi. Enstitüden Martin Turner, molekülün DNA genlerini düzenlediği ve bağışıklık sistemine yardımcı olduğunu, molekülün insan genlerinde de aynı tesiri uyandırmasının beklendiğini ifade etti.
MicroRNA'nın bilhassa göz hastalıkları, lösemi ve hipertansiyon tedavisinde kullanılması hedefleniyor.
23:52 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Mutasyonlar
|
| ||||||
|
| ||||||
23:52 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Klonlama
Klonlama
Genetik olarak aynı olan bir grup bireyin eşeysiz üreme yoluyla aynı ana-babadan ayrılması. Birçok bitki ana bitkinin etrafındaki alanda filiz, tuber ya da bulb yoluyla çoğalarak kolonize olurlar. Aseksüel olarak üreyen bakteriler her zaman için kendilerinin sayısız kopyalarını yapabilmektedirler. Bunlar birbirlerinin tamamen aynısı olan (mutasyon geçiren suşlar hariç) klonlardır.
Klon ve Klonlama Nedir?
Biyolojik klonlama sözlük anlamlarına göre şu şekillerde tanımlanabilir:
●Genetik olarak aynı olan bir grup hücre, orijinal bir hücreden mitoz bölünme yoluyla meydana gelir. Hücre yeniden kromozom setini meydana getirir ve iki yavru hücreye bölünür. Böylece, vücudumuzda ölen hücreler yerine yenileri meydana gelir. Dolayısıyla mitoz bölünme ile oluşan hücreler birer klon olarak tanımlanabilirler.
● Orijinal DNA sekansından oluşturulan DNA molekülünün bir parçası, bir bakteri ya da virüs kullanılarak çoğaltılabilir. Bu genellikle moleküler klonlama ya da DNA klonlama olarak adlandırılır.
● embriyo Bölünmesi’ yoluyla genetik olarak aynı olan hayvanların meydana getirilmesi. Bu durum doğal olarak, ikizlerde meydana gelmektedir. Sığırlarda, 4 ve 8 hücreli olan embriyodan, her bir hücre alınıp farklı annelere implante edildiğinde, hücreler normal olarak buzağı haline gelişirler. Bu teknik 10 yıldan uzun süredir sığır ıslahı projelerinde rutin olarak kullanılmaktadır.
Bir vücut hücresi nükleusunun, nükleusu uzaklaştırılmış olan bir yumurta hücresi içine transfer edilmesi yoluyla genetik olarak aynı olan bir ya da daha fazla hayvanın meydana gelmesi. Bu, nükleus Transferi (NT) ya da hücre nüklesu yerine koyma (Cell Nuclear Replacement=CNR) olarak bilinmektedir ve Dolly bu şekilde meydana getirilmiştir.
Canlıların cansızlardan en önemli farkı üreme özelliği, yani kendi benzerlerini meydana getirmeleridir. Üreme olayının temelinde yatan esas amaç, erkek ve dişide ayrı ayrı bulunan türe ait özelliklerin, yavruya geçmesidir. Böylece hem türün neslinin bozulmadan devamı sağlanmakta, hem de her nesilde aynı türe ait yeni çeşitler yaratılmaktadır. Bu mekanizmanın temeli, her ferdin türüne ait özelliklerin, moleküler şifre şeklinde kodlandığı iki iplikten yapılmış DNA zincirinin taşıdığı bilginin kopyalanmasına dayanır. Eşeyli olarak üreyen her canlının bütün vücuduna ait genetik bilgi onun hücrelerinde, biri annesinden biri de babasından gelmiş olan iki takım olarak mevcuttur. Yumurta ve sperm hücrelerine nakledilmesinden sonra bunlar birleşince döllenme sonucu meydana gelen tek hücre (zigot) yeni bir canlının başlangıcı olarak programına yazılmış rolünü oynamaya başlar. Bu tam teşekküllü hücre, yani döllenmiş yumurta, devamlı olarak bölünüp çoğalarak, her defasında kendisinin yeni kopyalarını yaparak milyarlarca ve trilyonlarca hücreden ibaret bir canlıyı meydana getirir. Bir hücreden trilyonlarca hücreye doğru ilerleyen gelişmenin belli dönemlerinde bazı hücreler kopyalanırken belli yol ayrımlarında farklılaşmalar görülür. Henüz embriyo döneminde, birkaç hücreden oluşan kitleyi teşkil eden hücreler, çok potansiyellidir. Böyle her şey olmaya kabiliyetli bir hücre bölünüp aynen kendi kopyasını meydana getirecek yerde, kopyalanırken daha farklı özelliklere sahip yeni bir hücre, örneğin, bir kas hücresi veya kemik hücresi yahutta kan hücresi meydana getirebilir. Böylece bir insan embriyosunda, gelişme sırasında yaklaşık 200 civarında farklı hücre meydana gelerek yeni dokuları meydana getirir. Meselâ; gözümüzdeki bir grup hücre ışığa hassasiyet kazanarak farklılaşırken, iç kulağımızdaki bir grup hücre seslere hassasiyet kazanır, karaciğerimizdeki bazı hücreler safra salgısı üretmek üzere çok farklı bir yapı kazanırken, pankreasımızdaki bazı hücreler insülin, bazıları da özel sindirim enzimleri üretmek üzere farklılaşırlar.Böylece bir kimya laboratuarı gibi olan vücudumuzda ihtisas sahibi özel bölümler halinde, her birinin vazifesi ve yapısı farklı doku ve organlar meydana gelir. Bu şekilde farklılaşmasını tamamlayıp, özelleşen hücreler artık farklılaşmaz, ancak bölünerek belli ölçülerde kendi kopyasını yapmaya devam ederler, çünkü zaman içinde yaşlanan, yıpranıp eskiyen veya herhangi bir şekilde yaralanan hücrelerin yerine yenilerinin yapılarak tamir edilmesi ve eksıkliğin giderilmesi gerekir. Bundan sonraki kopyalanmalar artık hep aynı doku içindeki hücrelerin tam benzerlerini yapması şeklindedir. Karaciğer hücresi karaciğer, barsak hücresi barsak, deri hücresi deri olarak aynen kopyalanır.
Trilyonlarca sayıda hücreden oluşmuş vücudumuzda bu hücrelerin milyonlarcası her saniye bölünmeyi sürdürerek beden gelişimini devam ettiriyor. Bunun yanında yıpranmış hücreleri de yeniliyor. Somatik hücre adını verdiğimiz yapısal hücrelerde meydana gelen fizyolojik ve morfolojik değişimler, genetik intikal ile bir sonraki nesile aktarılamamaktadır. Dolayısıyla, biyolojik bedenimizde meydana gelebilecek mutasyonların etkileri populasyonun gen havuzunda bir değişime neden olmaz. Ancak bu durum üreme hücrelerinde farklı bir seyirde ilerler. Gerçekleşebilecek mutasyonlar, daha sonraki frekanslarda etkisini gösterecektir.
Koyun ve insan hücrelerinin de dahil olduğu gelişmiş hücreler (çekirdeği olan hücreler=ökaryotik hücreler), farklı gelişim evreleri ihtiva eden döngüyü takip etmektedirler. Bu döngüyü, interfaz evresi (bölünmenin olmadığı hazırlık evresi) ve belirgin biçimde bölünmenin gerçekleştiği mitoz evrelerine ayırmak mümkündür. Hücre, yaşam döngüsünün %90 kadarını interfaz evresinde geçirmektedir. Aslında, bu duraklama evresi göründüğü kadar sakin değildir. Bu devrede hücre, tüm bileşenlerini bölünmeye hazırlamaktadır. Hücrenin yaşam döngüsü G1, S ve G2 şeklinde üç ana evreye ayrılmaktadır.
23:49 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Nano Teknolojisi
|
Yıllar önce bir odayı tek başlarına dolduran bilgisayarlar, önce masa üstlerimize, ardından dizüstlerine, şimdilerde de cebimize girecek kadar küçüldüler. mikron boyutlarında hayatımıza giren gelişmelerse sadece bilgi işlemle sınırlı kalmıyor. Tarımdan tıbba, mikro mekanikten yongalara dek hemen her alanda nano teknolojinin günlük hayatımıza neler katacağını araştırdık. Hemen her gün mikron boyutlarında yaşanan gelişmeler sadece masaüstü ya da diz üstü sistemler için geçerli olmaktan çıktı.Bilgi işlemci arenasındaki yarışta hayati önem taşıyan nano teknoloji, artık hayatımızın her noktasında kendini gösteriyor.Tarım, biyoloji, mekanik, elektronik, tıp ve kimya alanlarında uygulanan yeni yöntemlerde de, nano teknolojinin nimetlerinden faydalanılıyor.Bu sayede geliştirilen yeni ürün, hizmet ve yöntemler, günlük hayatımıza girmeye hazırlanıyor.Geçmişine baktığımızda %u2018taze%u2019 olarak nitelendirebileceğimiz nano teknoloji üzerine yapılan çalışmalara artarken, ciddi firma ve akademik kurumların bu alana yaptığı yatırımlar milyar dolarlara ulaşmış durumda. Hal böyleyken nano teknolojinin getirilerinin somut örneklere dönüşmesi ise çok şaşırtıcı değil. Şimdi, bilim kurgudan gerçeğe dönüşen yeniliklerin hayatımıza neler getirdiğine göz atalım%u2026 Her geçen gün hızla ilerleyen teknolojinin sokaktaki insana yaşayan yüzü öncelikle cihaz boyutlarında yaşanan hızlı küçülme. Hepimizin bildiği gibi ilk bilgisayar bir oda kadar büyüktü ve yaptıkları işlemi ve hızlarını bugünkü modellerle kıyaslamak bile şu an için çok anlamsız bir davranış olarak değerlendirilebilir. Günümüzde çok güçlü bir bilgisayarın bir saat büyüklüğünde olabileceğini ve günlerce şarj edilmeden çalışabileceğini duyduğumuzda %u2018neden olmasın%u2019 diyebiliyoruz.Bundan 15 yıl önce ise 10MHz hızındaki işlemciler kullanıyorduk. Bugünse 2GHz %u2018lik bir işlemci için ise %u2018idare eder%u2019 dediğimiz bile oluyor. 15 yıl sonraysa %u2018Vay be,o zamanlar 2GHz %u2018lik işlemciler kullanırdık%u2019 diyerek kendi kendimize güleceğiz.
|
23:48 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Türkiye'de Bilim ve Teknoloji
|
|
|
Türkiye'de Bilim ve Teknoloji
Bilimin insanlığın refah ve gelişmesi açısından önemi ilk kez 17. Yüzyıl başlarında İngiliz düşünürü Francis Bacon tarafından dile getirilmiştir. “Bilgi güç kaynağıdır” diyen Bacon’ı sonraki yüzyıllardaki gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke, 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni haline getirmiş bulunmaktadır. Türkiye, bu durumu fark edip bunun için gerekli organları kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1961’de kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve nihayet 1993’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekten, finansal destek sağlamaktan ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmekten sorumlu bilim koordinasyon organlarıdır.
|
23:47 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Matematik felsefesi
Matematik bir çok disiplinin birlesmesidir. Euclides Geometrisi, Cebir, Grup Teorisi, Analiz, Reel Analiz, Karmasik Analiz, Olasilik, Fonksiyonel Analiz, Diferansiyel Denklemler, Euclides-disi Geometri ve daha nice disiplinlerin ortak özelligi, tanimsiz kavramlarin kabulü ile basliyor olmalaridir. Sonrasinda gelen bütün kavramlar baslangiçta kabul edilenler üzerinde tanimlanirlar. Örnegin nokta Euclides geometrisinde pozitif tam sayi, cebirde ise tanimsiz kavramdir.
Matematik sadece özenle gelistirilmis bilimsel bir teori olmayip, ayni zamanda modern bilimin de temeli olmustur. Bilimde bir teorinin gerçekten bilimsel olmasini belirleyen ölçütlerden biri matematik kullanimidir. Matematigin soyutlugu bir çok insani korkutur ve uzaklastirir. Isin ilginci soyut olus, insanlar tarafindan gözlenip asiklamada zorluk cekiste bir numarali kurtaricidir. B.Russell "Matematik sadece dogruyu söylemekle kalmaz ayni zamanda onun güzelligini de ortaya çikartir" der . Matematikteki ahenk veya düzen kimi zaman bazi filozoflara, bilim adamlarina bir resmin renk ahengini, bir müzigin durulugunu animsatir. Kimisi bunun karsisinda hayranligini, sevinç ve heyecanini gizleyemez. Her ne kadar baslangiçta matematik dogayi ve insanlari ilgilendiren problemlerin çözümü olsa da, matematikçiler matematigi bu alanindan alip, bilinçlerinde olusan problemlere kavramsal çözümler düsünsel eylemine dönüstürürler. Örnegin Geometri, ilk önce alan hesaplanmasi ve astronomik çalismalardaki yildizlarin yeri ve hareketlerinin gozlenmesi ile baslamistir. Olasilik kumar oyunlarinda kazanma hirsina kesinligin nasil maledilecegi ile baslamistir. Ama bugün bu dallara baktigimizda baslangiçta yarattigimiz bu disiplinlerin artik kontrolümüzden çikip kendi içinde kendi problemlerini yaratip onlarin soyut çözümleri ile ugrastigini görürüz. Bilim içinde üretilmis problemlerin toplum ve dogadaki problemlerin çözümü ile ilgili olabilecegi gibi, hiç bir ilgisi de olmaya bilir demek ki. Onun öz kaynaklarindan biri belki de temeli, matematigin bilim adamina verdigi haz duygusunun ölçütünün olmamasidir.
Tarih içinde bilimlere bakildiginda, soyut matematikte bir konu ortaya çiktiktan sonra, zaman içinde bunun baska bir bilim dalinda uygulandigina tanik oluyoruz. Veya matematikteki bir problem fiziksel bir olayi açiklamakla ortaya çiksa bile bu problem baska bilim dallarinda farkli olaylari açiklamak için de kullanilir. Örnegin olasilik artik kumarbazlarin ihtiyaçlarindan çok fizikçi ve matematikçilerin isini görür.
Bir çok bilim dali, matematigin dilini kullanir. Ama bu dil bizim bildigimiz diger dillerden elbet çok farklidir, daha sinirli ve daha katidir.
Diger bilimler ile matematik arasindaki temel farkliliklar düsünce sistemlerinde ve ispat-açiklama yöntemlerindedir. Birincisinde olgusal içerik bulunur, yani gözlemin sonucundaki açiklama yeterli olur. Matematiksel düsüncede ise kavramsallik vardir, yani "gözlenen olayi olgusal açiklama yerine iliskileri teorem olarak ispatlama". Matematiksel olusta açiklik ve kesinlik vardir. Dogruluk süphe götürmez kuru gerçektir. Ispat yapilmadigi sürece genelleme yapilmaz. "Her çift sayi iki asal sayinin toplami olarak yazilabilir" hipotezini çürütür tek bir örnek bulunamamis olunsa bile bu yönde bir genelleme yapilmaz. Matematikçiler kanit toplamaktan çok ispata yönelirler.
Gelisim kaynaklari, yaratici imge ve sezgilerini, mantiksal yapisini gelecekteki yazilarimda daha ayrintili verecegim matematikselligin öznel düsünce etkinliklerindeki farkli yaklasimlarinin dogal kaynagi matematik felsefesini ana temalari ;
Matematik felsefesi denildiginde konu bir çogunuza belki soguk ya da anlamsiz geliyordur. Oysa konu büyüleyici ve çekici. Bu yazinin hedefi bazi okuyuculari büyülemekten çok, çekiciligin etki alanina insanlari toparlayip neden sonuç iliskilerinde bilginin kaynagini ve matematigin temelini sorgulama biçimleri üzerinde birlikte düsünmek.
Soyut matematik daima rasyonel düsüncenin dorugundadir. Matematiksel sonuçlar sayilar teorisinden geometrik sekillere, küme teorisinden fonksiyonel analizin karmasik yapisina kadar dogrulugun bükülmez en sert örneklerini olustururlar. Kimi zaman kavramlar çok basit ve sadedir, ama yine de her insan beyni bu dogrulukla barisik degildir. Benim kaygim ya da tasam barisi saglamak, bagnazligi bozguna ugratmak. Kaygim düsün ufuklarimizi ÖZGÜR kildirmanin yöntem ve biçimlerini sorgulamamiz üzerine.
Matematik entellektüel yasantimizin içine girdi mi, modern, ileriye dönük degisimlere açik bir toplumun sekillenmesinde en temel görevi üstlenir. Amacim elbet matematigi bir yana, bilimi bir yana koymak degil, bunu yaptigimizda anarsi ve terör girer günlük yasama. Bilimi anlamak da mümkün olmaz. Rasyonel düsüncede matematik ve bilim birlikte üretkendirler. Bir köprünün insasindan tutun da, internet baglantilarina kadar yasamin her yerinde esrarengiz güçlerini birlikte sergilerler. Yasamda matematigin degerini sorguladiginizda karsinizda matematik felsefesini bulursunuz. Sonlu insanin sonsuzluk ile nasil oynadigini, matematigi nasil yarattigini düsündükçe karsimiza yine matematik felsefesi çikar.
Bütün tutarliligi içinde matematigin degisik bir niteligi vardir ve bu nitelik oldukça zorludur. Bizi bastan çikaran matematikteki kesinlik, objektiflik, matematiksel düzendeki sonuçlarin estetik zihinsel güzelligidir. Insanoglunun bu gerçek ile nasil bir baglanti kurdugunu kolaya kaçmadan açiklamamiz gerekiyor. Baska bir deyis ile biçimsel ya da tanimsal semboller ile oynanmasi, matematigin bakis açisina ve platonik dünyasina kendimizi tam anlami ile vermemizi gerektirir. Bu isi uzun yillar önce temelciler çok iyi yaptilar. Matematigin nasil yaratildigini ince ince çözümlemeye ve sonra dokumaya ugrastilar.
Matematik felsefesindeki temel sorunlardan biri geleneksel yapimci düsüncenin kavramlari ile realistik matematiksel kavramlar
Russel,B "Intro. to Matematical Philosophy",London
23:46 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz
Saç Dökülmesi Kader Değil...
Saç Dökülmesi Kader Değil...
Saç dökülmesi, bugün artık kadın erkek herkesin ortak sorunu. Daha çok genetik unsurlara bağlanan saç dökülmesinin tek kalıcı çözümü saç ekimi yaptırmaktan geçiyor. Ancak saç ekimi ameliyatına girmeden önce veya kelliğe boyun eğmeden önce bu konuda mümkün olan her türlü araştırmayı yapıp, gereken her şeyi öğrenmelisiniz. Yapmanız gerekenlerin başında da güvenilir ve deneyimli bir doktor ve saç ekim merkezi seçmek geliyor.
Saç bakımı, saç ekimi, saç kesimi, saç kurutma, saç mezoterapisi, saç nakli, saç ekim merkezleri hakkındaki herşeyi bloğumda bulabilirsiniz...
| |||||
|
sağlığını korumaya devam etmeniz yeterli. Normal sınırların dışında bir saç dökülmesi yaşıyorsanız, mutlaka önlem almanız gerekiyor. Eğer bir saç hastalığınız yoksa, normalden fazla saç dökülmesinin genellikle 3 nedeni vardır: | |||||
| Ne yapmalı? | |||||
|
Saç dökülmesini engellemek için en az 3 ay bakım uygulamanız gerekir. |
İlaçlara Bağlı Saç Dökülmeleri
Kanser ilaçları, Yanlışlıkla yada intihar amacıyla alınan talyum, A vitamini fazla alınımı, Sentetik ağızdan alınan retinoidler, Heparin, Flucunazole, Doğum kontrol hapları
Androjenler Danozol Antifungaller Flukonazol, ıtrakonazol Antihipertansifler ACE inhibitörleri, potasyum tiosiyanad Antiinflamatuarlar Proksikam, tenoksikam, ibuprofen, naproksen Antikoagülanlar Kumarin, heparin, heparinoidler Antikolesterolemikler Klobifrat, gemfibrozil Antikonvülzanlar Dilantin, karbamezapin, valporik asit, trimetadion Antineoplazikler Altretamin, amsakrin, bleomisin, karboplatin, siklofosfamid, sisplatin, sitoksan,sitarabin, daktinomisin, daunorubisin, dakarbazin, doksetaksel, etoposid, gemsitabin, gahapentin, ...
Antitrioid ajanlar Tiourasil, karbimazol, tiosiyanat, iodin Antülserler Simetidin, ranitidin, famodin, omeprazol Antiviraller Lamivudin, zidovudin ß-blokerler Propranolol, atenolol, metapronol, lımolol, Psikotroplar Amfetamin, antidepresanlar, diksirazin, lityum, tranilsiprimin, flurobutirofenon Retinoidler İzotretionin, etretinat, asitretin Diğer Talyum, bizmut, boratlar, bromokriptin, gentamisin, kolşisin, levo dopa, minoksidil, iv immünglobulin, oral kontraseptifler, ...
Tablo 1: Diffüz alopesi yapan ilaçlar
SAÇ NİÇİN DÖKÜLÜR? (VII)
Genetik Hastalıklar ve Saç
Diğer konularda belirtildiği gibi saç dökülmesinin genetik nedenlerini, genetik yatkınlık zemininde başka nedenlerin eklenmesiyle oluşan bir durum mu yoksa tamamen genetik dışı başka nedenlerle mi geliştiği konusu son derece önemlidir. Zira tamamen genetik nedenli bir saç dökülmesinin tedavisi farklı olacak, salgı sistemine bağlı bir nedenle oluşan saç dökülmesi tedavisi farklı olacaktır. Anemiye veya salgı sistemine bağlı bir hastalığa veya ağır geçirilmiş ateşli hastalığa bağlı saç dökülmesinin tedavi yaklaşımı ayrı ayrı olacaktır.Androgenetik Alopesi (erkeksi saç dökülmesi) cinsiyetten etkilenen Otosomal dominant bir durumdur. Erkekler hastalık genini sadece tek ebeveynlerinden de alsalar hastalığı gösterirler, ancak kadınlar androjen hormonları erkeklerden daha az olduğundan heterozigot durumunda hastalığı göstermezler. Kadınlar ancak homozigot olurlarsa (her iki ebeveynden de geni alırlarsa) hastalığı gösterirler.Genetik hastalık ve saç konusu üç ana bölüm halinde incelenebilir:
Sadece saçları etkileyen genetik hastalıklar (bkz. Tablo1). Ön planda deri ile ilgili hastalıklar olan diş ve tırnak anormallikleri gösteren genetik hastalıklar (bkz. Tablo2). Genetik hastalıklarda gözlenen saç hastalıklar (bkz. Tablo3).Sonuç olarak genetik hastalıkların önemli bir kısmında saç bulgularına rastlanır, ayrıca da pek çok birincil saç hastalığında genetik faktörler etkilidir. Tanı konurken dermatoloji ve genetik uzmanlarının görüşünü almak gereklidir.
Hastalık
Kalıtım Şekli
Androjenik Alopesi
Cinsiyetten etkilenen otozomal dominant kalıtım
Hipotrikoz Sendromu Otozomal resesif Erken Beyazlama Sendromu Otozomal dominant Psödopelad Otozomal dominant Gevşek anajen Sendromu Otozomal dominant, genetik heterojenite Yünsü saç Otozomal dominant Alopesi areata Otozomal dominant Ailevi Fokal Alopesi Otozomal dominant Tablo 1: Sadece Saç Bulgusu Olan Genetik Hastalıklar
Hastalık
Saç bulgusu Kalıtım Şekli
İncontinentia Pigmenti
Atrofik Patchy alopesi, mat, tel gibi kaba seyrek X'e bağlı dominant, erkeklerde lethal
Dizkeratozis Congenita Seyrek ve ince, nadiren erken beyazlama X'e bağlı resesif Trichoodontoonychial disp. Ciddi hipotrikoz Otozomal resesif Hipohidrotik Ektodermal Displazi İnce, kuru, hipokromik, seyrek lopesi X'e bağlı resesif Hay-Wells Sendromu Seyrek alopesi Otozomal dominant Goltz Sendromu Seyrek ve kırılgan, lokalize alopesi X'e bağlı dominant, erkeklerde lethal Rapp.Hodgkin Ektodermal Seyrek ve ince saç, pili canalicüli Otozomal dominant Tablo 2: Dermatolojik bulguların ön planda olduğu sendromlarda saç bulguları ve kalıtım özellikleri
Seyrek saç (sparse)
Cockayne Sendromu, Homosistinüri
Kıvrık (Kinky) Menkes Sendromu Cılız saç (fine) Rapp.Hodgkin Ektodermal Displazi Send. Açık renk (blonde) Prader Willi Sendromu, Fenilketonüri, Albinizm Kıvırcık (curly) Cardio-Facio-Cutaneus Sendromu İnce (thin) Hallerman Streiff Sendromu, Weawer Sendromu, Tricho- Rhino- Phalangeal Sendromu Tel gibi (wiry) EEC Sendromu Kırılgan (fragile) Mc Kusick tipi Metafizeal Displazi Yavaş uzama Oculodentodigital Sendrom Beyaz perçem Waardenburg S. Whiteforelock with malformations Erken Beyazlama Waardenburg Sendromu, Rothmund-Thomson Sendromu Kuru (dry) Oral-Facial-Digital Sendrom Düşük ense saç çizgisi Turner Sendromu, Penta X Sendromu, Klippel-Feil Squensi Alopesi Werner S. Johanson Blizzard S., Lenz-Majevsky Hyperostosis S., Dubowitz S., GAPO Sendromu Widow's peak Aarskorg Sendromu
Tablo 3: Genetik Sendromlarda sık görülen saç bulgularıSAÇ NİÇİN DÖKÜLÜR? (VIII)
Androgenetik Alopesi
Androgenetik alopesi erkeklik hormonu olan androgenler tarafından etkilenen, genetik olarak yatkın olan kişilerde genellikle puberte sonrası dönemde 20li 30lu yaşlarda ortaya çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonrada tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Bir çok isim verilmesine rağmen en sık kullanılan isimler Androgenetik Alopesi, Male patern alopesi, olağan kellik gibi isimledir. Tüm kafayı kaplayabileceği gibi, büyük sıklıkla şakaklar ve ense bölgesini tutmaz. Bir hastalık olarak kabul edilmez onun yerine erkeklerin karakteristik yapısı olarak kabul edilir. Kadınlarda da Androgenetik Alopesi oluşabilir ancak oluşma şekli farklıdır.Ergenlik dönemi sonrası erkeklerin yaklaşık yarısı androgenetik alopesi ile karşılaşabilir. Androgenetik alopeside üç etken baş rol oynar:
YaşlanmaYaşlanan organizmanın dayanıklılığı azalır. Saç da bir organizma parçası olduğundan, geçen yıllar saçların da dayanıklılıgını azaltır. Genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde geçen zaman içerisinde saç dökülmesi oranı artar.
HormonlarKellik konusundaki araştırmalar 4000 yıl önce Mısırda başlamıştır. Androgenetik alopesinin ilk tıbbi tanımlamasını M.Ö. 4.yyda Aristo'nun yaptığı söylenmektedir. Filozof kellik ile cinsellik arasındaki ilişkiyi tarif etmiştir. Yıllar sonra bazı araştırmalar yine bu yönde çalışmışlar, kısırlaştırılan erkeklerin kelleşmediklerini tespit etmişler ve Abdülhamit'in döneminde araştırmalar yapmışlardır. Eski ve yeni tüm araştırmalr şunu ortaya koymuştur: Kelleşme ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki vardır. Androgen hormonu erkeklik hormonudur. Bir androgen hormonu olan testeron Alfa-5 redüktaz isimli enzim tarafından dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülür. DHT de saç kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir. Alfa-5 redüktaz enzim eksikliği olan erkeklerde saç dökülmesi oluşmaz. DHT genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde anagen faz süresini kısaltır. Bu durum her saç yaşam döngüsünde anajen fazın daha da kısalmasına yol açar. Bu saçın maulaşabileceği maksimum saç uzunluğunun azalması ve saçların genel görünümünde anagen fazında olan saçların göreceli olarak azalması demektir.Katajen ve telojen faz (ara faz ve dinlenme fazı) saçın dökülmesi ile sonlanır. Bu fazlarda süre olarak değişiklik olmaz. Ancak anajen faz kısaldığında herhangi bir anda tüm saç kütlelerindeki oranlar göreceli olarak artmış olur. Bu da orantısal olarak daha fazla saçın dökülmesi demektir.Anajen fazda normalde iki tip saç üretilir: 1. Terminal(kalın ve renkli)saçlar 2. Vellus (ince ve renksiz) saçlar. Bilindiği gibi vellus saçlar daha çabuk dökülen saçlardır. Yine Androgenetik Alopesi kişilerde hormonların ve genlerin etkisiyle terminal saç köklerinde gittikçe hızlanan bir biçimde küçülme (minyatürizasyon) oluşur. Bunun sonucu terminal saçlar vellus saçlara benzemeye başlar. Minyatürize olmuş köklerde zayıf, ince ve renksiz (vellus) saçlar üremeye başlar. Küçülmeye devam eden kökler bir süre sonra mikroskopla incelendiğinde hücre kılıfının bir kalıntısı haline döndüğü görülür ve saç kökü böylelikle yok olur.Hem erkekler hem de kadınlar androjen hormonu taşırlar. Herkeste bu hormonlar olduğuna göre niçin herkesin saçının dökülmediği sorulabilir. Burada genetik taşıyıcılık olması yanında aşağıda belirtilen hususlar da önemlidir:
Androgenetik Alopesi olanların saçındaki androjen reseptörlerinin sayısı fazladır. Hormon normal düzeyde olsa onu bağlayan reseptör çok olduğundan hormonun saç üzerine etkisi çok olmaktadır. Androgenetik Alopesili kişilerin reseptörleri daha hasastır. Androgenetik Alopesili vakalarının Alfa-5 redüktaz enzimi aktivitesi daha fazladır.
GenlerSıklıkErgenlik dönemi sonrası beyaz erkeklerin %94.96sında alın bölgesindeki saç çizgisinde gerileme olduğu, yaklaşık %50sinde de alın ve tepe bölgesinde dmkülme olduğu belirtilmiştir.Erkeklerin %30u 25 yaşında, %40ı 40 yaşında, %50si 50 yaşında Androgenetik Alopesi belirtisi gösterir.Kadınların %20-30 kadarında da Androgenetik Alopesi görülür.SAÇ NİÇİN DÖKÜLÜR? (IX)
Gebelik ve Saç Dökülmesi
Telojen EffluviumAteşli hastalık, doğum, kronik sistemik hastalıklar, aşırı stresler, heparin vb ilaçların alınması sonucu ya da yeni doğan bebeklerde görülen hızlı gelişen saç kaybı bu isim altında incelenir. Ayrıca trioıd hormonunun azalması, ağır cerrahi operasyonlar, anestezi alınması ve aşırı diyetler sonucunda da bu tarz saç dökülmesi oluşur.Bazı araştırmalar ise saç siklusunun farklı fazlarında gelişen değişiklikler temelinde tanımlama yapmıştır.
Erken anajen terk. Normal anajen faz 2.7 yıl sürer. Bu tip saç dökülmelerinde ise saç folikülleri bu süreyi doldurmadan telojen faza girer. İlaç alımında, yüksek ateş esnasında oluşan saç dökülmeleri bu tiptir. Gecikmiş anajen terk. Burada anajen faz uzun sürer. Normalde belli bir sayıda saç folikülü anajen fazdan telojen faza geçmesi gerekiyorken, bu işlem gerçekleşmez ve neden ortadan kalkınca normalden çok fazla saç kökü telojene geçer (Birikmiş anajen fazdaki saç folikülü nedeniyle) ve bir anda çok miktarda saç dökülür. Gebelik sonrası saç dökülmesi bu tiptir. Kısa anajen. Bazı vakalarda anajen faz kısa sürer bu da anajen/telojen oranını yükseltir. Bir anda dökülen saç sayısı artar. Erken telojen terk. Gecikmiş telojen terk. Mevsimsel saç dökülmesi bu yolla olmaktadır.Telojen effluvium daha sıklıkla kadınlarda görülür. Akut telojen effluvium 2-6 ay sürer ve tam iyileşir.Telojen effluvium ve gebelik
Gebelik sonrası telojen effluvium fonksiyonel olarak gecikmiş anajen fazın en çarpıcı örneğidir. Yapılan çalışmalar gebeliğin son döneminde telojenin iyice azaldığını göstermiştir. Gebeliğin son döneminde anajen oranı %95'e kadar çıkabilir.Doğumdan sonra genellikle (2 ve 3 ay sonra) anajen saçlar telojen saça döner ve saç dökülmesi belirgin hale gelir. Normal saç dökülmesinden 2-3 kat daha fazla saç dökülür. Bu süre genellikle 2 veya 3 ay sonra başlar ancak 6 aya hatta 1 yıla kadar uzayabilirTelojen effluvium'a ilaçlar, kaza ile bulaşma sonucu alınan selenyum ve arsenik, biyotin yetmezliği, damardan beslenme ve aşırı çiğ yumurta akının alımı da sebep olabilir. Diyaliz hastalarında görülebilir.
SAÇ NİÇİN DÖKÜLÜR?
Olağan saç dökülmesi
Stres ve Saç Dökülmesi
-
Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.
-
İkinci ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır.
Kozmetik Uygulamaların Ortaya Çıkardığı Saç Problemleri
-
Saçı temizlemek için kullanılan şampuanlar. Piyasada var olan bir çok şampuan türü farklı şekillerde formüle edilir ve ticari olarak normal, kuru, yağlı, harap olmuş saçlar ve boyalı saçlar için formüle edilmiş olarak satılırlar. Yağlı saçlar için kullanılan şampuanlar eğer günlük olarak kullanılırsa saçta kurumaya yol açarlar. Yine şampuanlar içindeki maddelere karşı irriten veya allerjik dermatitlerin gelişmesi mümkündür.
-
Saç Boyaları: Tedrici renklendirme yapan saç boyalarının kontak dermatit yapma özelliği azdır ancak sert, kırılgan, cansız saça neden olduklarından zararlı olabilirler. Ayrıca saçta kalan metal artıkları kalıcı boya ve perma solüsyonunun uygulamasını zorlaştırır. Böyle bir uygulamada yapılırsa saçın kırılmasına neden olur.
Yarı kalıcı boyaların saç şaftında oluşturdukları hasar azdır ancak içerdikleri boya nedeniyle kontak allerjik dermatit yapabilirler.
Kalıcı boya uygulamalrı iki türlü olabilir. Daha koyu bir renk isteniyorsa tek bir işlem yapılır. Ancak daha açık renge boyama isteniyorsa iki aşamalı bir süreç yaşanır. Önce mevcut saçın soldurulması gereklidir. Soldurma işlemi için hidrojen peroksit yada amonyak kullanılır. Bu esnada saç kırılgan, kırışmaya müsait ve cansız bir görünüm alır. Saç şaftına oldukça zarar veren bu işlem sonucunda saç gövdesinden %?.3 oranında ağırlık kaybı olur ve böylece saç zayıflar ve kırılabilir hale gelir.
-
Uygun bir şampuan önerilir. Kimyasal işleme tabi olmuş saç kuru, statik elektriklenmeye daha müsaittir. Sağlıklı, düzgün görünen bir saçta nem, nemi tutan ve saçın temel yapısını oluşturan protein en üst düzeydedir be bu özellik saçın mekanik travmaya karşı koymasını sağlar. Bu tarz kimyasal travmaya uğramış saçlarda dimethicone içeren şampuanlar kullanılmalıdır.
-
Fizik yada kimyasal zarar görmüş saç süratle bu etkilerden uzaklaştırılmalı, kalıcı perma, fırçalama, tarama gibi işlemler en aza indirilmelidir. Sıkı saç tokaları ve bantları kullanılmamalı. Bigudi ve benzer şeylerle yatmamalı, saçlar taranırken künt uçlu ve çok sert olmayan fırçalar kullanılmamalıdır. Saçlar mümkün olduğunca kısa ve düz tutulmalıdır.
| Saçınıza nasıl Hacim kazandırabilirsiniz ? |
|
|
| - Saçınızı yıkadıktan sonra havluyla hafif friksiyon yaparak kurulayın. Daha sonra saç dibinize masaj yapın. Bu yöntemle saç dipleriniz uyarılır ve kan dolaşımı düzenlenir; böylece saçınız tel tel ayrılacak ve kabaracaktır. Kurutma makinesi kullanıyorsanız, parmaklarınızla saç köklerinizi ayırarak kurutun. - Saçınız kuruyken hacim kazandırmak istiyorsanız, bir püskürtücü yardımıyla nemlendirin ve yuvarlak hareketlerle saç dibinize masaj yapın. Daha sonra şekillendirici bir köpük kullanın ve saçınızı kurutma makinesi ile kurutarak köpüğü sabitleyin. - Saçınızı fırçalarken öne doğru eğilerek içten fırçalayın. Sonra arkaya atarak dıştan da fırçalayın. Bu işlem saçı iyice düzeltecek ve daha "havalı" durmasını sağlayacaktır. - Küçük bir reçete: bir havluyu birayla nemlendirerek nemli saç diplerinize sürüp saçınızı öyle kurutun. Biradaki maya saçın hacmini artırarak harika görünmenizi sağlayacaktır. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Esneklik kaybı her tip saçta görülebilir. Nedeni ise, genellikle, stres, sigara, uykusuzluk gibi sağlıksız bir yaşam ve dengesiz beslenmedir. Sizin canlılığınızı yok eden bu kötü koşull
23:45 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz Aralık 14, 2007
SAÇ DÖKÜLMESİKategori: Sac bakimi
SAÇINIZ NEDEN KURUR ? ÇARESİ NEDİR ? İŞTE CEVABI...
GÜZEL SAÇLARLA SÜPER BİR KIZ NASIL OLUNUR ?
KELLİK TARİHE Mİ KARIŞIYOR ? KELLİĞİN ÇARESİ FARELERDE Mİ ?
KELLİK TARİHE Mİ KARIŞIYOR ? KELLİĞİN ÇARESİ FARELERDE Mİ ?
Bilim adamları fare derisinden yeni saç hücreleri ürettiler...
Fare derisinde yeni saç hücreleri çıkarmayı başaran bilim insanları, bunun kelliğe köklü bir çözüm olabileceğini
Saç foliküllerinin bir kez zarar görmesi durumunda, bunların bir daha yenilenmeyeceği düşünülürken, ABD'nin Pennsylvania Üniversitesi'nden bir ekip, tek bir gen sayesinde saçların uzamasının sağlanabileceğini ortaya koydu.
Ekip, yaraların iyileşmesinde önemli bir görevi olan ''wnt'' adlı özel bir genin yeni saç folikülleri üretilmesinde de kilit rol oynadığını belirleyerek, araştırmalarında farelerden aldıkları küçük dış deri tabakası (epidermi) bölümünde kök hücre faaliyetini canlandırdılar ve saç foliküllerinin üremesini sağladılar.
''Wnt'' geninin engellenmesi durumunda, saç folikülü üretiminin durduğunu, ancak canlandırılması durumunda çok sayıda saç folikülü oluşmasının sağlanabileceğini belirten bilim insanları, bulgularının, yalnızca kellik değil, yaraların iyileştirilmesi ve rejenerasyon (yenileme) tedavilerinde de ''yeni bir pencere'' açabileceğini düşünüyorlar.
Şimdiye dek hamileliğin ilk aşamalarında cenin tarafından oluşturulan saç foliküllerinin bir daha yenilenemeyeceği düşünülüyordu.
Erkeklerde saç dökülmesi
DEMİR EKSİKLİĞİ SAÇLARI DÖKÜYOR
ABD'de yapılan son araştırmalar, demir eksikliğinin bir çok insanda saç dökülmesine neden olabildiğini ortaya koymuş. SAÇ EKİMİNDE 3 TEKNİK, ÖMÜR BOYU GARANTİ...
YEŞİL ÇAY SAÇ DÖKÜLMESİNİ ÖNLÜYOR MU? Yeşil çayın vücuttaki hormonların dolaşımı üzerinde etkili olduğu kanıtlanmış. Yüksek miktarda yeşil çay tüketimi, seks hormonunu (erkeklerde testosteron) bağlayan proteinin yani globulin'in (SBHG) düzeyini arttırıyor. Kandaki SBHG oranının artmasının androjenetik alopesinin (erkek tipi saç dökülmesi) etkilerini azaltmada yardımcı olabileceğine inanılıyor. SBHG'ye bağlanan testosteron hormonu bioaktif özelliğini yitiriyor ve saç köklerinde dehidrotestosteron'a (DHT) dönüşemiyor. Erkeklik hormonu testosteron, kanda alfa 5 redüktaze adlı bir enzimle etkileşerek, genetik yatkınlığı olan erkeklerde saç dökülmesine yol açtığı düşünülen Dehidrotestosteron (DHT) adlı başka bir hormona dönüşüyor. Kandaki SBHG konsantresindeki artış, serbest testosteron oranını büyük ölçüde düşürüyor.
SAÇ DÖKÜLMESİNİN NEDENLERİ
Bunların dışındaki diğer saç dökülmesi tipleri genelde geçicidir ve çeşitli faktörler tarafından oluşur. Bunlara örnek olarak stres , troid bozuklukları, çinko ve demir eksiklikleri, infeksiyonlar, genel anastezi ile ameliyat, diyabet, aşırı doz A vitamini, başta kemoterapi olmak üzere çeşitli ilaçlarla yapılan tedaviler verilebilir.
ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİ Siz Sınıflamada Hangi Seviyedesiniz? Neyi Bekliyorsunuz?
Yukarıdaki sınıflama tablosuna göre hangi basamakta olduğunuzu belirleyin. DHT erkek tipi saç dökülmesinde önemli bir rol oynar.
Erkek tipi saç dökülmesi DHT (dihidrotestosteron)'un kıl foliküllerine olan aktivitesinden kaynaklanmaktadır.
DHT'yi Baskılamak Artık Mümkün
Doktorunuz erkek tipi saç dökülmesi tedavisindeki yeni seçenekler için en iyi bilgi kaynağıdır. cilt doktoruna bugün danışın.
Saçınızın en büyük düşmanlarından biri : ALKOL
KADINLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ
Kadınlarda saç dökülmesi tahmin edildiğinden daha yaygın bir problemdir. Eskiden beri "kellik"in erkeklere mahsus bir özellik olarak kabul edilmesinden olsa gerek, kadınlardaki saç dökülmesi çoğunlukla görmezden gelinmiş ve toplum tarafından önemsenmeyen bir mesele olarak ihmal edilmiştir. Kadınlardaki saç dökülmesi artık tamamen tıbbi ve estetik bir problem olarak kabul edilmektedir. Günümüzde bir çok kadın saç dökülmesi gerçeğinin farkına varmış ve kaybedilen saçı yerine getirecek tedavi ve müdahalelere başvurarak, bu sorunu gidermeye yönelik bir şeyler yapmaya başlamıştır. Genellikle kadınlar, erkek veya kadın akrabalarında saç dökülmesi öyküsü bulunsa dahi, kendi saçlarının döküleceğini tahmin etmezler. Kadınlar ayrıca sosyal beklentilerinin karşılanabilmesi için saçlarının yerinde olması gerektiğine inanmaktadırlar. Saçların seyrelmesi, ancak kadınlar çok yaşlandığı zaman kabul edilebilir bir durumdur. Saç dökülmesi kadınlar arasında oldukça yaygın olduğundan, eğer şu söyleyeceklerimizi yaşıyorsanız yalnız sayılmazsınız:
Farkında olmanız gereken en önemli şey, bir saç nakli uzmanının neler yapabileceği, yani kadınlardaki saç dökülmelerinin çoğunun başarıyla tedavi edilebildiğidir.
SAÇLARINIZDAKİ PARLAKLIK KAYBI NASIL GİDERİLİR ?
23:43 - Aralık 14, 2007 - yorum { yok } - yorum yaz<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa -> | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||



Mutasyonlar
Nano Teknolojisi







Erkek Tipi Saç Dökülmesi erkeklerdeki en yaygın saç dökülmesi tipidir. Erkek tipi saç dökülmesinde başınızın tepe kısmındaki ve şakaklardaki saçlarınız cılızlaşmaya başlar. Zaman geçtikçe şakaklardaki saçlar daha da geriler, sadece başın ön kısmın ortasında saç kalır ve tepe kısmında giderek daha da kelleşen bir bölge ortaya çıkar. 
DHT vücuttaki pek çok erkeklik hormonundan biridir. DHT bir erkeğin yaşamının erken dönemindeki gelişim aşamalarında önemlidir; ancak, erkekler yaşlandıkça saç dökülmesinin nedeni haline gelmeye başlar. DHT saç folikülünü gözle görülebilir saç üretemeyecek şekilde küçültür. 







