Antalya Adrasan Koyu
Adrasan, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş bir cennet. Çevresi çam ağaçları ile kaplı bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar esiyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar.
Adrasan ismi Rumcadan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağlarına dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor.
Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor.
Adrasan’ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı’na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor.
Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir
Uzun bir yaz mevsimi olan Adrasan’da anıtlaşmış çınar ağaçları gölgesinde konaklayan tatilciler zamanın büyük bölümünü bahçe, teras ve Adrasan’ın ünlü kumsalı ve denizinde geçiriyorlar. Kumluca ilçesine bağlı Adrasan’ın 2 km’lik kumsalı boyunca koyun sol başı Dere Mevkii olarak anılıyor. Tahtalı Dağları’ndan doğan kaynak suyu bünyesinde levrek, kefal gibi balıklar da barındırıyor. Koyun sağ başı ise otellerin pansiyonların bulunduğu hatta ikinci sokağın da açıldığı yoğun bölüm olarak da dikkat çekiyor. Çevreye ve yürüyüşe meraklı olanlar için trekking alanları bulunuyor.
Mavi kent-Gelidonya arasında denizin en haşin anında bile en sakin sığınak yeri olarak ünlenen kumsalı ve plajı ile cazibesini koruyan Oturak Koyu görülebiliyor. Oturak Koyu’ndan yakınlarında Karaöz Mahallesi ile karşılaşanlar Ankaralıların mekanı olarak bilinen 200′e yakın villanın süslediği günübirlik piknik alanlarına sahip bir başka özel koya giriyorlar. Karaöz’ün devamında sahili takip ederek Papaz İskelesi adlı koy çam ağaçları gölgesinde bir başka günübirlik piknik alanı olarak hizmet veriyor. Diğer yandan obaların da yer aldığı Antalya’nın en büyük kıyı şeridi olan Mavikent’te Finike’ye kadar ulaşan 25 km’lik kumsal istikbal vaad ediyor.
Adrasan’da düzenlenen faaliyetler arasında koyları gezmek için tekne turları, balık avı turları ve dalış turlarıda mevcut.
Tatile gelenler dalış kursları alabiliyor. Daha önce hiç dalmamış olsalar bile deneme dalışı yapabiliyorlar veya deneyimli olanlar her gün grup dalışlarına katılarak Pırasalı ada mevkii ile Sulu ada karşısındaki Hacivat mevkii’nde 25-30 metrede dalış gerçekleştirebiliyor. 1 hafta kursa katılan öğrenciler kurs sonunda bir yıldız dalış sertifikası alabiliyor
Adrasan’da balık avı turlarına katılma imkanınızda var. Deepfishing’in düzenlemiş olduğu balık avı turlarında oltayla çok büyük balıklar yakalayabilir hayatınıza unutulmaz anlar katabilirsiniz.
Yörede ki yayla’da yaşayan yörük köylüleri kendi ürettikleri tulum peyniri, tereyağı, kokulu portakal balı ve köy yumurtasını çevredeki turistik tesislere vererek değerlendiriyorlar.
- Temmuz 10, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Uşak Kaplıcaları
Hamamboğazı Kaplıcası
Banaz İlçesi Hamamboğazı kaplıcaları Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süreyle tahsis edilerek, Bakanlar Kurulunun 22.10.2004 tarih ve 2004/8328 sayılı kararları ile Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. 40 lt/sn. debiye sahiptir. 60 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilen kaplıca, günde 12.000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedir. Bunların % 75’i tesislerde konaklayacağı varsayımla, en az 300 nitelikli yatağa ihtiyaç duyulacaktır. Geri kalan, günübirlik kullanıma ayrılmıştır. Fiziko-kimyasal ile bakteriyolojik analizleri yapılmış, sağlık yönünden çok yararlı olduğu görülmüştür. Mide, bağırsak, karaciğer, özellikle kronik dejeneratif romatizmal hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.
Bakanlığımızca “ Termal Turizm Merkezi” olarak değerlendirilmesine yönelik talep edilen 1.298.542 m2.orman alanının Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süre ile tahsis edilmesi uygun görülmüştür.
Hamamboğazı termal alanında çift yataklı 26 adet bungalov tipi ev, 1 adet yüzme havuzu , 3 adet kaplıca, 1 adet idare birimi, 1 restoran, 1 sağlık odası ve 2 katlı 1 adet yüzme havuzu bulunmaktadır.
Ormanlık alan 1.298.542 m2, ziraat şahısları, iskan yol, ve boş alan 988.652 m2. olup, tamamı 2.287.194 m2.dir.
Örencik kaplıcası
14 lt.sn. debiye sahiptir. 38 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilirse, kaplıca, kaplıca günde 750 kişiye hizmet verebilecek kapasiteye sahiptir.
İl özel İdare Müdürlüğünce 52 vila tipi konaklama yerleri yaptırılmıştır. Ayrıca iki tane bay-bayan Türk hamamları bulunmaktadır.
Emirfakılı kaplıcası
İl bazında önemli bir kaplıca olup, özel kişi mülkiyetindedir. 1976’dan bu yana halka hizmet vermektedir. 6 lt/sn. debiye sahiptir. 36 derece sıcaklıktadır. 1985’de analizi yapılmıştır. Sağlık açısından yararlı bir kaplıca olduğu belirlenmiştir.
Aksaz kaplıcası
Kaplıca gerek kapasitesi, gerekse doğal çevresi ile olan kaynak bütünlüğünü göz önünde bulundurulduğunda il bazında önemli bir kaynaktır. 4 lt/sn. debiye sahiptir. 1994 yılında Ulubey Belediyesi ve dönemin turizm Bakanlığınca sondaj çalışmaları yapılmış, finansman yetersizliği ve suyun kaçması endişesiyle çalışmalara ara verilmiştir.Roma dönemine ait hamam kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.
- Haziran 30, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Başaran Termal Otel
Her dairede size ve ailenize özel 24 saat boyunca sınırsız kullanımınıza açık, 4.5 ton su kapasiteli Termal Havuzda Afyon-Gazlıgöl’ün sıcak şifalı sularında banyo imkanı.
Klasik Türk Hamamı
Her dairede Kurna basında yıkanma ve yerden ısıtmalı göbek taşında rahatlama imkanı Balkon Akşam üzeri balkon şöminesinde mangal keyfi de sizleri bekliyor. Salon Salonunuz, ailece zaman geçirebileceğiniz, misafirlerinizi ağırlayabileceğiniz veya uzanarak televizyonunuzda uydu yayınlarını seyredebileceğiniz, İç tasarımda sadelik ve konfor ön planda tutularak hazırlanmıştır.
Mutfak
Mutfağınızda, buzdolabı, tezgah üstü ocak , çatal, bıçak takımları, yemek takımları, tencereler, çaydanlık, ürünlerini kullanarak çok özel bir mutfak hazırlandı.
Hijyen, Başaranlar Termal Tesisleri’nde hijyen çok önemle ele alındı. Bu nedenle tüm malzemeler bu doğrultuda seçildi. Konukların evlerine girdikleri anda herşeyi hijyen edilmiş olarak bulmaları hedeflendi.
Adres:Afyon - Eskişehir yolu 20. KM Gazlıgöl / Afyon
Telefon:0 (272) 273 6364 Fax:0 (272) 2736528
http://www.basaranlartermal.com/
- Haziran 30, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Antalya Adrasan Koyu
Adrasan, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş bir cennet. Çevresi çam ağaçları ile kaplı bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar esiyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar.
Adrasan ismi Rumcadan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağlarına dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor.
Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor.
Adrasan’ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı’na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor.
Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir
Uzun bir yaz mevsimi olan Adrasan’da anıtlaşmış çınar ağaçları gölgesinde konaklayan tatilciler zamanın büyük bölümünü bahçe, teras ve Adrasan’ın ünlü kumsalı ve denizinde geçiriyorlar. Kumluca ilçesine bağlı Adrasan’ın 2 km’lik kumsalı boyunca koyun sol başı Dere Mevkii olarak anılıyor. Tahtalı Dağları’ndan doğan kaynak suyu bünyesinde levrek, kefal gibi balıklar da barındırıyor. Koyun sağ başı ise otellerin pansiyonların bulunduğu hatta ikinci sokağın da açıldığı yoğun bölüm olarak da dikkat çekiyor. Çevreye ve yürüyüşe meraklı olanlar için trekking alanları bulunuyor.
Mavi kent-Gelidonya arasında denizin en haşin anında bile en sakin sığınak yeri olarak ünlenen kumsalı ve plajı ile cazibesini koruyan Oturak Koyu görülebiliyor. Oturak Koyu’ndan yakınlarında Karaöz Mahallesi ile karşılaşanlar Ankaralıların mekanı olarak bilinen 200′e yakın villanın süslediği günübirlik piknik alanlarına sahip bir başka özel koya giriyorlar. Karaöz’ün devamında sahili takip ederek Papaz İskelesi adlı koy çam ağaçları gölgesinde bir başka günübirlik piknik alanı olarak hizmet veriyor. Diğer yandan obaların da yer aldığı Antalya’nın en büyük kıyı şeridi olan Mavikent’te Finike’ye kadar ulaşan 25 km’lik kumsal istikbal vaad ediyor.
Adrasan’da düzenlenen faaliyetler arasında koyları gezmek için tekne turları, balık avı turları ve dalış turlarıda mevcut.
Tatile gelenler dalış kursları alabiliyor. Daha önce hiç dalmamış olsalar bile deneme dalışı yapabiliyorlar veya deneyimli olanlar her gün grup dalışlarına katılarak Pırasalı ada mevkii ile Sulu ada karşısındaki Hacivat mevkii’nde 25-30 metrede dalış gerçekleştirebiliyor. 1 hafta kursa katılan öğrenciler kurs sonunda bir yıldız dalış sertifikası alabiliyor
Adrasan’da balık avı turlarına katılma imkanınızda var. Deepfishing’in düzenlemiş olduğu balık avı turlarında oltayla çok büyük balıklar yakalayabilir hayatınıza unutulmaz anlar katabilirsiniz.
Yörede ki yayla’da yaşayan yörük köylüleri kendi ürettikleri tulum peyniri, tereyağı, kokulu portakal balı ve köy yumurtasını çevredeki turistik tesislere vererek değerlendiriyorlar.
- Haziran 10, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Bahama Adaları
Etiketler: ada fotoğrafları, ada resimleri, adalar hakkında ,adalarımız,Bahama Adaları ,Bahama Adaları Hakkında, Bahamalar ,Balayı Adaları, dünya turizmi ,dünyadaki ada fotoğrafları • dünyadaki ada resimleri • Dünyadaki Adalar , dünyadaki turistik adalar , dünyadaki turizm merkezleri , Tropik Adalar , turistik, turistik ada resimleri , turistik adalar , turistik mekanlar, turistik yerler, turizm , turizm merkezleri

Bahamalar (İspanyolcaâ??da bajamar â??Sığ Denizâ?), tam adı Bahama Milletler Topluluğu , Batı Hint Adalarının kuzey-kuzeydoğu sınırını oluşturan takımadalar ve ülke. ABDâ??nin Florida eyaletinin güneydoğu kıyısı açıklarında Küba ve Hispaniolaâ??nın (Haiti ve Dominik Cumhuriyeti) kuzeyinde yer alır. 700 kadar ada ile sayıları 2400â??e ulaşan çıplak kaya oluşumunu kapsar. Bahamalarâ??ın toplam yüz ölçümü 13939 km², Nüfusu (1991) 261.000â??dir. Başkenti en önemli ada olan New Providenceâ??deki Nassauâ??dur. Diğer önemli adaları ise Andros, Büyük Bahama ve Eleutheraâ??dır.
Tarih
Bahamalarâ??ın ilk sakinleri Kristof Kolombâ??un Lucayan adını verdiği Aravak Yerlileriydi. Bunların kökeni Güney Amerikaâ??dan gelen ve Karaipâ??ler tarafından kuzeye Antil Deniziâ??ne sürülen Aravaklara dayanmaktadır. Komşu Karaiplerin tersine genellikle barışçı olan Aravaklar daha çok balıkçılık ve tarımla uğraşır insan eti yemezlerdi. 1492â??de Yenidünyaâ??ya varan Kristof Kolombâ??un ilk olarak Bahamalarda Yerlilerce Guanahani olarak adlandırılan adaya ayak bastığı sanılmaktadır. İspanyollar Bahamalarâ??a yerleşmek için bir girişimde bulunmadılar ama düzenledikleri baskınlarla barışçı Aravakları toplayıp Hispaniola madenlerinde çalıştırdılar. Bu köle avları sonucu adaların nüfusu azaldı. Yüzyıl kadar sonra İngiliz göçmenler buraya geldiğinde adalarda hiç bir insan yaşamıyordu.
1629â?? da İngiliz Kralı I. Charles Bahamları bakanlardan birine bağış olarak verdi. Bahamalar 1970â??te Albermarle dükünün de aralarında yer aldığı Güney Carolina kolonisi sahiplerine yeni bir mülk kolonisi olarak verildi. Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi. Bahamalar 1917â?? de yeniden tahta bağlandıktan sonra korsanlığa son vermek için ciddi çabalar gösterildi. İlk krallık valisi olan Woodes Rogers büyük ölçüde kendi servetini harcayarak korsanlığı önlemeyi başardı. 1776â??da bir kaç gün ABD Deniz Kuvvetlerinin, 1782-83 arasında da İspanya elinde kalan adalar, Versailles antlaşmasıyla (1783) yeniden İngiltereâ??ye verildi.
Mayıs 1963â??te Londraâ??da toplanan bir konferansta adalar için yeni bir anayasa hazırlandı. 1967 genel seçimlerinde Lynden Pindling liderliğinde iktidara gelen İlerici Liberal Parti, ırk ayrımına son verilmesi ve tam bağımsızlık için çalışarak ekonomide yabancıların yerini Bahamalalıların almasını sağladı. Bahamlar 1973 yılında bağımsızlığını kazandı.Bahamalar 1983â??te Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarıâ??na (CARICOM) üye oldu.
Doğal Yapı
Bahamalar güney ve batısındaki karalardan derin kanallara ayrılan bir denizaltı yükseltisinin su üstüne çıkmış uzantılarından oluşur. Çoğu dar ve uzun olan adaların Atlas Okyanusuâ??na bakan kuzeydoğu yamaçlarında kıyıya vuran dalgaların ve alize rüzgarlarının taşıdığı kumlardan oluşmuş tepecikler uzanır. Bahamalarâ??ın en yüksek noktası Cat Adasındaki Alvernia Dağıdır. Adaların etrafı mercan kayalıklarıyla çevrilidir. Bahamalarâ??da hiç akarsu yoktur.
İklim
Bahamalarâ??ın iki mevsimli yumuşak astropik iklimi büyük ölçüde Gulf Stream Akıntısı ile Atlas Okyanusuâ??nun meltemlerinin etkisi altındadır. Ortlama sıcaklık kış aylarında 21 derece, yaz aylarında 27 derecedir.
Nüfus
Bahamalarâ??da Avrupalılar ile köle ticareti yoluyla adalara getirilen Afrikalıların karışımından oluşan bir halk yaşar. Yalnızca 22 kadar ada ve köyde yerleşim vardır. Nüfusun %59,1â??i kentlerde %40,9â??u kıyılarda yaşar. Bahamlarda nüfusun beşte ikisi 15 yaşın altındadır. Ülkenin resmi dili İngilizcedir.
Ekonomi
Büyük ölçüde turizm ve uluslararası finans hizmetlerine dayanan bir Pazar ekonomisine sahip olan Bahamalarâ??ın 1989 gayri safi milli hasılası (GSMH) 2 Milyar 820 Milyon ABD dolarını bulmuştur. Tarımın GSMH ve istihdam içindeki payı %5 dolayındadır. Ülkenin gıda gereksiniminin nerdeyse tümü büyük ölçüde ABDâ??den yapılan ithalatla sağlanmaktadır. Bölgenin bol güneşli iklimi domates, muz, ananas, mango, guava, guanabana ve greyfurt gibi meyvelerin yetiştirilmesine elvermektedir. Madencilik yalnızca tuz ve çimento üretimine dayanır. Bahamalarâ??ın en önemli sanayi merkezi olan Büyük Bahamaâ??daki Freeportâ??ta büyük bir çimento fabrikası vardır.
Kültürel Yaşam
Yerel halkın özelliklerini yansıtan Bahama kültürü, komşu adalardan gelme bazı etkiler de taşır. Çeşitli geleneksel toplu eğlencelerin en önemlisi Noelâ?? i izleyen günde ve yılbaşında düzenlenen Jankanoo geçit törenidir. Törene katılanlar özel olarak kendilerine ayrılan ana caddede süslü giysiler içinde inek çanları ve davullar çalarak yürür ve Afrika kökenli goombay ritmi eşliğinde dans ederler. Nassauâ??da amatör koro tiyatro ve dans toplulukları yerel özellikler taşıyan gösteriler sunarlar. Bahamalılar son yıllarda resim ve edebiyat alanında çeşitli eserler vermişlerdir.
- Mayıs 17, 2008 - yorum { 2 } - yorum yaz
Avşa Adası
Etiketler: Adalar , Avşa Adası , Avşa Adası İstanbul , Avşa Adası Plajları ,Avşa Adası Resimleri , Avşa Adasına Ulaşım ,İstanbuldaki Adalar , turistik adalar , Türkiyedeki Adalar ,Türkiyedeki Turistik Adalar

Avşa Adası, Marmara Denizi’nin güney-batısında yer alan, Marmara Adaları adıyla anılan takım adaları oluşturan adalardan biridir. Yüzölçümü 20,6 km², kıyılarının toplam uzunluğu 27,5 km’dir. Kuzeyinde Ekinlik Adası, kuzey-doğusunda Marmara Adası, doğusunda ise Koyun Adası ve Paşalimanı Adası bulunur. Takımadalar arasında, kapladığı alan bakımından, Marmara ve Paşalimanı Adalarından sonra gelir.
Eğlence ve dinlence bakımından eşsiz imkanları bulunan adamız, İstanbul’a 72 deniz mili uzaklıktadır ve deniz otobüsüyle 2 saat 45 dakikada varılabilmektedir.
Ada Erdek’e ise 18 mil uzaklıkta olup, gemiyle yaklaşık 2 saatte ulaşılmaktadır. Yaz sezonunda İstanbul’dan hergün deniz otobüsü ve gemi seferleri yapılmakta olup, haftasonları ek seferler de konulmaktadır. Ayrıca Tekirdağ - Avşa, Şarköy - Avşa seferi yapan büyük motorlar da iki saatte sizi adamızın iskelesine ulaştırırlar.
Avşa Adamızın çevresi hemen hemen tümüyle plajdır. Marmara’da denize girilebilecek en temiz yerlerden biri Avşa Adası’dır. Çok sayıda otel, motel, pansiyon, restoran ve bar misafirlerimize hoş vakit geçirmeleri için hizmet vermektedir. Restoranlarda balık ve adamızın yerli yapım şarapları tadılabilir. Gecelerimiz de oldukça renklidir. Çok sayıda bar, disco ve restoranda canlı müzik eşliğinde eğlence vardır. Dolmuş usulü gezi motorlarımız Ekinlik, Marmara Adası ile Çınarlı gibi ada köylerine turlar düzenlemektedirler.
- Mayıs 17, 2008 - yorum { 1 } - yorum yaz
Yunan Adaları
Etiketler: Ada ,Adalar , Balayı Adaları , Balayı Yerleri ,Dünya Adaları , Tatil Adaları , Yunan Adaları , Yunan Adası Resimleri , Yunan Adası Turları

İki farklı ülke, iki farklı millet ama aynı deniz neredeyse aynı ilkim paylaşıyorlar, aynı ürün, aynı doğal hayat ve çağlar boyunca ortak bir tarih… Türk ve Yunan mutfaklarının böylesine benzer olması işte bu yüzden hiç şaşırtıcı değil.
Yunanistan ve Yunan adaları, mitolojisiyle, tarihiyle, medeniyetiyle, plajlarıyla, tabiatıyla bambaşka bir dünyayı andırıyor!
Yunan adaları, mitolojisiyle, tarihiyle, medeniyetiyle, plajlarıyla, tabiyatıyla bambaşka bir dünyayı andırıyor ! Burada Türkiye’den itibaren rahatlıkla gidilebilecek en ilginç adalarını sunuyor.
Nisan ile Eylül ayları arasında gerçekleştirilen feribot seferleri için rezervasyonların önceden yapılmasını tavsiye ediyoruz.
Bu programlar için vize istenmektedir.Yurt dışı çıkış harcı ödenmesi gerekmektedir. Adalar arası seferler feribot ile yapılmaktadır.
Yunan Adaları ; Midili Adası, Samos, Chios, Girit Adası, G.Kıbrıs, Mykonos Adası, Naxos, Paros, Santorini Adası, Kos Adası, Kalymnos, Rodos Adası, Symi Adası, Corfu, Kefalonia, Aegina, Alonissos, Skiathos, Skopelos, Skyros
- Mayıs 17, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Machu Picchu Antik Kenti
Etiket: antik kent resimleri, Antik Kentler, antik şehir resimleri, antik şehirler, dünyanın antik kentleri, dünyanın antik şehirleri, dünyanın harikaları, dünyanın ören yerleri, dünyanın turizm merkezleri, Dünyanın Yeni 7 Harikası, dünyanın yeni 7 harikası resimleri, dünyanın yeni yedi harikası, dünyanın yeni yedi harikası resimleri, machu picchu antik kenti, machu picchu antik kenti hakkında, machu picchu antik kenti resimleri, peru, peru machu picchu antik kenti, perunun antik kentleri, perunun ören yerleri, perunun tarihi yerleri, perunun turistik yerleri, tarih, tarihi, tarihi eser resimleri, tarihi eserler, tarihi mekanlar, tarihi yerler, turistik, turistik eser resimleri, turistik eserler, turistik mekanlar, turistik yerler, turizm

Machu Picchu Antik Kenti, And Dağları ‘nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru‘ nun Cusco şehrine 88 km. mesafededir. Machu Picchu Antik Şehri, İnka‘ lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafından 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları feth ederken sık dağlar arasında kalmış bu Machu Picchu Antik Şehri, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.Machu Picchu Antik Kenti, 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur.
Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.
Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen Machu Picchu Antik Şehri, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Huayna Picchu ) yükselir.
- Mayıs 14, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Aphrodisias Antik Kenti
Etiket: afrodisias antik kenti, afrodisias antik kenti hakkında, afrodisias antik kenti resimleri, Antik Kentler, antik kentler resimleri, antik şehir resimleri, antik şehirler, aphrodisias, aphrodisias antik kenti, aphrodisias antik kenti hakkında, aphrodisias antik kenti resimleri, aphrodisias hakkında, aphrodisias resimleri, aphrodisias tetrapylon, aydın, aydının antik kentleri, aydının ören yerleri, aydının tarihi yerleri, aydının turistik yerleri, ören yeri resimleri, Ören Yerleri, tarih, tarihi, tarihi eserler, tarihi mekanlar, tarihi yerler, turistik, turistik eserler, turistik mekanlar, turistik yerler, turizm, türkiyedeki antik kentler, türkiyedeki antik şehirler, türkiyedeki ören yerleri, türkiyedeki tarihi yerler, türkiyedeki turistik yerler

Kent adını, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’ den almıştır. Aphrodisias ismi ilk olarak M.Ö. 2.yy’ da kullanılmaya başlanmıştır. Kent daha önce başka adlarla anılıyordu. Kullanılan isimler sırasıyla ;
Lelegonpolis
Megapolis
Ninoi
Aphrodisias
Kayra
Geyre
Yerleşim geç neolitik çağa kadar uzanmaktadır. Akropolde ve pekmeztepede yapılan kazılar neticesinde, iki köyün varlığı kanıtlanmıştır. M.Ö. 2yy’ da Roma egemenliğinin güçlenmesiyle, kent kutsal yöre olarak önem kazanmış ve Aphrodisias ismini almıştır.
Kazılarda ortaya çıkarılan tiyatronun sahne yapısının duvarlarındaki yazılarda, Caesar’ ın, Aphroditeye hediye ettiği altın bir Eros heykelinden söz edilmektedir. Dolayısıyla Caesar kente gelmiş, tanrıçaya sadakatini sunmuş olabilir.
İ.Ö. 44 yılında Caesar’ ın öldürülmesinden sonra katillerin yandaşlarından olan Labienus ce adamları kenti ele geçirip talan etmişlerdir. Octavianus ve Antonius’ a sadakatinden ötürü M.Ö. 39 yılında triumvirlik kararıyla bazı ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu ayrıcalıklar, vergi muafiyeti, tapınağa sığınma hakkı ve özerkliktir. M.Ö. 27′ de Oktavianusun tahta çıkışından sonra da sıcak ilişkiler devam etti. M.S. 1.yy’ dada ilişkiler devam etti. Julius Cladius soyunun imparatorları kente büyük ilgi duyuyorlardı. M.S. 22 yılında Tiberius daha önce senatonun tanıdığı ayrıcalıkları yeniden onaylamıştır. 3. yy’ ın sonuna kadar bu ilgi devam eder.
1. ve 3. yy arası buradaki heykeltıraşlık okulunun ünü her yere yayılmış ve çok uzaklardan bile Aphrodisias’ ın ziyaretçi almasını sağlamıştır. Salbakos’ dan (Babadağ) çıkartılan mermerler, burada işlenip birçok yerden gelen siparişleri karşılamaya çalışıyordu. Heykellerinin yanı sıra bilim ve sanat alanında da eserler ortaya koymuştur.
Xenokrates : Bilim ve sanat alanında,
Xhariton : Aphrodisias Antik Kenti Roman,
Alexander : Aristo’ nun eserlerini yorumlar ve dersler verir.
3. yy da birçok eyaletin başkentliğini yaptı. Roma’ nın bölünmesiyle kentin kaderi önce Doğu Roma, daha sonrada Bizans’ ın eline kaldı.
4. yy da Hıristiyanlığın yayılması burada bir piskoposluk merkezinin kurulmasını sağlamış fakat kökleri çok eskilere dayanan pagan kültürünü yok edememiştir. İlk iki Hıristiyan azizi burada öldürülmüştür ama her şeye rağmen paganizm etkisini sürdürmüştür.
Bu yeni akımın paganizmin kalıntılarını silmeyi amaçladığı bir gerçekti. Bu nedenle Aphrodisias ve Aphrodisiaslı sözcükleri yazıtlardan sistemli bir şekilde silindi. Hatta 7. yy süresince kente “Stravpoli” (Haç Kenti) adı verildi. Fakat Aphrodisias adı tamamen yok olmadı. Bizans döneminde Kayra adı kullanıldı. Günümüzde de Geyre adının Kayra dan geldiğini düşünmekteyiz.
Jeolojik olarak bir fay hattı üzerinde bulunan Aphrodisias, tarihi boyunca depremlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Günümüzde bu depremlerin izlerini, restorasyon yapılan yapılarda görebiliriz. 350 ve 360′ lı yıllarda tıpkı komşu kent Efes gibi ciddi depremlerle uğramış ve su kanalları çok büyük hasar görmüştür. Onarımlar yapılmaya çalışıldıysa da 610-641 yılında meydana gelen depremler, sorunları daha da ciddileştirmiştir. Aphrodisias 7. yy a kadar önemini korumayı başardı. Fakat doğudan gelen istilalar, dinsel çekişmeler, siyasal ve iktisadi baskılar ve diğer sorunlar kentin çöküşünü hızlandırdı. 7. yy depreminden sonra kent bir daha inşa edilemedi. 4. yy da yapılan surlar onarılamadığı için, akropole bir kale inşa edildi. Aynı zamanda bir gözetleme noktası olarak da kullanıldı. 7. yy sonrasına ait bilgiler kısıtlıdır. 11. yy’ a ait kalıntılardan söz edilir. 11. ve 13. yy’ lar arasında, Selçukluların egemenliği altındaydı. 13. yy’ dan sonra tüm yöre Aydın yada Menteşe Beyliğinin topraklarına katılır. Aphrodisias bu yıllarda terkedilmiş olmalıdır. 15. ve 16. yy’ larda ovanın verimliliği sayesinde yörede yeni yerleşimler olmuş ve Geyre köyü kurulmuştur.
1956 yılındaki büyük depremlerden nasibini alanlar arasında Geyre de vardı. Çok fazla etkilenmemiş olmasına rağmen, yetkililer köyün başka bir yere taşınması kararını aldılar. Böylece Bizans surlarının 2 km batısında 1960’ ların başında yeni bir Geyre inşa edilmeye başlandı. 1970’ li yılların sonuna kadar istimlak devam etti.
- Mayıs 14, 2008 - yorum { 0 } - yorum yaz
Kız Kalesi Tarihi
Etiketler: Kızkalesi,Korikos,sekiz kule,sahil,deniz,Kızkalesi Efsanesi
Kızkalesi
Korikos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kızkalesi” denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi’nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m.dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı.Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.
Kızkalesi Efsanesi
Korikos’ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.
Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca “Kralım” der, Kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamıyacak der ve siz dahi engel olamıyacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaliyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.
- Nisan 9, 2008 - yorum { 3 } - yorum yaz
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->






