Mayıs 29, 2008

Etiketler: yönetmen ,Jackie Chan,Çin depremi,Çin,ulusal televizyon,Tayland ,Vietnam

 

 

Dünyaca ünlü sinema oyuncusu ve yönetmen Jackie Chan, Çin depremini konu alan bir filme başlayacağını bildirdi.

 

Çin'deki ulusal televizyonlara açıklamada bulunan Chan, filmin gelirinin 12 Mayıs'ta Siçhuan Eyaletinde meydana gelen depremin kurbanları için kurulan vakfa verileceğini söyledi. Çin televizyonlarından depremin yarattığı felaketi ağlayarak izlediğini belirten aksiyon filmlerinin kahramanı Chan, film Projesine ilaveten depremden zarar görenlere 1 milyon 400 bin dolar bağışta bulundu. Richter ölçeğine göre 7.9 büyüklüğünde meydana gelen ve Çin'in başkenti Pekin, Şanghay gibi şehirlerin dışında komşu Tayland ve Vietnam'da da hissedilen depremde can kaybının 80 bine ulaşabileceği tahmin ediliyor.

17:29 - Mayıs 29, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mayıs 11, 2008

Etiket: afyonkarahisar gazlıgöl termal kaplıcası, afyonkarahisar gazlıgöl termal kaplıcası adresi, afyonkarahisar gazlıgöl termal kaplıcası iletişim, afyonkarahisar gazlıgöl termal kaplıcası resimleri, kaplıca, kaplıca hakkında, kaplıca iletişim, kaplıca resimleri, kaplıca tanıtımı, kaplıca turizmi, Kaplıcalar, tarih, tarihi, tarihi yerler, termal, termal kaplıca, turistik, turistik yerler, turizm, türkiyedeki kaplıcalar, türkiyenin kaplıcaları

 

Tarihçesi

Efsaneye göre, Kral Midas her şeye sahip olmasına rağmen hiç çocuğu olmayan bir kralmış. Kral bu duruma çok üzüldüğünden gece gündüz Allah’ a yalvarıp yakarırmış bir çocuğu olması için nihayet Kral Midas‘ ın dünyalar güzeli bir kızı olmuş. Kralın kızı Suna, genç kızlığa adım attığı yıllarda illet bir hastalığa yakalanmış.

Bu güzel kızın vücudunda çıbanlar çıkmış. Bu sulu çıbanları hiç bir hekim iyileştirememiş. Ağrısına, sızısına ve bir türlü iyileşmeyen bu yaraların üzüntüsüne dayanamayan güzel kız Suna; yollara düşmüş. Dağ tepe demeden gezip dolaşır olmuş. Kral Midas kızını kollamaları için peşinden gözcü yollamış. Kralın güzel kızı Afyonkarahisar toprakları içindeki Gazlıgöl mevki yakınlarına kadar gelmiş. Tam yaz aylarında olduğu için Suna çok susamış.

Biraz su içmek için su aramış. Gazlıgöl kaplıcasının bulunduğu yerlerde yeşilliklerle çevrili bir su görmüş. Susuzluktan kavrulan kızcağız, çevresindeki bataklığa aldırmadan suya koşmuş. Eğilerek o çamurlu sudan kana kana içmiş. Birde bakmış suyun deydiği yerlerde bir tatlı gıcıklanma, bir sancı kesilmesi, bir huzur oluşmuş. Güzel kız atmış kendisini çamurlu suyun içerisine ağrıları yavaşlamış.

Sudan çıkıp günlerdir uykusuz ve yorgun olduğundan uzanıvermiş oraya ve derin bir uykuya dalmış. Suna uyandığında ağrılarının kalmadığını, çıbanlarının kurumaya başladığını görmüş. O suyun yanında bir hafta kalmış. Bir hafta sonra çıbanları yaraları tamamen geçmiş. Eski güzelliğine kavuştuğunu gören güzel Suna sevinçinden deliye dönmüş. İleride onu gözleyen gözcüler, kızın iyileştiğini anlayınca yanına gelmişler. Suna başına gelenleri anlatmış ve saraya dönmüşler. Kızını merak edip gece gündüz yas tutan Kral Midas, kızının bu iyileşmiş halini görünce çok sevinmiş ve kızana “Seni hangi hekim iyileştirdi?” kızım söyle hekim başı yapayım demiş.

Suna’ da beni hekim değil, ülkeden çıkan sıcak bir su iyileştirdi baba diyerek cevap vermiş. Bunun üzerine Kral “tez oraya bir hamam yapılsın gelen geçen dertlilere derman dağıtır” diye ferman vermiş. Bu kaplıcanın Frigyalılar zamanından buyana kullanıldığı sanılmaktadır.

 

Şifa Özellikleri

Kimyasal sınıflandırılmasının; bikarbonat, sodyum, karbondioksit ve hidrojen sülfürün bulunduğu;  Gazlıgöl kaplıcası suyunun içinde daha başka; klorür, iyadür, bromür, flarür, sülfat, nitrid, hidrofosfat, karbonat, bikarbonat, hidroarsenat gibi iyonların yanı sıra, serbest karbondioksit ve serbest kükürtlü hidrojen gazlarıda bulunmaktadır. Ayrıca kaplıcanın temperatürü 64 cg. radyoaktivitileri Rn 0,2 ile 0,29 eman arasında değişmekte olup pH degerleri ise 6,9 dur.

 

Gazlıgöl kaplıcasından, içme ve banyo tedavileri için faydalanıldığı gibi suyun bulunduğu kapalı ortamlarda oluşan nemli ve buharlı havanın solunumuda tedavi edici bir etken oluşturmaktadır. Genel olarak romatizmal hastalıklar ve dolaşım sistemi sendromları rahatsızlıkları adı altında; karaciger, safrakesesi, mide ve bağırsakların sipastik ağrılı sendromları nevralji, nevrit, artroz, saboreik deri hastalıkları ve kadın hastalıkları tedavisinde faydalı olduğu gözlenmiştir. İçme tedavisi ise kürler şeklinde yapılır. Suyun yapısında bulunan karbondioksidin periferik dolaşımı genişletici ve kan dolaşımını düzenleyici etkisi bulunduğundan tavsiye edilmektedir.

Solunum yolu ile; kalbin çalışma kapasitesine, ritmine, atım hacmine etkileri, koroner damarları genişletici ve arteriel tansiyon düşürücü tesirleri olduğu gibi  ; solunum yollları rahatlatıcı faktörleri bulunmaktadır. Ayrıca metobolizma hastalıklarında bir taraftan sıcağın etkisiyle özellikle buğu banyolarında terleme ve yıkım faaliyeti hızlandırılırken içme kür tedavisi ile metobolik faaliyet zincirinde önemli rolü olan organların çalışması düzenlenmektedir. Gazlıgöl kaplıcasında vücudun gereksinim duyduğu kombine bir tedavi ve dinlenme olanağı rahat bir şekilde sağlanabilmektedir.

13:54 - Mayıs 11, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mayıs 11, 2008

Etiket: ağrı dağı, ağrı dağı efsanesi, ağrı dağı hakkında, ağrı dağı resimleri, ağrı dağı tırmanışı, ağrı dağı turizmi, ağrı doğubayazıt, ağrı doğubayazıt resimleri, ararat, ararat dağı, ararat dağı resimleri, büyük ağrı dağı, dağ, dağ resimleri, dağı, küçük ağrı dağı, nuhun gemisi efsanesi, nuhun gemisi greenpeace, nuhun gemisi hikayesi, nuhun gemisi nedir, nuhun gemisi resimleri, tarih, tarihi, tarihi yerler, turistik, turistik yerler, turizm, türkiyede dağlar, türkiyedeki dağlar, türkiyenin dağları

 

Ağrı Dağı‘ nın volkanik kütlesi temelde birdir, sonradan iki büyük koniye ayrılır. İşte bu konilerden doğudakine Küçük Ağrı Dağı adı verilir.

Büyük Ağrı Dağı’ nın hemen yanı başında yükselen Küçük Ağrı Dağı, oluş ve yapı bakımından Büyük Ağrı Dağına’ ya benzer. Bu diğerinin tersine sivridir, tam bir konik çadır şeklindedir. Küçük Ağrı Dağı daha sivri, büsbütün susuz ve çıplaktır. Her iki volkan dağın doruk çevresinde dört yana doğru derin sarp yamaçlı ve dar vadiler uzanır.

2500 metreye kadar ortak bir taban üzerinde yükselen iki koniyi, yani Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı Dağı‘ nı 14 Km uzunluğundaki Serdarbulak Geçidi (2687 m.) ayırmaktadır. Bu iki dağın arası kısa ağaçlarla kaplıdır. Küçük Ağrı Dağı’ nın karı yaz ortamında tümüyle kalkar.

Küçük Ağrı Dağı’ nın tam tepesinde kraterin ağzında göl halinde su birikirse de, bu çukurluğun suları yazın kurur. Yamaçlar diktir, fakat çoklukla kayalık değildir.

 

Ağrı Dağının Tarihi  ve  Kültürel Özellikleri

Ağrı Dağı, Doğu Anadolu’ nun, özellikle Ağrı vilayetinin simgesidir. Ağrı Dağı yöresinde tarihin çeşitli devirlerinde yaşayan kavimler, bu görkemli dağa kutsal bir yapı gibi bakmışlardır.

Ağrı aynı zamanda dünyanın sayılı dağlarındandır. Nuh Tufanı‘ na ve Nuh Gemisi aramalarına konu olduğundan özellikle yabancı dağcıların ve din adamlarının ziyaretgahı olmuştur. Ağrı Dağı‘ nın Türk Tarihi’ nde ve edebiyatında da müstesna bir yeri vardır.

Tevrat’ ta ve bazı kitaplarda Nuh’ un Gemisi‘ nin tufandan sonra Ararat Dağı‘ na oturduğu yazılıdır. Kuran- ı Kerim’ in  Nuh  Suresi’ nde Cudi Dağı‘ nda olduğu belirtilmektedir. Acaba Orta Doğu’ nun çatısı durumunda olan Ağrı Dağı‘ nın adı Tufan olduğu zaman “Cudi” miydi? Veya Ağrı Dağı‘ nın güney karşısında gemi siluetinin olduğu Meşar Dağı‘ nın eski adı Cudi’ midir?

Ağrı Dağı‘ nın bütün dünyaya ün salmasının başka sebepleri şunlardır.
Ağrı, Avrupa’ nın bütün zirvelerinden yüksektir, bu dağın bir özelliği de, yek pare bir kütle halinde birden bire yükselmesidir. Bu dünyanın belki en muazzam dağ manzarasıdır. Himalaya ve Antlar gibi ulu dağlarda yükselme tabaka tabaka olduğu için tek başına birden yükseliveren Ağrı Dağı‘ nın heybetinden mahrumdurlar.

İki kartal yuvası gibi Ağrı Dağları efsanelere en çok konu olan dağdır. Geçimsiz iki bacı efsanesi, Adem ile Havva efsanesi, Nuh’ un Gemisi efsanesi bunların en çok bilinenleridir.

Anadolu dağlarının başı sayılan bu dağ dünyamızın da belli başlı dağlarındandır. Ağrı sadece Türkiye’ nin en yüksek dağı değil aynı zamanda bölgenin tarihi, coğrafyası, iklimi, folkloru ve toplum hayatı üzerinde büyük etkisi olan bir tabiat harikasıdır. Bu dağ sır doludur, kültür  doludur… Bu yüce dağın bağrında nice efsaneler saklıdır. Bunlar yukarda belirtilen efsanelerden ayrı olarak; dağ anaları, kar adamları, dağ canavarları, Şahmeran ve aşk hikayeleridir… Özellikle mitolojik içerikli olanlar ve Nuh’ un Gemisi efsanesi halkın hayal zenginliğinde şekillenerek kalıplara sokulmuştur. Halk, ağzı dili olmayan bu koca dağı dillendirmiştir. Adem ile Havva’ dan başlayıp günümüze kadar devam eden bir çok dini, efsanevi, bazı toplumsal ve aşk olaylarına konu olmuştur.

Ağrı ve Aladağ‘ da Oğuz, Arsaklı ve İlhanlılar’ ın yaylakları vardı. İlhanlılar sevinçli günlerinde, toplantı-bayramlarda kurultaylarını burada yaparlardı. Yazı burada ki yazlık saraylarda geçiren İlhanlılar, bütün Anadolu ve İran’ ı buradan idare ederlerdi. Ağrı, İran, Kafkasya ve Anadolu üçgeninin tam ortasında bulunduğundan zaman zaman değişik devletlerin kontrolünde olmuş 4. yüzyıldan fazla Osmanlı Devleti’ nin milli sınırları içende kalmıştır. 1878 Berlin Antlaşması’ ndan sonra  ve  1. Dünya Savaşı  sırasında Türkiye, Rusya ve İran arasında paylaşılmıştır.

XX. Yüzyılın başında Büyük Ağrı Dağı‘ nın güney tarafı Türkiye’ ye, kuzeyi Rusya’ ya ve Küçük Ağrı Dağı‘ nın doğu cepheside İran’ a ait bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı’ ndan sonra 16 Mart 1921 de Moskova, 13 Ekim 1921 tarihinde Kars Antlaşmalarıyla sınırlar belirlenerek Türkiye-Sovyetler Birliği hududunun Aras nehrinden geçirilmesi üzerine Büyük Ağrı Dağı‘ nın kuzeyinde Türkiye toprakları içine alınmış oldu. 1923 ve 1932 yılında yapılan hudut düzeltmesiyle Küçük Ağrı Dağı‘ nın tamamı Türkiye sınırları içerisindedir. Gezi ve coğrafya kitaplarında Ağrı Dağı‘ na çok yer verilmiştir. Arap coğrafyacısı İstahri yazdığı kitabında Ağrı’ da pek çok orman ve av hayvanı olduğu hatırlatır. Mukaddesi, Ağrı Dağı yamaçlarında binden fazla köy bulunduğunu yazar.

X. Yüzyılda yaşamış olan tarihçe Thomas, Ağrı Dağı çevresinde geyik, yaban domuzu, aslan ve yaban eşeği gibi hayvanların çok bulunduğuna işaret eder. 13. yüzyılda Marko  Polo’ da ”Nuh’ un Dağı” nda araştırma yapmış, seyahatnamesinde bahsetmiştir

13:39 - Mayıs 11, 2008 - yorum { 1 } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mayıs 11, 2008

Etiket: ağrı dağı, ağrı dağı efsanesi, ağrı dağı hakkında, ağrı dağı resimleri, ağrı dağı tırmanışı, ağrı dağı turizmi, ağrı doğubayazıt, ağrı doğubayazıt resimleri, ararat, ararat dağı, ararat dağı resimleri, büyük ağrı dağı, dağ, dağ resimleri, dağı, küçük ağrı dağı, nuhun gemisi efsanesi, nuhun gemisi greenpeace, nuhun gemisi hikayesi, nuhun gemisi nedir, nuhun gemisi resimleri, tarih, tarihi, tarihi yerler, turistik, turistik yerler, turizm, türkiyede dağlar, türkiyedeki dağlar, türkiyenin dağları

 

 

Ağrı Dağı‘ nın güney karşısındaki Telçeker ile Üzengili köyleri arasında doğal bir anıttır. Aslında bu anıt, gemi biçiminde bir şekil, iz (siluet) dir. Kalıntı, Türkiye-İran Transit yoluna 3.5 km. mesafededir. Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir. Buranın halk arasındaki adı, Cudi Dağı‘ dır. 1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarını burada arama çalışmaları hızlanmıştır. Başta James İrwin olmak üzeri Amerikalı araştırmacılar burayı çok yönlü incelemişlerdir. Türk bilim adamları (Atatürk Üniversitesi ve MTA Enstitüsü elemanları) da bu oluşumu bilimsel yönden incelemişlerdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklar Yüksek Kurulu 17 Eylül 1987 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin ”korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı” özelliği gösterdiğini belirtildiğinden, burası doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altına alınmıştır. Geminin kalıntısı kuş bakısı görecek bir yere turistik nitelikli bir kafeterya yapılmıştır.

Nuh’ un Gemisi’ nin İzi

11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı İhsan Durupınar, Doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken ilginç bir resmi buldu. Resim bütün dünyayı ilgilendiriyordu. Bunun Nuh’ un Gemisi olma ihtimali vardı. Bu tarihten sonra Ağrı Dağı ve Telçeker Köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlandı.

Heyelan bölgesi, Ağrı Dağı‘ nın tam güney karşısında, Doğubayazıt-Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve Üzengili Köyleri’ nin yamaçlarındadır. Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. İlk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi, yoksa Nuh’ un Gemisi‘ nin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. Şekil Nuh’ un Gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yer kabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil yer bilimleri açısından da ilginçtir.

Nuh’ un Gemisinin Fiziksel Özellikleri

Gemi kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde basit kalmış, şekil bozulmamıştır.

Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, arka kısmı ortaya doğru daralmış haldedir.

Boyut olarak 165 m. x 50 m. x 13 m. ölçüsündedir. (Bu rakamlar, kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.)

Çevresini oluşturan toprağa kıyasla; gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir fiziksel mukavemete sahiptir.

Nu’ hun Gemisi, içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıklar gösteren bölümler mevcuttur.

Nuh’ un Gemisinin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran boşluk ve tümsekler vardır.

13:36 - Mayıs 11, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mayıs 11, 2008

Etiket: ağrı dağı, ağrı dağı efsanesi, ağrı dağı hakkında, ağrı dağı resimleri, ağrı dağı tırmanışı, ağrı dağı turizmi, ağrı doğubayazıt, ağrı doğubayazıt resimleri, ararat, ararat dağı, ararat dağı resimleri, büyük ağrı dağı, dağ, dağ resimleri, dağı, küçük ağrı dağı, nuhun gemisi efsanesi, nuhun gemisi greenpeace, nuhun gemisi hikayesi, nuhun gemisi nedir, nuhun gemisi resimleri, tarih, tarihi, tarihi yerler, turistik, turistik yerler, turizm, türkiyede dağlar, türkiyedeki dağlar, türkiyenin dağları

 

 

Ağrı Dağı‘ nın adı zaman zaman değişik söylenmiştir.

Çeşitli tarihlerde Ağrı’ ya Argı, Han Argı, Argurı, Arkuru, Ark Dağı, Argı Dağı denilmiştir. Selçuklular buraya yerleştikten sonra Eğri Dağ, bilahare Ağrı Dağ adını aldı. Zamanla Ağrı Dağı, şekline dönüştü. Halk bazen Kire/Kıra olarak da ad vermektedir.

1938’ den beri İl, sınırları içindeki Türkiye’ nin bu en yüksek dağı olan Ağrı Dağı‘ na izafeten Ağrı olarak isimlendirilmektedir.

Urartu adının bu kavme, güneydeki Samiler tarafından verildiği ve bunun “Ur-Ar-tu” (Yukarı ülke, yüksek memleket) manasına geldiği ileri sürülmektedir. Hatta bu isimdeki “Ur” (yukarı, yüksek) kelimesinin Sümerce’ den geldiği ve Akadlılar’ ca Dicle- Fırat yukarılarının “Yukarı Memleket”  manasına böylece anıldığı kanaatine varılmıştır. Bu yüzden, Urartu ülkesinin en yüksek dağlarına da “Ararat Dağları” isimleri verilmiş bulunuyor. Sonradan Musevilerle, Hıristiyanlar Tevrat’ tan alarak bu adı Ağrı Dağı‘ na alem etmişlerdir.

Küçük Arsaklı Devleti zamanında memleket başlıca 15 eyalete ayrılmış; bunlardan hükümdarların yazlık ve kışlık başkentlerinin bulunduğu yukarı Aras Boyu ve Ağrı Dağı çevresinde Ararat Eyaleti adı verilmiştir.

Anlaşılacağı gibi; Ararat, Ağrı Dağı‘ nın adı değil, bu bölgenin Urartu ve Arsaklılar zamanındaki adıdır.  Ağrı Dağı‘ nın eski Türkçe’ de “yüksek” anlamına gelen Ağrı ve Ağru kelimesinden geldiği öne sürülmektedir. Ayrıca Ağrı kelimesinin Arapça’ da “muhteşem” anlamındaki ağra ile ilgili olduğu da belirtilmektedir. Bu adlar, zamanla söylene söylene halk arasında Ağrı Dağı olarak benimsenmiştir.

Büyük Ağrı Dağı

Büyük ve Küçük Ağrı Dağları; Türkiye, İran ve Nahcivan devlet sınırlarının birleştiği bir noktada yer alır. Küçük Ağrı doğuda, Büyük Ağrı Dağı batıdadır. Her ikisine birden Ağrılar denir. Doğubayazıt ovasının kuzeyinde, ilçe merkezine 15 km. uzaklıktadır. Ana kütleyi Büyük Ağrı oluşturmaktadır. Her ikisinin yamaçlarında oluşmuş pek çok parazit koniler vardır.

Türkiye’ nin en büyük dağı olan Büyük Ağrı Dağı (5137 m.) solmuş volkanik bir yanardağdır. Ağrı Dağı, Aras Güneyi Dağı’ nın ucu ile bağlantılıdır. Ağrı Dağı ile bu sıra dağı birbirinden Pamuk Gediği ayırmaktadır ki, Doğubayazıt-Iğdır karayolu buradan geçer.

Ağrı Dağı‘ nın kuzey batısındaki Iğdır Ova’ sından yüksekliği 4500 m. güneyindeki Doğubayazıt düzlüğünden nisbi yüksekliği 3400 m. dir. Bu fark Iğdır Ova’ sının çukurda oluşundandır.

Ağrı Dağı, küçük tepeler teşkil etmeden, birbirine tek başına yükselerek dünya volkanlarının en görkemlisi olmuştur. Dağın zirvesinde kar ve buzlarla kaplı bir krater vardır. Bundan örtülü dağın tepesi  yaz-kış devamlı karla kaplı olarak beyaz görünür. Büyük Ağrı’ nın üzerini bulut örter ve tepe tarafına yazın dahi kar ve yağmur yağar.

Ağrı Dağı yaklaşık 17 km. yarı çapında bir taban üzerine oturmuştur. 1188 km2 yer kaplamaktadır. Çevresi 128 km. dir. Dağın tepe tarafı üç çataldır ve en yüksekliği Iğdır’ a bakandır. Kar sınırı 4000-4500 metreden başlayan dağ, geniş bir alana egemen olduğu için, Karaköse’ nin bir çok yerinden, Iğdır ilinin ve Nahçıvan’ ın her tarafından, Van, Erzurum, Kars, Ermenistan ve İran’ ın yüksek yerlerinden görülebilir. Bu dev kütlenin yakından görünüşü heybetli ve etkileyicidir.

Dağ bir sünger gibi kendi suyunu kendi içine çekerek emer. Dağın emdiği suların bir kısmı Serdarbulak, Yakup, Örtülü ve Topçatan kaynakları ile dışarı çıkar. Ancak yarık bulamayan kar suları dağın eteklerine doğru akar. Dağ eteklerine yaylaya çıkan göçebeler, dağda çok sayıda bulunan evcil ve yabani hayvan bu sulardan faydalanır.

 

 

Ülke turizmi yönünden büyük bir öneme sahip olan; her zaman karlı, her zaman dumanlı… Onun  başı  hep  göklerde… Büyüleyici beyaz zirvesi sonsuza asılmış bir bulut gibi ve yeryüzünden tamamen kopmuş görünen efsane Ağrı Dağı, türkülere sinmiş, aşıklara ilham kaynağı olmuş…

Büyük Ağrı’ nın kuzey yamacında ve 4000 m. yükseklikte Küp Gölü adında bir karakter göl vardır.

Dağın zirvesinde Ağustos ayında bile ısı –6 dereceden aşağı düşmez. Yaz mevsiminin sıcak günlerinde normal ısı  0’ ın  altında -6, -10 arasında olur. Yaylası bol, otlaklarının her mevsimde otları görünür. Ağrı Dağı‘ nın yamaçlarında ağaçsı bitki örtüsünün çok seyrek olduğu dikkati çeker. Bazı kesimlerde bodur huş ağaçlarına ve ardıç çalılıklarına rastlanır.

Kışın Doğubayazıt Ovası karla örtülü olduğu halde, Ağrı Dağı‘ nın güneydoğu, güney ve güneybatı yamaçlarında kar tutmayan pek çok yer vardır. Kışın buradan “kışlak” olarak kullanılıp koyun otlatılır. Bilhassa inek vadisindeki mağaralar, yüzlerce koyunu barındırabilecek genişliktedir.

Tarihi belgeler, Dede Korkut Hikayeleri ile İstahri ve Mukaddesi gibi Arap yazarlarının verdikleri bilgilere göre, önceki yüzyıllarda Ağrı yamaçlarının ormanlarla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde iyice çıplak bir durum kazanan Ağrı Dağı‘ nın etekleri, çevresine tespih taneleri gibi dizilen köylerde çok sayıda beslenen hayvanlara aşırı otlama yüzünden iyice çoraklaşmakta, hatta erozyon baş göstermektedir. Hafif bir rüzgarda Örtülü, Çiftlik, Türkmen ve Gölyüzü Köyleri çevresinde kum fırtınası başlamaktadır.

13:32 - Mayıs 11, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mart 28, 2008
Tags: , , , , , , , ,

“Troya” dans gösterisi 8 Nisan’da

Anadolu Ateşi dans grubunun 3 yılda hazırladığı ”Troya” 8 Nisan’da İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde izleyici karşısına çıkacak.

Antik İda Dağı’nın eteklerinde kurulan Troya kentinin tarihinin dans ve müzik eşliğinde anlatıldığı gösterinin fikir babası Anadolu Ateşi’nin de sanat yönetmeni olan Mustafa Erdoğan.
 
Beyaz perdeye aktarılan destan ilk kez Türkiye’de sahnelenmiş olacak. 45′er dakikalık iki bölümden oluşan gösteride 120 dansçı rol alacak.
 
Troya dans gösterisinin 60 ülkede bin 250 gösteride 10 milyon izleyice ulaşması bekleniyor.

23:53 - Mart 28, 2008 - yorum { 1 } - yorum yaz


written by bilimhaberleri

Mart 25, 2008
Tags: , , , ,

Claudia Cardinale

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı‘ndan (İKSV) yapılan açıklamada, Cardinale’nin Akbank‘ın sponsorluğunda Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 4 Nisan Cuma akşamı yapılacak açılış töreninde, festivalin “Yaşamboyu Başarı Ödülü”nü sahibine takdim edeceği bildirildi.

İstanbul Film Festivali’nde Claudia Cardinale’nin başrollerini Burt Lancaster ve Alain Delon ile paylaştığı Luchino Visconti’nin 1963 tarihli başyapıtı olan ve Cannes’da En İyi Yönetmen dalında Altın Palmiye kazanan “Leopar / Il Gattopardo” da gösterilecek.

Emek Sineması’nda 5 Nisan Cumartesi günü saat 16.00′da gerçekleşecek film gösterimine, ünlü yıldız Cardinale de katılacak ve izleyicilerin karşısına çıkacak.

Tunus doğumlu İtalyan aktris Claudia Cardinale, “Tunus’un En Güzel İtalyan Kızı” seçilerek henüz 18 yaşındayken sinema kariyerine başladı.

Marcello Mastroianni ile başrollerini paylaştığı Fellini’nin “8.5” adlı filmiyle dünya çapında hayran kitlesi edinen oyuncu, Blake Edwards’ın “Pembe Panter”, Rock Hudson’ın “Kapalı Gözler”, Tony Curtis’in “Don’t Make Waves” ile Richard Brooks’un westerni “The Professionals”de rol alarak Hollywood’da da büyük hayran kitlesine kavuştu.
70′in üzerinde filmde rol alan ve Sergio Leone’nin başyapıtı “Bir Zamanlar Batı” ile sinemanın unutulmaz isimleri arasına giren Cardinale, 1999′dan bu yana UNESCO’nun Kadın Hakları Alanında İyi Niyet Elçisi olarak görev yapıyor.

 

12:35 - Mart 25, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz


written by bilimhaberleri


{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->