|
Aralık 16, 2007
Metafizik Nedir Konulari Nelerdir
M.Ö 1.y.y da Aristotales’in ilk bilgi sistemi adını verdiği,doğa ötesi yada gerçeküstü (fizikötesi) konuları bir bütün olarak inceleyen bir bilgi sistemidir Çağımızın metafizik tanımı ise;duyu organlarıyla duyulup algılanabilen fenomenlerin özünü inceleyen ve determinist yaklaşımlar ile çözüme ulaşmaya çalışan yöntemsel ve sezgisel gerçekliklerdir. metafizik evren içerisindeki bütün varlıkların diyalektik devinimlerini ve yaşayışlarını tümevarımsal ve tümdengelimsel metotlar sistemiyle bütünselleşmeye çalışır. metafizik Sokrates’in maiotik (düşünce doğurtma) yöntemiyle bilgilerin doğuştan insan zihninde olduğunu fakat bu düşüncelerin zaman içerisinde parça parça doğduğunu ve anlam kazandığını ifade eder. Platonun metafizik anlayışı ise;Evren içerisindeki tüm varlıkların idea adını verdiği düşünceden ibaret olduğunu ve bu ideaların yaşamı biçimlendirdiğini savunur.Platonun günümüzde bile bazı eserleri tam olarak çözülememiştir.Platon sanatın tarihi yoktur adlı yapıtında sanatı yansımaların bir ifade şekli olarak tanımlamak ister bu tanımlamada sanatın rölatif(Göreceli) anlamlar karmaşası olduğunu savunarak sanatın idealardan doğduğunu savunur. metafiziğe karşı olan filozoflarda düşüncelerini aktarmışlardır. metafiziği daha çok İmmanuel kant ve Aguste Comte gibi rasyonalist ve pozitivist felsefe sisteminin kurucuları metafiziğin yapılmasının insan zihnini bulandırdığını savunmuşlardır. Fakat kendileri bile metafizik yapmaktan kendilerini alamamışlardır. 18 y.y da Edmurd hurssel Fenomonoloji (Görüngü bilim) felsefe sistemiyle metafiziğin yapılabileceğini ruhun bir öz olduğunu savunarak yeni bir akım oluşturmuş aynı zamanda Yeni Ontoloji(varlıkbilim) akımını aynı yüzyılda geliştiren Nikolas Hartman varlık kavramının ruhsuz bir anlam ifade edemeyeceğini çalışmalarıyla açıklamıştır. Çağımızın metafizik anlayışı ise evrende bilim tarafından çözülemeyen Agnostizim(bilinemezcilik) anlayışlarını açıklamaya ve çözmeye çalışır.Bilim sadece içinde bulunduğu zamana göre nesnel,deneysel ve pozitif kabul ettiği aksiyonları inceleme altına alır.Halbuki çağımızın ruh kavramı çözülmeden davranış bilimi denilen psikoloji ve psikiyatri branşları kurulmuş bu branşlarda yetersiz kalmaktadır.Çünkü ruh bilinmeden asla bedenin davranışı yansıttığı durumları açıklanamaz olduğu açıktır.Ruh metafiziğin en popüler bir konusudur.metafizik içerisinde ruh anlam kazanıp ne olduğu,nasıl hareket ettiği ve ruhun bütün fonksiyonları ele alınabilmiştir. Hengri Bergson gibi Sansualizm ve Entüistyonizimin (Sezgicilik) felsefe akımlarının temellerini oluşturan filozoflar yaşam içerisinde sadece akıl ve zekanın kullanılarak gerçek öze yaklaşmanın yetersiz olduğunu savunarak metafizik felsefe sistemiyle hareket etmişlerdir..metafizik anlayışlarını akıl-zeka ve sezgi üçlemeyle kurgulamışlar ve bu kuramla da gerçek anlamda felsefenin gelişmesine neden olmuşlardır. İslam filozoflarından el-gazali ve farabi gibi ünlü düşünürler ruhun özüne sadece sezgi ile yaklaşılabilineceğini savunarak eserler sunmuşlardır. metafizik içerisine kapatılmış birçok konu bugün bilimselleştirilerek insanların hizmetine sunulmaktadır.İlk olarak Evrensel anlamda Nazar olgusu artık bilimselleşerek insanlık hizmetine sunulmuştur.Asırlardan beri metafizik içerisine hapsedilen Nazar olgusu (Radyoloji) ışın bilim’in yardımıyla bilimsel özüne kavuşmuştur.Deprem gerçekliği metafiziğin bir konusu olmasına rağmen jeoloji,jeomorfoloji ve jeofizik alanlarıyla bağdaştırılmak ve bu alanlarla çözülmeye çalışılmaktadır.Deprem yeryüzünde meydana gelmesine rağmen Depremin asıl oluşturan etken Güneşteki hidrojen gazının sıkışıp patlamasıyla açığa çıkan
DEVİNİMSEL KOZMİK DALGA IŞINIM ENERJİSİNİN
,evrensel çekim kuvvetinin dengesini bozarak Büyük Depremleri oluşturmasıdır.metafizik içine sıkıştırılan ve bilimin agnostik (bilinemezcilik) adını taktığı daha birçok gerçeklikler yakında bilimsel tezlerle ortaya çıkarılacaktır. metafizik uzmanı Gökhan Hani…
ÇAĞIMIZIN METAFİZİK KONULARI
Yeni Ontoloji (varlıkbilim): Varlığın yapısını işleyişini maddesel ve ruhsal yönden ayrı ayrı ele alan varlık problemlerini çözmeye çalışan bilgi sistemidir.Yeni ontoloji (varlıkbilim)materyalist (maddeci) ve idealist (ruhsal) kavramlarını birleştirerek varlıksal sorunları çözmeye çalışır. Yeni ontoloji kavramını ilk geliştiren Nikolas Hartman olmuştur.Yeni ontoloji kavramını modern anlamda geliştirerek beden ve ruhun birbirine bağımlı olduğunu yaşanılan dünyada ise ruhun bedensiz olamayacağı anlayışını geliştirmiştir.Fakat bedenden ruhu tanımanın yanlış olacağına.Asıl ruhtan(düşünce) bedeni algılama sistemleriyle ontoloji kavramını geliştirmiştir.Yeni ontoloji kavramıyla birlikte artık ruh bedenden bağımsız olarak işlenebilmekte ve anlamdırıla bilinmektedir. Kozmoloji (Evrenbilim): Evrenin yapısını ve oluşumuyla ilgili konuları inceleyen evrendeki enerji birikimlerinin varlık üzerindeki maddesel ve ruhsal etkisini çözümlemek isteyen uzay bilimdir.Kozmoloji evrenbilim) evreni oluşturan tüm varlıkları mekanist, teleolojik ve teolojik aksiyonlar üçlemiyle açıklamaya çalışır. Kozmoloji çağımızın en popüler ve gelecek vadeden bir bilim olma özelliğiyle,Astrofizik,Astro nükleer fizik,Evrensel çekim kuvveti,Kara delik,Zaman takyon devinimi,Kozmik varyasyon ışımaları,Yedi evren sarmalaması ve spiritüral enerji versiyonu adlı yeni gelişen astronomi alanlarıyla kendini göstermektedir. Malesef ülkemizde bu tür çalışmalar yapılmamaktadır.Bu alanlarda daha çok Amerika,Rusya,Fransa,kanada,İngiltere.Japonya ve Çin de gelişmiş bu bilimler ile ekonomik,sosyal ve siyasal başarılar kazanılmaktadır.Yaptığımız çalışmalar ile yakında bu bilimler ile ülkemizi tanıştırmayı düşünmekteyiz. Spiritüalizm (Ruhçuluk):Ruhun yapısını,işleyişini ve fonksiyonlarını konu edinen ruhun maddeden bağımsız bir öz olduğunu savunan ve çağımızın ruhsal sorunlarını çözmeye çalışan yöntemleriyle psikolojiden tümden ayrılan bir bilgi sistemidir. Spiritüalizm (Ruhçuluk) spiritüalizm ruhun insan bedenindeki işleyişini incelerken ayrıca ruh hastalıklarının insan bedenini aksattığını ve ruhun diğer fiziksel rahatsızlıklara neden olduğunu savunur.Spiritüalist yaklaşımda hedef ruh dengesini sağlayarak bedensel rahatlama sağlamaktır.Ruhun birbirinden farklı ve yüklenilmiş düşünce-tasarım-algılama motifleri çok farklıdır.İnsan ruhuna göre enerji verme uzmanlığını kazanmak çok zor bir iştir.Ruhun içinde bulunduğu durum ruhun bedene yansıttığı enerjiyi değiştirebilir,sebepsiz sıkıntıların asıl kaynağı ruhta biriken dengesiz veya negatif enerjinin insan bedenine yaptığı ters enerji veryasyonudur.Bu konudaki tedaviler sistemli ve tutarlı olması gerekir çünkü enerji dozajının belirlenmesi için insan ruhunun yüklenmiş bulunduğu dengenin düzenlenmesi gerekir.Enerjiyi başka bir insanın ruhuna aktarabilmek uzmanlığın yanında enerji yollayan kişinin enerji deposunun dolu olması şarttır.İnsan bedeninde meydana gelen çoğu hastalık insan ruhundaki dengesizlik ve negatif enerjinin yansıma göstermesindendir. Mide hastalıkları,sinirsel bozukluklar,stres depolama,aşırı dengesizliğin kaynağı ruhsal yapının dengesizlik oluşturmasından kaynaklanmaktadır.Ruhun bedene yansıttığı negatif enerji insan bedeninin dengesini de bozar (Hemostati) ruh dengesi bozulan insanlarda saç dökülmesinde artış,sivilce,stres birikimi,özgüven yitimi,yalnızlaşma,uyku sorunları,regl sancısı,uyku ve yeme bozukluğu,cinsel rahatsızlıklar,cilt kaşıntıları,belde küçük sivilceler çıkması,ağlama krizleri,üzüntü hastalığı vb gibi rahatsızlıklar oluşur
|