Fosil yakıtlarının tükenme noktasına gelinmesiyle dev firmalar enerji planları yapmaya başladı. Web ağı devi Google, Amerika'da 2030 yıllarına doğru fosil yakıtlarının sona ereceğini belirterek yeni bir ulusal enerji planı yaptıklarını açıkladı.
Projenin Adı ise "Clean Energy 2030" (Temiz Enerji 2030) olarak konuldu. Google'ın Google.org kolunun daha çok planladığı bu projenin amacı ise 2030 yıllarına gelindiğinde kömür ve yağ gibi nesnelerden elektrik üretmek yerine daha çok rüzgar, nükleer ve geothermal kaynaklardan faydalanmak olduğu söylendi.
Bunun ulusal gelirlere de oldukça faydalı etkilerinin dokunacağı belirtildi. Şimdilik 2030 yılı oldukça uzak bir zaman dilimi görünse de yaklaşan tehlikeyi Google erkenden görmeyi başardı. Fosil yakıtlarının tükenme tehlikesi sadece Amerika'ya özgü bir sorun değil, tüm dünya da bu durum aynı. Artık yavaş yavaş Türkiye'nin de yeni enerji planları yapmaya başlasa iyi olur gibi görünüyor.
08:56 - Ekim 8, 2008 - yorum { 2 } - yorum yaz

ABD
’nin Johns Hopkins Üniversitesi’nin araştırmacıları, çevre koşulları ve beslenme gibi faktörlerle yaşam boyunca herkesin gen yapısında çeşitli değişiklikler olduğunu tespit ettiler. Maryland eyaletindeki üniversitede yürütülen ve Amerikan Tıp Vakfı’nın bilimsel yayınında yarın yayınlanacak çalışmada, bilimadamları, DNA üzerindeki epigenetik (kalıtsal etkilerden çok dışardan gelen etkilerin sonucu) işaretlerin, kişinin yaşamı boyunca değişiklik gösterdiğini ve değişikliklerin büyüklüğünün aynı aile bireyleri arasında benzer olduğunu belirlediler.Yaşlanmayla kanser gibi hastalıkların ortaya çıkmasını açıklayabilecek bu araştırmayı yürüten Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden Dr Andrew Feinberg, epigenetiğin modern tıbbın kalbinde olduğunu görmeye başladıklarını belirterek, her hücrede aynı olan DNA zincirinden ayrı olarak, beslenme rejiminin veya çevre faktörlerinin etkisiyle epigenetik değişikliklerin meydana gelebileceğini kaydetti. Bilimadamı, “Epigenetik diyabet, otizm ve kanser gibi hastalıklarda rol oynuyor olabilir” diye konuştu.
Çalışmalarında 600 kişinin 1991 ile 2002 ve 2005 arasındaki DNA örneklerini analiz eden araştırmacılar, DNA’daki başlıca epigenetik değişim olan toplam metilasyon değişikliklerini ölçtüler. Bunların yaklaşık üçte birinde 11 yıllık süreç içinde metilasyon değişikliği saptayan araştırmacılar, geri dönüşü olmayan bu epigenetik değişikliklerin, neden bazı ailelerin bazı hastalıklara diğerlerinden fazla yakalandıklarını açıklayabilecek kalıtsal özellikler olabileceğini düşünüyorlar.
20:56 - Hazirane 25, 2008 - yorum { 1 } - yorum yaz
Etiketler: Kuba,akciğer kanseri,Hastalıklar,Cuba,Kemoterapi,Bilim adamları,ABD,biyo-teknoloji
Kübalı bilimadamlarının ürettiği ve Küba’daki hastanelerde kullanılmaya başlayan aşı, akciğer kanseri hastalarının ortalama ömrünü ve yaşam kalitesini artırıyor. İncelemelere göre, yan etkileri de kemoterapiyle karşılaştırıldığında yok denecek kadar az... Kübalı bilimadamlarının geliştirdiği ilk akciğer kanseri aşına onay verildi. Küba’daki hastanelerde kullanılmaya başlanan “Cimawax EGF” adlı aşı, akciğer kanseri hastalarının yaşam süresini ortalama 4-5 ay hatta bazı hastalarda daha fazla uzatıyor. Klinik araştırmalar, aşının hastaların hayatta kalma oranını ve yaşam kalitesini artırdığını ortaya koyuyor. Kübalı bilimadamları, aşının akciğer kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının aksine fazla bir yan etkisi de olmadığını söylüyor. Zira aşı sadece kanserli hücreleri hedef alıyor. Kemoterepi tedavisinde görülen yan etkilerden biri saç dökülmesi. Oysa aşı bu tarz yan etkilere yol açmıyor.
YETKİLİLER, HASTALARI DA KÜBA’YA DAVET EDİYOR
Yetkilliler, diğer ülkelerdeki akciğer kanseri hastalarının da Küba’ya tedaviye gelebileceğini söylüyor: “Bu aşı sadece Küba’daki hastanelerde kullanılacak, eczanelerde satışa sunulmayacak.” Ama ABD’dekiler hariç. Küba’ya 1962’den bu yana ambargo uygulayan ABD vatandaşlarına seyahat yasağı uygulanıyor.
AŞININ FİYATIYSA HENÜZ BELİRLENMEDİ
Bazı uluslararası ilaç şirketlerine lisans verildiği, ancak üretimin Küba’da yapılacağı belirtiliyor. 50 kadar araştırma ve geliştirme merkezi bulunan Küba, biyo-teknolojide dünyanın öncü ülkeleri arasında yer alıyor.
20:38 - Hazirane 25, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Etiketler: Japon ,Bilim adamları ,Honk kong ,kalp ,kalp gelisimi ,protein ,IGFBP-4 ,Nature dergisi
Japon bilim adamları Hong Kong'da,kalp gelişimi için önemli bir rol oynayan bir proteini ortaya çıkardılar.
IGFBP-4 adını taşıyan bu proteinin araştırması tamamlandıktan sonra Nature dergisinde yayınlandı. Bu sonuçları ortaya çıkaran Japonya'daki Chiba Tıp Fakültesi bilim adamlarından Issei Komuro, 'molekül etkisiz hale geldikten (alındıktan) sonra, kalplerin zamanla ufaldığını ve bunun sonucunda yok olduğunu belirtti ve sözlerine söyle devam etti: IGFBP-4 adındaki bu molekül, kalp hastaları için, kalplerin yenilenmesi adına kullanabilmeyi umuyoruz. karaciğerden salgılanan bu protein, kalp oluşumundan sonra, dğer bir deyişle embriyonun gelişimi sırasında kalp gelişimini destekliyor.
Kısacası bu molekül kalbin gelişimi için oldukça önemli bir etken.
04:52 - Hazirane 15, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Mars'dan yeni haberler
Mars'a giden Anka Kuşu'ndan yeni haberler var. Anka Kuşu toprağı kazmaya başlıyor. NASA'nın geçen Pazartesi Mars'a başarıyla indirdiği Phoenix uzay aracı, 2,5 metre uzunluğundaki robot kolunun başarıyla denenmesinin ardından kazma işlemine hazırlanıyor. Phoenix programını yöneten Arizona Üniversitesi'nden kıdemli mühendis Pat Woida, robot kolun önceki gün başarıyla denendiğini ve toprakta buz ya da tuz olduğu tahmin edilen zerreler bulduğunu belirterek, kazmaya hazır olduklarını kaydetti. Mars toprağının gevrek olduğunu ve kolayca ufalandığını belirten NASA uzmanları, robot kolun toprağı kazmakta herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını, kazı yapılacak yerde zeminin çok yumuşak olduğunu söylediler. Mars toprağını kazma işlemine bugün başlanması beklenirken, bilim insanları, Phoenix'in yakınındaki üç bölgeyi kazmak için belirlediler ve buralara "Baba Ayı, Anne Ayı ve Bebek Ayı" isimlerini verdiler. Phoenix'in birkaç gün önce kısa devre yaptığı için arızalanan ve en önemli tahlil araçlarından birisi olan Termal ve Gelişkin Gaz Analiz cihazındaki (TEGA) arızayı da gideren mühendisler, TEGA'nın çalışmaya ve analiz yapmaya hazır olduğunu belirttiler. Phoenix, aldığı her toprak numunesini 4 gün sürecek bir analiz aşamasından geçirecek. Toprak örneğini çok yüksek sıcaklıkta tutacak analiz cihazı, çıkan buhardaki bileşenleri belirleyerek, öncelikle karbon ve hidrojen gibi organik bileşenleri bulmaya çalışacak. Programın uzmanları, Phoenix'in son gönderdiği fotoğraflarda, aracın altında ayaklarından birisinin yakınında bulunan beyaz materyalin de eğer buz değilse büyük olasılıkla "kieserit" adı verilen bir tür tuz olabileceğini belirtiyorlar. Asıl görevi Mars toprağını robot koluyla kazarak buz halinde olduğu sanılan suyu ve olası organik maddeler ile mikroskobik yaşam koşullarını bulmak olan Phoenix'in önceki gün gönderdiği fotoğraflar, NASA uzmanlarına, uzay aracının Kızıl Gezegen'in yüzeyinde aradığı buzu ortaya çıkarmış olabileceğini düşündürmeye başlamıştı. Bilim insanları, bu fotoğrafların ardından, uzay aracının güçlü motorlarının iniş sırasında yüzey toprağını ve tozu kaldırarak, buzu ortaya çıkarmış olabileceğini düşünüyorlar. Yeni fotoğraflar bilim insanlarını heyecanlandırırken, buzun yüzeye tahmin edilenden yakın olduğu ve aracın robot kolunun buraya kolaylıkla ulaşabileceği düşünülüyor. Dünya'dan 676 milyon km uzaklıkta bulunan Mars'taki tarihi araştırma, Tucson'daki Arizona Üniversitesi ve NASA'nın Pasadena'daki Jet Motorları Laboratuvarı tarafından ortaklaşa yürütülüyor.
01:36 - Hazirane 9, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Etiketler: ABD,araştırma,massachusetts,teknoloji,MIT,bilim,bilimsel,turk bilim adamları,bilim adamları

ABD'nin en prestijli araştırma enstitülerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) doktora sonrası araştırma çalışmalarını sürdüren Dr. Avni Anıl Argun, enstitünün yakıt pilleri için yeni teknoloji ve malzeme geliştiren araştırma grubunun içinde yer aldı.
ABD'nin en prestijli araştırma enstitülerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) doktora sonrası araştırma çalışmalarını sürdüren Denizlili bilimadamı Dr. Avni Anıl Argun, enstitünün yakıt pilleri için yeni teknoloji ve malzeme geliştiren araştırma grubunun içinde yer aldı.
Enstitüden tüm dünyaya yapılan basın açıklamasında, geliştirilen bu teknoloji sayesinde, çevre dostu yakıt pillerinin özellikle taşınabilir elektronik cihazlarda daha yaygın kullanılabileceği, şu an kullanılan maddelerden daha iyi performansa sahip olduğu ve daha ucuza mal edilebileceği belirtildi.
Enstitüden yapılan basın açıklamasının yanı sıra, bu çalışma 20 Mayıs 2008 günü MIT'nin ana giriş sayfasından da tüm dünyaya duyuruldu.
Metil alkol yakıtıyla çalışan bu cihazın, piyasadaki cihazlara nazaran yüzde 50 daha fazla enerji ürettiği ayrıca, geliştirilen polimer filmin, bu yöntemle oluşturulan filmler arasında en yüksek iletkenliğe sahip olduğu kaydedildi.
Bu teknoloji sayesinde, özellikle taşınabilir elektronik cihazlarda daha az yakıtla daha uzun süreli kullanım sağlanabilecek. ABD'de yayımlanan 'Advanced Materials' isimli bilimsel yayın organının Nisan ayı sayısında Dr. Avni Anıl Argun, Nathan Ashcraft ve Prof. Paula Hammond imzasıyla yayınlanan bu çalışma, Ulusal Bilim Kurumu (NSF) tarafından da destekleniyor.
Dr. Avni Anıl Argun kimdir?
Dr. Avni Anıl Argun 1978 yılında Denizli ilinin Acıpayam İlçesi'nde öğretmen bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. İlköğretimini Acıpayam Cumhuriyet İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1988- 95 yılları arasında Nazilli Anadolu Lisesi'nde eğitimine devam etti.
1995 yılı ÖYS sonucunda Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü'ne girmeye hak kazandı. Yoğun fizikokimya eğitimi ve polimer kimyası dalına olan ilgisiyle 1999 yılında Florida Üniversitesi Kimya Bölümü'nde doktora programına başladı.
Doktora eğitimi süresince, elektrik akımı ile renk değiştiren iletken polimerlerin elektrokimyasal özelliklerini ve gösterge cihazlarına uyarlanmasını inceleyen Argun, 2004 yılında 'PhD' derecesini alarak Kimya Doktoru unvanını kazandı.
Dr. Argun halen MIT Kimya Mühendisliği Bölümü'nde alternatif enerjiler konusunda doktora sonrası araştırma çalışmalarını sürdürüyor.
Evli ve 1 çocuk babası olan Dr. Avni Anıl Argun'un, uluslararası bilimsel dergilerde 15'in üzerinde makalesi ve 3 patenti bulunuyor.
Bilimsel başarıları arasında öne çıkanlar ise, 2003 yılında ürettiği tamamen plastik malzemelerden oluşan elektrokromik cihaz ve 2008 yılında kat-kat polimer fabrikasyonu yöntemini kullanarak geliştirdiği yakıt pili.
00:06 - Mayıs 28, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Etiketler: AIDS, Parkinson,Alzheimer ,ABD,Çin,moleküler biyoloji ,genetik mühendisliği , DNA , TÜBİTAK , Noksonlarının Alel Genler

Osmaniye Anadolu Lisesi ikinci sınıfında öğrenim gören İbrahim Kuşçu, İskoçya'da klonlanarak dünyaya getirilen ilk koyun ''Dolly'' ile ilgili araştırmalarından esinlenerek hazırladığı ''DNA Kök Hücre'' projesi, TÜBİTAK tarafından ''2008 Yılının Genç Biyoloğu'' olarak ödüllendirilmesini sağladı.
Kuşçu (16), AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının 1995 yılında Londra Büyükelçiliğinde polis memuru olarak görev yaptığını, orada doğduğunu ve aldığı İngilizce eğitimin yaşamının tüm alanında yararlı olduğunu söyledi.
İskoçya'nın Roslin Enstitüsünde klonlanan ilk memeli "Dolly" adlı koyunun dünyaya gelmesiyle genetik mühendisliğinde önemli gelişmelerin yaşandığını, genlerin laboratuvar koşullarında biçimlendirilmesinin ilgisini çektiğini belirten Kuşçu, şöyle devam etti:
"Geçen yıl Adana'da gerçekleştirilen '15'inci Ulusal Bilim Olimpiyatları Biyoloji Yarışmasında' Akdeniz bölge birincisi, Türkiye sekizincisi oldum.
Bu yılın başlarında TÜBİTAK tarafından düzenlenen yarışmaya 'DNA Intron ve Noksonlarının Alel Genler Üzerindeki Rejenesyonları Sonucu Oluşan Kök Hücre Tedavisi' adlı projem ve geçen yılki Biyoloji Olimpiyatları'ndaki başarımdan dolayı '2008 yılının Genç Biyoloğu' seçildim.
Projemde, İskoçya'da klonlanan Dolly ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinde klonlanan 'Oyalı" adlı koyunlardan esinlenerek gen transferi yöntemi, ıslah çalışmaları sonucu elde edilen verimli ürünün niteliği değişmeksizin seri olarak üretileceğini savundum.
İnsanlarda diyabet, kalp gibi genetik hastalıklara bunun çözüm olacağını belirttim. Ayrıca, her yıl binlerce kişi organ bulamadığı için ölüyor. Bu yöntemle kalp, böbrek, pankreas gibi yeni organlar üretilebileceğini anlattım. Ayrıca halen tedavisi bulunmayan AIDS, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklara çözüm olacağını öne sürdüm."
Yurtdışında ABD ve Çin gibi genetik mühendisliği konusunda önemli çalışmaları bulunan ülkelerin üniversitelerinde öğrenimini sürdürmeyi hedeflediğini belirten Kuşçu, iki farklı dershaneye burslu olarak devam ettiğini, Türkiye'nin ünlü üniversiteleri tarafından izlendiğini belirterek, "moleküler biyoloji ve genetik mühendisliğinde dünya çapında bilim adamı olmayı hedefliyorum" dedi.
23:58 - Mayıs 27, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Ay'a ismini gönder!
Etiketler: nasa, aya ismini gönder, lunar reconnaissance orbiter, lro, uzay aracı, keşif uydusu, send your name to the moon, veritabanı, katılımcı, sertifika, isim, dönüş

Nasa isteyen herkesin Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO) yardımı ile ay'a ismini yollamasına olanak sağlıyor. Ay’a adını gönder sayfasında bulunan kısımlarını doldurarak, nasa'nın veritabanına isminizi kaydetmiş oluyorsunuz. Daha sonra bu veriler ay’a gidecek olan keşif uydusu LRO’da bulunan bir mikroçipe aktarılacak ve isminiz de aya gönderilmiş olacak. İsminizi sisteme gönderdikten sonra kaydedilen isme düzenlenmiş olan katılımcı sertifikasına da ulaşıyorsunuz.

Adınızı, 2008’in sonlarında gönderilmesi planlanan LRO uzay aracına yerleştirilmek üzere, veritabanına kaydettirmek için son tarih 27 Haziran 2008.
kaynak.
15:06 - Mayıs 7, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Google okyanusa dalıyor
Etiketler: Google,Oşinografi,Okyanus coğrafyası,Uzmanlar,Kalifornya,California

Google, Aralık ayında oşinografi (okyanus coğrafyası) uzmanlarından oluşan bir danışman grubu ve dünyanın dört bir yanındaki kurumlardan araştımacıları Kaliforniya'daki merkezinde topladı. Burada 3D bir okyanus coğrafyası haritası oluşturmanın planlarına başladılar.
13:55 - Mayıs 4, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
Neandertaller
Etiketler: neandertaller, neandertal, ilk insanlar, modern insan, evrim, evrim teorisi
Florida Atlantik Üniversitesinden antropolog Robert McCarthy, 50.000 yıllık fosiller üzerinde yaptığı çalışmalar ve bilgisayarların yardımıyla ilk insanların (neandertaller) sesini taklit etmeyi başka bir deyişle ilk insanları seslendirmeyi başardı. Bu haber ile ilgili ingilizce kaynak burada ve Türkçe olarak da şuradan inceleyebilirsiniz.
03:45 - Nisan 18, 2008 - yorum { yok } - yorum yaz
<- : : Sonraki Sayfa ->





